30 Mayıs 2019 17:05
Son Güncellenme Tarihi: 30 Mayıs 2019 17:38

Şık'tan Sağlık Bakanlığına soru: Riskleri bertaraf etmek için önlem aldınız mı?

Sağlık Bakanlığı’nın gizlediği kanser raporunu açıkladığı için yargılanan Dr. Bülent Şık, "Bakanlık riskleri bertaraf etmek için ne gibi önlemler aldı" sorusunu yöneltti.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Sağlık Bakanlığı’nın halktan gizlediği kanser raporunu bir yazı dizisiyle halka duyurduğu gerekçesiyle 12 yıla kadar hapsi istenen bilim insanı Bülent Şık hakkındaki açılan davanın ikinci duruşması görüldü. Sağlık Bakanlığına söz konusu araştırma hakkında çıkan sonuçlarla ilgili hangi önlemlerin alındığı sorulması yönündeki talebin dosyanın esasına bir katkı sağlayamacağı gerekçesiyle reddedildi. Duruşma, avukatların esasa ilişkin savunma yapmaları için 29 Eylül'e ertelendi.

Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi'nde görülen davayı, İstanbul, Ankara, Antalya, Kırklareli, Tekirdağ ve Kocaeli barolarından temsilciler, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Halkevleri Eş Genel Başkanı Nuri Günay, barış akademisyenleri, yaşam savunucuları ve çok sayıda yurttaş katıldı.

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek duruşma salonun küçük olması nedeniyle 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmada Bülent Şık ve avukatları hazır bulundu.

"DERHAL BERAAT KARARI VERİLMELİDİR"

Bilirkişi raporunda, söz konusu olayın daha önce haberlerinin yapıldığı ve bundan kaynaklı da gizliliğinin kalmadığına yer verildi. Sağlık Bakanlığı da yazısında söz konusu bilgilerin gizli kalması gerektiğine ilişkin her hangi bir kanun ya da düzenleyici işlem olmadığını, yalnızca özel hukuk alanında değerlendirebileceğine yer verdi.

Şık'ın avukatlarından Can Atalay söz alarak beyanda bulundu. Atalay, dosyaya gelen bilirkişi raporu ve Sağlık Bakanlığı’nın raporunun savunmalarını doğrular nitelikte olduğunu vurguladı. Bilirkişi raporunun, söz konusu bilgilerin sanık tarafından yayılmadığını, sanıktan önce kamuoyunca bilindiğini doğruladığını aktaran Atalay, niteliği bakımından gizli kalması gereken belgelerin Bülent Şık tarafından açıklanmadığını ve suçun maddi unsurlarının oluşmadığını belirtti. Atalay, "Yargılamayı daha fazla uzatmanın manası yok. Mahkeme bu durumda derhal beraat kararı vermelidir" dedi. Hâkimin daha önce de derhal beraat talebi olduğunu ve reddedildiğini hatırlatması üzerine Atalay, bu seferki talebin farklı olduğunu, bilirkişi raporunun aynı konuyla ilgili basın yayın organlarında daha önce defalarca haber yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Atalay’ın ardından savunmasını yapan Bülent Şık “Dosyaya gelen bilirkişi raporundan sonra bu yazının konusuz kaldığını tekrar vurgulamak isterim. Mahkemenizin talebi sonucu hazırlanan raporda, benim yazılarımdan önce de benzer haberlerin yayınlandığı tespit edilmiş durumdadır. Buna göre artık gizli kalması gereken bilgilerden söz etme olanağı yoktur, kamuoyu bunları zaten genel itibarıyla bilmektedir” dedi.

ŞIK, BAKANLIĞA SORU SORULMASINI İSTEDİ

Şık, “Bakanlığa şu soruyu sormak gerekiyor. ‘Araştırma çalışmasından elde edilen bilgiler insan sağlığı, özellikle de çocuk sağlığı açısından çeşitli riskler olduğunu gösteriyor. Bakanlık bu riskleri bertaraf etmek için ne gibi önlemler almış ya da ne gibi girişimlerde bulunmuştur?’ Riskler derken belirsiz değil aksine sağlık üzerindeki zararlı etkilerini bildiğimiz durumlardan söz ediyorum. Örneğin gıda ürünlerinde ya da sularda bazı kanserojen kimyasalların kalıntısının bulunması zaman içinde çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilmektedir; bunu biliyoruz. Araştırma biteli üç yıldan fazla bir zaman geçti. Dolayısıyla ‘önlem almak için ne yaptınız’ sorusunu bakanlığa sormak çok kritiktir. Ve mahkemenizden sadece bu sorunun bakanlığa sorulmasını talep ediyorum” ifadelerini kullandı.

"Halk sağlığı açısından bu kadar önem taşıyan bir konuda sadece benim yaptığım açıklamaların suç sayılması üzerinden bir yargılama yapılmasını yadırgıyorum" diyen Şık, "Bu yargılama süreci sonunda belki ceza alacağım, belki beraat edeceğim; bilemiyorum. Elbette beraat etmek isterim. Ama meselenin en önemli odak noktasını gözden kaçırmamalı, dile getirmekten, tartışılmasını sağlamaktan vazgeçmemeliyiz. Dar uzmanlık alanlarına giren, karmaşık konulara yaslanan bilimsel çalışmaları kamusal alana taşımayı, uzmanlık alanlarına hapsolmuş tartışmaları kamusal kılmayı, toplumun çıkarlarını önceleyen bir bakışla kamu kurumlarının topluma karşı sorumluluklarını hatırlatmaktan vazgeçmemeyi bir akademisyenin en önemli sorumluluğu olarak görüyorum. Bu çerçeveden bakıldığında bazen bitmemiş bir çalışmanın sonuçları bile halka açıklanabilir" diye konuştu.

"DEVLETİN YAPMADIĞINI ŞIK YAPMIŞTIR"

Şık’ın ardından Tekirdağ Barosu Başkanı Sedat Tekneci söz alarak, “Bülent Şık’ın çalışma yaptığı bölgede yaşıyorum. Bülent Bey’in raporu olmasa biz bunu öğrenemeyecektik. Devletin yapmadığını Şık yapmıştır” diye konuştu. Kocaeli Baro Başkanı Bahar Gültekin Candemir de,  “Yaşam hakkı yasalarla güvence altındadır. Buna yönelik her müdahale suçtur. Benim her gün ölerek yaşamıma devam mı etmem gerekiyor? Yargılama sürecinin bir an evvel son bulması gerek ki insanların adalete olan inancı incinmesin” dedi.

29 EYLÜL'E ERTELENDİ

Verilen aranın ardından hakim, Sağlık Bakanlığına söz konusu araştırma hakkında çıkan sonuçlarla ilgili hangi önlemlerin alındığı sorulması yönündeki talebin dosyanın esasına bir katkı sağlayamacağı gerekçesiyle reddederek, avukatların esasa ilişkin savunma sunmaları için mahkemeyi 29 Eylül saat 14.00'a erteledi.

"BU MESELE HEPİMİZİ İLGİLENDİRİYOR"

Duruşma sonrası Bülent Şık, İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Şık, “Bugün duruşmada dile getirdiğim gibi; Bu çalışmadan elde edilen bilgiler hem yaygın kirlenmenin tespitini hem de bu sorunu nasıl çözüleceğini işaret etmesine rağmen hiçbir şey yapmamayı tercih ediyorlar.  Bu mesele hepimizi ilgilendiriyor. Sadece o kentlerde yaşayan insanları değil. Bu çalışmanın yapıldığı 5 kentte üretilen gıda maddeleri Türkiye'nin her tarafına gidiyor. Marmara Denizi'nden çıkan balıkları herkes yiyor. Bu bir tür memleket meselesi” diye konuştu. “Burada görev sadece Sağlık Bakanlığında değil” diyen Şık, “Gerek Tarım Bakanlığı gerek Çevre Bakanlığı yerel yönetimler ve farklı kamu kurumları bunu önlemek için mutlaka devreye girmek zorunda.Böyle bir devreye girmenin olabilmesi için de bakanlığın elindeki verilerin yayınlanması gerekiyor. Ama mahkeme hala belgenin açıklanması yasak ya da gizli olması iddiası üzerinde sürüyor” dedi.

ŞIK'IN AÇIKLADIĞI RAPORDA NELER YER ALDI?

Dr. Bülent Şık, Kocaeli, Ergene Çayı havzasında yer alan Kırklareli, Edirne, Tekirdağ ile Antalya’da yapılan, Sağlık Bakanlığı’nca sonuçları kamuoyuna açıklanmayan araştırmayı halka duyurmuştu.

Sağlık Bakanlığı, 2011-2015 yılları arasında bölgede bir araştırma yapma kararı aldı ve araştırma kapsamında Şık’ın da aralarında olduğu bilim insanları tarafından binlerce gıda, su örnekleri tarandı, atıkların insan sağlığına zararları araştırıldı.

Araştırma, 8 milyon insanın yaşadığı bölgedeki çevre kirliliğinin gıdalarda ve suda kanserojen etkiler yarattığını ortaya koyuyor. 

AĞIR METALLER VE TOKSİT BİLEŞİKLERİ

Araştırmanın sonuçları bölgede insan sağlığına zarar verecek ölçüde çevre kirliliği olduğunu gösteriyor. Çeşitli gıdalarda ve içme suyu olarak kullanılan bazı su kaynaklarında pestisitler, ağır metaller, poliaromatik hidrokarbonlar vb. gibi toksik bileşiklerin yüksek düzeyde kalıntıları tespit edildi. Bazı yerleşim bölgelerindeki suların kurşun, alüminyum, krom ve arsenik kirliliği nedeniyle içilemez durumda olduğu belirlendi.

ERGENE HAVZASINDA HER BEŞ ÖLÜMDEN BİRİ KANSERDEN

Bülent Şık’ın araştırma sonuçlarında yer verdiği bilgilere göre, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne’de her beş ölümden biri, Kocale Dilovası’nda her üç ölümden biri, Antalya’da ise her on ölümden biri kanserden kaynaklanıyor.

İHRAÇ EDİLDİ, HAKKINDA İDDİANAME HAZIRLANDI

Şık, barış bildirisine imza attığı gerekçesiyle Ocak 2016’da görev aldığı bütün projelerden çıkartıldı. Aynı yılın sonunda üniversiteden ihraç edilmişdi. Çalışmalarını sürdüren Şık, Cumhuriyet gazetesinde yer alan 4 günlük bir yazısı dizisi ile raporu kamuoyuna duyurdu. 

Yazı dizisinin ardından Sağlık Bakanlığı’nın suç duyurusu üzerine Şık hakkında soruşturma başlatıldı. İstanbul Başsavcılığı Şık hakkında iddianame düzenledi. Şık hakkında “Açıklanması yasaklanan gizli bilgileri açıklama, temin etme, göreve ilişkin sırrın açıklanması” gerekçesiyle 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Şık hakkındaki davanın görülmesine 7 Şubat'ta başlandı. (İstanbul/ EVRENSEL)

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

"Kuzey Ormanları ‘Muhafaza Ormanı’ ilan edilerek korumaya alınmalı"

SONRAKİ HABER

Darıca'da bulunan VİP Giyim'in patronu, sendikal faaliyet yürüten işçiyi işten attı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa