27 Mayıs 2019 04:30

YSK ne demiş oldu?

Hukukçu Neval Oğan Balkız, YSK'nin İstanbul seçimlerinin iptaline ilişkin açıkladığı gerekçeli karar üzerine yazdı.

Fotoğraf: DHA

Paylaş

Neval OĞAN BALKIZ
Hukukçu/Akademisyen

Yaşananlar karşısında A. Einstein’ın; “Hiçbir sorun, onu yaratan bilinç düzeyiyle çözülmez” saptamasını düşünüyorum sürekli. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptaline ilişkin “gerekçeli” (?) kararı, şekli ve maddi hukuk açısından anayasaya, seçim hukukuna, YSK’nin daha önce vermiş olduğu kendi kararlarına ve hukukun genel ilkelerine açıkça aykırı!

Bu gerçeklik, karara muhalefet eden Kurul Başkanı dahil dört üyenin dayandıkları gerekçelerde de açıkça yer alıyor. Durum böyleyken, bu ‘hukuksuz’ ve meşru olmayan kararı, (inatla) hukuksal bağlamda ve hukuk açısından açıklama çabalarını, bir hukukçu olarak anlamlı bulmuyorum! Evet, “Hiçbir sorun, onu yaratan bilinç düzeyiyle çözülmez.” Bu kararı alanlar, kararın hukuksuz olduğunu biliyorlar! Bu kararın alınmasından medet umanlar, kararın hukuksuz olduğunu biliyorlar! Bu karardan mağdur olanlar da, iradesi gasbedilen, yok sayılan seçmenler de kararın hukuksuz olduğunu biliyorlar! (L.Cohen’in şarkısı  “Everybody knows/Herkes biliyor” çağrışım oluşturuyor!)

Kuvvetler ayrılığı ilkesinin ortadan kalktığı, anayasal norm hiyerarşisinin gözetilmediği, bağımsız, denetlenebilir, hukuken işlevi tanımlanmış kurum ve kurulların organizasyonundan oluşmuş devlet yapısının tekil bir irade içerisinde bütünleştiği, hukuk üstü bir yönetim yapılanması içerisinde; toplanma ve karar alma çoğunluğu hukuken sorunlu, üyelerin görev sürelerinin uzatılma yöntem ve gerekçelerinin kamuoyunda şüphe uyandırdığı, mühürsüz oy pusulalarını geçerli sayma gibi seçim hukukuna bütünüyle aykırı kararlar alabilen YSK, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Seçimini, AKP’nin “kimi sandık kurulları başkanlarının kamu görevlisi olmaması” gerekçesiyle yaptığı itirazı kabul ederek, iptal etti!

Ancak, YSK kararında, sandık kurulları başkanlarının kamu görevlisi olmamasının seçim sonuçlarına müessir/etkili olduğuna ilişkin tek bir kanıt göster(e)medi!.. Kararda, iptale gerekçe gösterilen 754 sandıkta kullanılan oyların dağılımına ilişkin bir bilgi dahi yer almadı!

AKP'li sandık kurulu üyelerinin ve müşahitlerin bu sandıklarda tek bir itirazlarının olmadığı gerçeğini görmezden geldi. Sandık kurullarının oluşumuna süresi içinde itiraz edilmedikçe iptal gerekçesi olamayacağına ilişkin kendi verdiği emsal kararları da yok saydı.

Kısa kararın hüküm sayılması ve gerekçeli kararın da kısa kararla uyumlu olması şeklindeki genel hukuk ilkesini yok sayarak, gerekçeli kararda kısa kararda olmayan konular da iptale dayanak gösterdi.

20 Nisan 2019’da vermiş olduğu “sandık kurullarının 2 Mart 2019 tarihinde kesinleştiğini” içeren ve İstanbul seçiminin iptal edilmemesi gerektiğini gösteren önemli bir emsal oluşturan Kemalpaşa kararına atıf yapmak yerine ‘karara ait dosyayı incelediklerini’ belirterek, emsal karardan kaçarak seçimi iptal etti.

Yani…

YSK, belli kesimlere “bak, elimden geleni yaptım” demiş oldu!..

Diğer yandan YSK; gizli olmayan ama saklı bir şekilde: “Oylar çalınmadı” dedi!

“Seçimde hile yok” dedi!

“Seçimin kazananı belli” dedi! Ve, seçimi iptal etti!..

Şimdi yine ve yeniden seçim var...

Türkiye aynı Türkiye!..

Adaylar, aynı adaylar!..

YSK aynı YSK!..

Ya biz seçmenler? Aynı “bilinç düzeyi” ile aynı yerde miyiz hâlâ?

ÖNCEKİ HABER

Sivil darbeden askeri darbeye 27 Mayıs

SONRAKİ HABER

Bodrum'da mülteciler taşıyan tekne battı: 1 çocuk kayıp

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa