27 Mayıs 2019 10:43

Demirtaş: İstanbul adayı olsam, billboardlara ayna koyardım

Demirtaş, aralarında Genel Yayın Yönetmenimiz Fatih Polat’ın da bulunduğu 34 gazeteci, yazar ve eleştirmenin birer sorusunu yanıtladı. 

Fotoğraf: MA

Paylaş

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, aralarında Genel Yayın Yönetmenimiz Fatih Polat’ın da bulunduğu 34 gazeteci, yazar ve eleştirmenin birer sorusunu yanıtladı. Demirtaş, "23 Haziran seçiminde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olsaydınız, ana sloganınız, sloganlarınız ne, neler olurdu?" sorusuna şu yanıtı verdi: Bütün billboardlara koyacağım aynanın üzerine de seçim sloganımızı yazardım: İstanbul’un yeni belediye başkanı. Lütfen daha yakından bakın. 

Gazete Duvar'dan İrfan Aktan "Selahattin Demirtaş: Dilene dilene değil, direne direne kazanıyoruz" başlığıyla yayımlanan yazısında eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın 34 gazeteci, yazar ve eleştirmenin birer sorusunu yanıtladığını aktardı. 

Demirtaş'ın gazetecilerin sorularına verdiği bazı yanıtlar şöyle:

1- Fatih Polat (Gazeteci): Devran’da, karakter inşası bakımından en başarılı bulduğum, beni çok etkileyen, politik göndermelere en uzak öykü olan, cenaze levazımatçısını anlattığınız ‘Yeni Hayat’ olmuştu. Hatta okurken, Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli’ndeki efsane karakteri ‘Zebercet’ geldi aklıma. Bir edebi metin olarak, kurgu payını bir kenara koyarak soruyorum, bu kadar başarılı canlandırdığınız cenaze levazımatçısının hayatınızda bir karşılığı var mı?

Öykünün hayatımda doğrudan bir karşılığı yok Fatih. Fakat benzer durumlarla çok karşılaştım. Bulunduğu konumu ve yeteneklerini doğru değerlendirerek yeni bir yaşam inşa etmeyi bir kenara bırakıp, fantastik maceralarda hüsranı yaşayanları çok gördüm. Uç bir örnekle, kurmaca yoluyla anlatmaya çalıştım birazcık.

2- Mehveş Evin (Gazeteci): Ekrem İmamoğlu ve CHP’nin İstanbul siyasetini nasıl değerlendiriyorsunuz? İmamoğlu, Türkiye’nin demokratikleşmesi adına bir umut mu? 31 Mart’taki gibi 23 Haziran için de seçmenlere bir çağrı yapacak mısınız?

Kutuplaştırma, öfke dili ve gerilimden usanmış topluma daha birleştirici, kucaklayan bir dille seslenmek ve bunu inanarak yapmak önemlidir. Toplum da buna değer veriyor haklı olarak. Ben dışarıdayken de çok defa söylediğim gibi, umudu kişilere bağlamak doğru olmaz. İlkelere ve bu ilkeler etrafında birleşmiş daha geniş mücadele birliklerine ihtiyaç var. Herkesin demokrasi cephesi gibi kolektif yapıların oluşmasına destek vermesi ve böylesi yapıların parçası olarak mücadele etmesi daha elzemdir. Kişiler üzerinden yürüyen mücadeleler, demokrasi kültürünün oluşmasına yeterli ve kalıcı katkı sağlamaz. Sayın İmamoğlu’nun da mevcut pozisyonunu ve haklı halk desteğini kalıcı hale getirebilmesinin yolu budur. 23 Haziran seçimine ilişkin partim HDP tavrını ortaya koyuyor zaten. Benim de bundan farklı bir tutumum olmaz. Gelişmeleri izleyip, neler yapabileceğimizi partimle istişare edeceğim elbette. A’dan Z’ye Buraya Nasıl Geldik kitabını okudum, çok başarılıydı. Eline, emeğine sağlık.

3- Nadire Mater (Gazeteci): 23 Haziran seçiminde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olsaydınız, ana sloganınız, sloganlarınız ne, neler olurdu? Nasıl bir İstanbul vaat ederdiniz ki, bu farklılıklar/farklar sadece size oy verenleri değil, size oy vermeyi aklından geçirmeyenlerin bile sandık başında bir an da olsa Demirtaş’ı düşündürtecek kadar gönüllerini çelerdi?

Doğrudan demokrasinin hayata geçebilmesi için gerekenleri yapardım. Bütün ilçelerdeki bütün meydanlara ücretsiz ve hızlı wi-fi bağlantısı sağlardım. Özel bir kodla herkesin telefonuna yüklenmiş programlarla, isteyen herkesin belediye meclisinin ve belediye başkanının alacağı tüm kararlar için online oylamaya katılabilmesinin yolunu açardım. Karar alma, öneride bulunma, eleştiri yapma ve denetleme süreçlerinin tamamı tüm İstanbullulara açık hale gelinceye kadar bunu yaygınlaştırırdım. Bu şekilde referanduma tabi tutulmamış hiçbir kararı almaz ve uygulamazdım. Gerçek bir halk demokrasisi inşa etmeden yapılacak her şey az ya da çok aldatmacadır. Demokrasi kültürünü geliştirmeden ne farklılıkları bir arada yaşatabiliriz ne emek ve doğa sömürüsünü engelleyebilir ne de talanı, yolsuzluğu, hırsızlığı önleyebiliriz. Bütün billboardlara koyacağım aynanın üzerine de seçim sloganımızı yazardım: “İstanbul’un yeni belediye başkanı. Lütfen daha yakından bakın” Selamlar, sevgili Nadire Mater.

“BİZ DİRENE DİRENE KAZANIYORUZ, DİLENE DİLENE DEĞİL”

4- Selin Girit (Gazeteci): 23 Haziran seçimlerinden yalnızca 4-5 gün önce, halen tutukluluk halinizin devamına neden olan yargılandığınız davanın son duruşması yapılacak. Bazı medya organlarında HDP ile AKP arasında sizin tahliyeniz üzerinden bir pazarlık yürütüldüğü yönünde iddialar yer aldı. Böylesi bir pazarlık söz konusu mu? 19 Haziran’da tahliye kararı bekliyor musunuz? Olası tahliyenizin HDP seçmeninin 23 Haziran’daki tercihini nasıl etkileyeceğini öngörüyorsunuz?

Selin Hanım, dışarıdan nasıl görüyorsunuz bilmiyorum ama faşizme karşı en güçlü mücadeleyi yürütüyor olmamıza, her dönemde en ağır bedelleri ödüyor olmamıza rağmen halen bizleri ucuz, ilkesiz pazarlıkların partisi olarak görmekte ısrar edenlere söyleyecek söz bulamıyorum. Sorunuzda yer verdiğiniz türden bir pazarlığı yapacak tıynette olsaydık iki buçuk yıldır burada olmazdık zaten. Demokrasinin, barışın imkanlarını artırmak, her fırsatı ilkesel bir kazanıma dönüştürmek için de AKP dahil tüm partilerle TBMM çatısı altında görüşme yapılmasına da asla karşı değilim. Siyasi partilerin işi bir yandan kesintisiz mücadeleyi sürdürürken diğer yandan bu direnişin diplomasisini, siyasetini yapmaktır. Herkese mübah olanın HDP’ye haram kılınması asla kabul edilemez. Diğer bütün partiler her fırsatta bir araya gelerek ortak çıkarları etrafında diyaloglar geliştirirken bunun adı siyaset oluyor da HDP herhangi bir partiyle diyalog kurunca bunun adı neden pazarlık oluyor? Kaldı ki, HDP de kendi ilke ve çıkarları doğrultusunda pazarlık yapabilir, bu da onun hakkıdır. Fakat güya benim tahliyem üzerinden HDP seçmeninin iradesini peşkeş çekeceğimiz iması bile nahoştur. Bu iddia o kadar boştur ki, benim 4 yıl 8 ay uyduruk bir cezayla başka bir davadan hükümlü olduğumu bile göz ardı ediyorlar. Bu tür yaklaşımlar aşağılayıcı, küçük düşürücüdür. Biz direne direne kazanıyoruz, dilene dilene değil. Herkesin içi rahat olsun ve bize güvenmeye devam etsin diyorum. (HABER MERKEZİ)

ÖNCEKİ HABER

The SEC ruling has tarnished every election that has been and will be held!

SONRAKİ HABER

Kılıçdaroğlu'dan 2. yıl dönümünde “Adalet Yürüyüşü” açıklaması

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa