03 Haziran 2019 16:33

90'lı yıllarda yakınlarını kaybedenler bayram kutlayamıyor

Diyarbakır’da 90’lı yıllarda yakınlarını kaybedenler, ziyaret edebilecek bir mezarlarının olmadığını belirterek, bayramın kendileri için kara günler olduğunu söyledi.

Diyarbakır’da 90’lı yıllarda yakınlarını kaybedenler, ziyaret edebilecek bir mezarlarının olmadığını belirterek, bayramın kendileri için kara günler olduğunu söyledi

Fotoğraf: MA

Paylaş

Diyarbakır’da 90’lı yıllarda gözaltında kaybedilen faili meçhul cinayetler sonucu yakınlarını yitiren aileler, adalet arayışları bir sonuca varmaması ve ziyaret edebilecek bir mezarlarının bulunmaması nedeniyle on yıllardır bayram kutlamıyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi’yle 538 haftadır “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle oturma eylemlerini sürdüren kayıp yakınları, bayramların kendileri için kara günler olduğunu belirtiyor.

YILLARDIR 2 OĞLUNU ARIYOR

MA’dan Aydın Atay’ın haberine göre; kayıp yakınlarının her hafta düzenlediği eyleme istisnasız katılan anne Hayriye Doğan, artık tam olarak hangi tarihte kaybedildiğini hatırlayamadığı 2 oğlunu arıyor. Küçük oğlu Abdulkadir Doğan’ın 1996 yılında yaşamını yitirdiğini duysa da cenazesine ulaşamadıklarını belirten anne Doğan, diğer oğlu Mehmet Ali Doğan’dan ise hiçbir şekilde haber alamadıklarını söyleyerek, Onları aramaya da devam edeceğiz” dedi.

26 YILDIR ARIYOR

Bir diğer kayıp yakını İffet Mutaş ise, tam olarak 26 yıldır iki kardeşini arıyor. Yaşadığı sürece her hafta İHD ile gerçekleştirilen eyleme katılacağını söyleyen anne Mutaş, kardeşleri Mehmet Tekdağ ve Ali Tekdağ’ı aramaktan vazgeçmeyeceğini vurguladı.

“TEK BİLDİĞİMİZ BİR DAHA DÖNMEDİ”

Bölgede 90’lı yıllarda cadde başlarında ve sokak ortalarında insanların katledildiğini anımsatan anne Mutaş, kardeşlerinin hikayesini şöyle anlattı: “Mehmet, 1993 yılının 12 Şubat’ında öğleden sonra evinden çıkıp postaneye giderken katledildi. O dönemde cadde başlarında ve sokak ortalarında insanları öldürüyorlardı. Devlete bağlı kişilerce öldürüldüğünü biliyoruz ama katili kimdir bilmiyoruz. Evden çıkıp gitti, bir daha dönmedi. Sadece bunu biliyoruz.

"BEYAZ TOROS İLE KAÇIRDILAR"

Ali de 19 defa gözaltına alındı. En sonunda 8 yıl ceza verdiler. Cezaevinden çıktıktan sonra yine defalarca darp edildi, gözaltına alındı. Dağkapı’da 1994 yılının 13 Kasım’da ateş edildikten sonra ‘Beyaz Toros’a bindirip kaçırdılar. 100 güne yakın ellerinde sağ kalmış. İşkence etmişler günlerce. Silvan ve Diyarbakır arasında bulunan bir tarlaya götürmüşler, orada da işkence yapmışlar. Metrelerce kabloyu üzerinde eritmişler. Onu konuşturamamışlar. Kurşuna dizip, yaktıktan sonra aynı yerde gömmüşler. Mezar yerini bugüne kadar bulamadık.

"SİLVAN YOLUNDA HEP ALİ’Yİ ÇAĞIRIYORUM"

Yolum ne kadar Silvan tarafına düşse, oralardan geçsem pencereden başımı çıkarıp Ali’yi çağırıyorum. ‘Ali biliyorum buradasın ama neredesin bilmiyorum. Biliyorum sen beni görüyorsun ben seni göremiyorum.’ Çobanlara ‘Ali’nin mezarını görmediniz mi’ diyorum. Orada biraz kümelenmiş bir toprağı görsem Ali’nin mezarı mıdır diye düşünmekten alı koyamıyorum kendimi.”

“BAYRAM BİZİM İÇİN KARA GÜN”

Gazeteciye “Bayram geliyor. Sana beni konuşturma dedim oğlum” diyen anne Mutaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Herkes kardeşinin evine gidiyor. Bizim için bayram kara gün. Bayram geldiğinde daha çok zorlanıyorum. Evlat diye de ağıt yaktım, kardeş diye de. Yaşadıklarımızdan sonra yüzü kapalı JİTEM’ciler evimizi bastı, Ali nerede dediler. Babam sizde dedi. Babamın göğüs kısmına tekme attılar, yere düştükten sonra dövmeye devam ettiler. 3 gün yerde kaldı. Doktor mide damarlarının tıkandığını söyledi. 2 ay sonra babamı da kaybettik. Yaşamımız boyunca onları aramayı sürdüreceğiz”

“VASİYETİMDİR…”

“Bir mezar taşları olsun” diye yıllardır mücadele eden anne Mutaş, “Başında bir Fatiha okumak istiyorum. Mezar taşına elimi sürsem sanki Ali’nin başını okşamış gibi olacağım. Siz gazetecilere de vasiyetimdir. Eğer Ali’nin mezarının bulunduğunu duysanız beni oraya götürün, küçücük kemiği dahi kalmış olsa göğsüme basıp huzur içinde ölmek istiyorum. Yaşadığım müddetçe unutmayacağım. Mezarlarımı istiyorum. Barış istiyorum” İfadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Nâzım Hikmet Moskova’da anıldı

SONRAKİ HABER

Figen Yüksekdağ, Metin İlgün için başsağlığı mesajı yayımladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa