23 Mayıs 2019 01:05
Son Güncellenme Tarihi: 23 Mayıs 2019 11:21

YSK’nin iptal gerekçeleri: Dağ fare doğurdu

Avukat Kamil Tekin Sürek, seçimlerin iptal sürecini ve YSK'nin İstanbul seçiminin iptaline dair gerekçeli kararını Evrensel'e değerlendirdi.

Fotoğraf: Raşit Aydoğan/AA

Paylaş

Kamil Tekin SÜREK

YSK gerekçelerine geçmeden birkaç tespit yapmak gerekiyor.

Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP önceli milli görüşçü partilerde kariyer yapmasının birinci nedeni, seçim oyunlarında usta olmasıdır. Milli Selamet Partisi’nden bu yana Milli Görüş Çizgisini temsil ettiği öne sürülen ve Necmeddin Erbakan’ın başkanlık ettiği partilerin yöneticileri özenle üniversite mezunları arasından seçilmiştir. Profesörler, mühendisler, avukatlar vb. Bunun nedeni, bu partilere oy veren seçmenlerin yöneticilerin ünvanlarından etkilenebileceği, devletin de bu kişilerin din devleti kurmak isteyen maceracılar olmadıklarına ikna edilmek istenmesidir. Örgüt içinden, kitle çalışmasından gelenler ise en fazla il ve ilçe başkanı olabilirler. Erdoğan da uzun süre il örgütünde çalışmış ama seçimler sırasındaki aktivitesi ve takipçiliği onu partide yükseltmiştir. Yoksa, hiçbir entelektüel vasfı bulunmamaktadır. Bu duruma vurgu yapmamın nedeni, İBB seçimlerinin yenilenmesindeki rolünün daha iyi anlaşılması içindir.

Erdoğan ve AKP, bu seçimlerde yaptıklarını katıldıkları bütün seçimlerde yapmıştır. Ama, 7 Haziran 2015 seçimlerinden bu yana AKP gerilemektedir. Hep seçim oyunları ile kıl payı başarılı olmaktadır ve karşı taraf, CHP son dört yıldır seçimlere daha çok asılmakta ve ciddi olarak ele almaktadır. Son İBB seçimlerinde CHP ıslak imzalı sandık tutanaklarını toplayıp, bunları tek tek bilgisayar ortamında toplamasa ve sonuçlara ulaşmasa, AKP Anadolu Ajansının yardımıyla saat 22.00 civarında kazanmış ilan edilecek ve bu sefer Binali Yıldırım “Atı alanın Üsküdar’ı geçtiğini” ilan edecekti. Oyunu CHP ve İmamoğlu bozmuştur.

ERDOĞAN VE AKP, BİR YIL İÇİNDE İKİ ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİK YAPTI

Erdoğan ve AKP bugün yaşananları tahmin edebildiği için son bir yıl içinde iki önemli değişiklik yaptı. Birincisi, sandık kurulu başkan ve üyesinin memur olması konusunda yapılan düzenlemedir. Oysa, Türkiye’de altmış senedir uygulanan sistem seçimleri partilerin yapması prensibine dayanmaktadır. Devlet yetkilileri bununla hep övünmüşler, demokratik seçimin en iyi usulü olduğunu hep söylemişlerdir. Sandik kurulunda devlet temsilcileri (yürütme) etkili olursa, o seçimin demokratikliği konusunda şüphe oluşur. Özellikle kırsal kesimde yürütmenin etkin olduğu sandıkta seçmen yönlendirilebilir. AKP’nin bu tasarrufu o zaman çok eleştirildi ama her şey gibi bu tasarruf da bir süre sonra unutuldu. Demek ki, AKP bu tasarrufu bugünler için yapmış.

Türkiye’de seçim sisteminde bir de anayasal şöyle bir kural vardı. Seçimlerle ilgili yapılan yasal değişiklikler bir sene içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz. AKP bu anayasa hükmünü de ihlal etti. Elbette yargı eliyle. Vardı diyorum artık yok. Anayasanın pek çok maddesi iktidar ve yargı tarafından tanınmadığı gibi bu hükmü de tanınmıyor.

AKP, bu günler için anayasayı bir kere daha ihlal etmeyi de göze alarak bir değişiklik daha yaptı. YSK üyelerinin görev sürelerini bir yıl uzattı. Bu yasal düzenleme de her yönüyle anayasaya aykırı idi ve yine seçimlere bir yıldan az kala bir süre önce yapılmış ve seçimlerde uygulanmıştı. AKP, mevcut seçim kuruluna güveniyordu ve işini şansa bırakmak istemiyordu.

POLİS VE JANDARMA AKP’NİN SEÇİM GÖREVLİSİ GİBİ ÇALIŞTI

Eskiden seçimlere üç ay kala İçişleri, Adalet ve Ulaştırma bakanları seçimlere kadar görevlerinden ayrılırdı. Bunun nedeni, iktidar partisinin devlet araçlarını seçimlerde kullanmasının önlenmesi, Adalet Bakanının seçim kurullarına etki yapmaması ve İçişleri Bakanının polis ve jandarmayı seçimde kullanmaması içindi. AKP döneminde bu kural kaldırıldı. Seçimlerde AKP tarafından devletin bütün olanakları kullanıldı, seçim kurullarına müdahale edildi ve polis/jandarma AKP’nin seçim görevlisi gibi çalıştı.

MEDYADA EŞİT PROPAGANDA KOŞULU KALDIRILDI

AKP, döneminde bir kural daha değiştirildi. Medyada eşit propaganda koşulu kaldırıldı. Medyanın yüzde doksan beşini kontrol eden AKP, her seçimde eşitsiz bir propaganda dönemi yaşattı.

Bütün bunlara rağmen son dört seçimdir kaybediyor. Ama, seçim oyunları ve YSK yardımı ile üçünü lehine çevirdi. Dördüncüsünde, İBB seçimlerinde çuvalladı.

OLAĞANÜSTÜ İTİRAZA GEREKÇE GÖSTERDİĞİ BÜTÜN KOŞULLARI AKP OLUŞTURDU

YSK’ye yaptığı olağanüstü itiraza gerekçe gösterdiği bütün koşulları aslında AKP oluşturmuştu. Seçmen listelerini onlar yaptı. Seçim kurullarını onlar oluşturdu. Sandık kurullarını onlar oluşturdu. Bütün sandıklarda bir AKP, bir MHP’li sandık görevlisi; bir AKP, bir MHP’li müşahit vardı. Seçimi kaybedip, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı ve AKP seçim komisyonu yetkilileri ne yapacağız toplantıları yaptıklarında; itiraz edebilecekleri bir şey olmadığını biliyorlardı. Çünkü, seçmen listesine itirazlar zaten yapılmış ve liste kesinleşmişti. Seçim kurulları ve sandık kurullarına itiraz süreleri geçmişti. Ve en önemlisi her sandık başında bulunan en az beş altı AKP ve MHP’liden hiçbiri tutanaklara itiraz şerhi koymamış ve süresi içinde sandık bazında itirazlar dikkate alınmayacak kadar az olmuştu.

İtiraz süresi geçmiş olmasına rağmen zorla bazı ilçelerde geçersiz oyları tekrar saydırdılar. Büyükçekmece’de binlerce polisi seferber ederek seçmenleri tek tek incelediler. Bunu yapabilmek için savcılara usulsüz soruşturmalar açtırdılar.

Bilinmeyen birilerinin seçime hile karıştırdığını yaymaya başladılar. Oysa, bilinmeyen biri değil, AKP girdiği her seçimde hile yapıyordu. Yukarıda saydığımız yasal değişiklikler dışında sandık başında yaptıkları dillere destan olmuştu.

KİŞİSEL BİLGİLERİN KORUNMASI KANUNU İHLAL EDİLDİ

Daha sonra YSK içindeki bazı üyelerin de yönlendirmesi ile olağanüstü itiraz yoluna gittiler. Fakat her ihtimale karşı dilekçeyi hem olağanüstü itiraz hem de tam kanunsuzluktan iptal ister gibi yazdılar. Bu arada dilekçelerine delil toplamak için İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığını harekete geçirdiler. Kişisel bilgilerin korunması kanununu da ihlal ederek kısıtlıları, KHK’lileri, KHK’li yakınlarını çıkarıp, seçmen listeleri ile karşılaştırdılar ve memur olmayanların sandık kurullarına başkan ya da üye olarak atandığını, kısıtlıların oy kullandığını ve bazı sandıklarda sayım döküm cetvellerinin düzenlenmemiş ya da eksik olduğunu iddia ettiler.

Aslında iddialarına dayanak ettikleri deliller sandık ve seçim kurulları üzerinden gelmemiş, parti merkezinden kanuna aykırı olarak elde edilip getirilmişti. Normal bir ceza yargılamasında bunlar yasaya aykırı elde edildiği için (zehirli ağacın meyvesi de zehirli olur) prensibine göre delil kabul edilmezdi. Ama, YSK seçimi iptal etmek için her şeye razıydı. Ve, bu delillere dayanarak İBB seçimini iptal edip yenilenmesine karar verdiler.

4 YEDEK ÜYE OY KULLANAMAZ

Bu aşamada bir de yedek üyelerin oy kullanması konusu gündeme geldi. Kanunda yazılmış olsun ya da olmasın dört yedek üye oy kullanamaz. Oy kullanırsa o zaman yedek üyelik diye bir şey olmaz. Yedek üye asıl yedi üyeden birinin ya da birkaçının mazereti nedeniyle toplantıya ve oylamaya katılamaması durumunda onların yerini doldurmak içindir. On bir üye toplanıp karar alacak olsa idi Anayasada öyle yazılır ve üye sayısı mazeretleri nedeniyle katılamayanlar hariç yediye düşünceye kadar kurul toplanır derdi. Yedeklerde AKP’ye bağlılık daha fazla bilinmiş ki, garanti olsun diye son dört seçimde on bir üye birlikte toplanıp karar vermeye başlamışlar. Bir Anayasa ihlali daha.

YSK kısa kararında sandık kurullarının bazılarında memur olmayan kişilerin de memur olması gereken üyeler yerine görevlendirildiği için seçimin iptaline karar verildiği belirtildi. Bu gerekçe de çok tartışıldı. Birinci olarak, kanuna aykırılık varsa, tam kanunsuzluk olarak başvuru yapılması gerekirdi. Başvuru öyle yapılmamıştı. İkincisi, kanuna aykırılık varsa ve tam kanunsuzluktan iptal edilmişse ilçe ve meclis seçimleri de hatta muhtar seçimleri de tekrarlanmalıydı. Üçüncüsü, sandık kurullarını vali ve kaymakamların verdiği listelerden seçim kurullarındaki hakimler belirlemişti. Seçmenin  belirleme ile ilgisi yoktu. Hatta, sandık kurulu başkanı ve memur üyesinin kim olduğunu bilmiyorlardı. Bu nedenle itiraz etme durumları da yoktu. AKP’ nin 2 Mart’a kadar itiraz etme hakkı vardı. Kura seçimine katılmış ve sandık kurulu başkanı ve üyesinin kim olduğunu biliyordu. Mühürsüz zarf içtihadında YSK’nın seçmenin  kusurunun olmadığı bir durum nedeniyle iradesi yok sayılamaz gerekçesi bulunuyordu. Üstelik, geçen seçimlerde de aynı kişiler sandık kurullarında görev almışlardı.

İptal kararı veren yedi üye iki hafta sonra iki yüz küsur sayfalık bir gerekçe yazdılar ama kamuoyuna açıklanmadı. Çünkü, yedi üye kısa karardaki gerekçeyi genişletmiş, yeni gerekçeler eklemişti. Muhalif dört üye de bu durumda muhalefet şerhlerinde değişiklik yapacağını söyledi ve on altı gün sonra  iki tarafın da gerekçeleri açıklandı.

Yedi üye, kısa kararı da genişleterek; memur olmayan sandık kurulu üyelerinin yanı sıra, kısıtlıların oy kullanması, KHK’lıların oy kullanması ve on sekiz sandıkta sayım döküm cetvellerinin eksik ya da olmamasını da iptal nedeni olarak belirtmişlerdi.

Muhalif dört üye ise, sandık kurullarının bazılarında memur olması gerekenlerin memur olmamalarının kanuna aykırı olduğunu fakat sandık kurulunda AKP’nin de temsilcilerinin bulunduğunu ve sandık kurullarının seçim sonucunu etkilediğine dair hiçbir itiraz ve şikayetlerinin bulunmadığını, seçmenin bu durumla ilgili bir dahlinin olmadığını, dolayısıyla başkasının hatasından ötürü seçmenin iradesinin yok sayılamayacağını,  ayrıca, kanunda memur üye eksik olduğunda memur olmayan birinin de görev alabileceğinin yazılı olduğunu belirttiler. Kısıtlıların sayısının itiraz dilekçesinin çok altında olduğu ve seçimin sonucunu etkilemediğini, kısıtlılardan bazılarının mahkemeler tarafından nüfus müdürlüklerine bildirilmediğini, hata olduğunu, ölü ve kısıtlıların oy kullandığı iddiasının imza sırasında kaymalardan kaynaklanabileceğini ileri sürdüler. Kısa karardaki gerekçenin genişletilmesine karşı çıktılar. Başkan Sadi Güven, KHK’liler seçilebiliyorsa, seçebilir de dedi.

Sonuç  olarak, YSK’nın yedi üyesinin AKP’nin kamuoyunda tartıştığı ama kimseyi ikna edemediği gerekçelerle seçimi iptal ettiği anlaşıldı.

Bir de;  Erdoğan, Yıldırım ve bazı AKP yetkililerinin dile getirdiği “oylarımız çalındı” iddiasının YSK’ye getirilmediği ve bu iddianın YSK’de hiç tartışılmadığı anlaşıldı.

Muhalefet, son seçimde AKP’nin seçim oyunlarını İstanbul’da bozdu. Tüm Türkiye’de de bozduğunda AKP’nin işi daha da zorlaşacak.

ÖNCEKİ HABER

Akşener: İmamoğlu için elimizden gelen en yüksek gayretle çalışacağız

SONRAKİ HABER

AA'dan 31 Mart seçimleri açıklaması: AA veri aktaran bir medya kuruluşudur

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa