20 Mayıs 2019 17:22
Son Güncellenme Tarihi: 21 Mayıs 2019 05:27

ABD, Güney Çin Denizi ve Basra Körfezi’nde gerginliği tırmandırıyor

Donald Trump, İran'a yönelik tehditlerini sürdürürken ABD’ye ait bir savaş gemisinin Güney Çin Denizi’nde ilerlediği açıklandı.

Görsel: Pixabay

Paylaş

ABD, Basra Körfezi'nden Güney Çin Denizi'ne gerginliği tırmandırmaya devam ediyor. Trump, İran’ı “Eğer İran savaşmak istiyorsa, bu İran’ın resmen sonu olur” sözleriyle bir kez daha tehdit ederken ABD’ye ait bir savaş gemisinin de Güney Çin Denizi’nde ilerlediği açıklandı. İran ise zenginleştirilmiş uranyum üretimini dört kat arttırdığını bildirdi. İran ayrıca BM'ye "Bölgesel diplomatik diyalog başlat" çağrısı yaptı.

TRUMP'TAN İRAN'A: SAVAŞMAK İSTİYORSA BU İRAN'IN SONU OLUR

ABD Başkanı Donald Trump, Twitter hesabından İran’la gerilimi artırabilecek bir açıklama daha yaparak “Eğer İran savaşmak istiyorsa, bu İran’ın resmen sonu olur. Bir daha ABD’yi asla tehdit etme!” ifadelerini kullandı.

IRAK’TA YEŞİL BÖLGEYE FÜZE

Diğer yandan Irak’ın başkenti Bağdat’ta hükümet binaları ve ABD Büyükelçiliğinin de içinde olduğu yabancı misyon temsilciliklerinin yer aldığı yüksek korumalı Yeşil Bölge’ye bir füzenin fırlatıldığı ancak hayatını kaybeden kimsenin olmadığı açıklandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı “Böylesine bir saldırının İran’a yakın milis güçler tarafından gerçekleştirilmesi halinde İran’ı sorumlu tutacakları” açıklaması yapıldı.

"ABD-İRAN SAVAŞI IRAK’IN SONUNU GETİRİR"

Irak’ta Sadr Hareketi Lideri Mukteda es-Sadr, ülkesinin, ABD ve İran arasında savaş olasılığına karşı ciddi tutum sergilememesi halinde, iki taraf arasında çıkacak bu savaşın Irak’ın sonunu getireceğini söyledi. Sadr, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Ben, İran ve ABD arasında bir savaşın körüklenmesinden yana değilim. Irak’ın da bu savaşa sürüklenip, İran ve ABD arasında çatışma sahası olması taraftarı da değilim. Irak olarak birlik içerisinde ve ciddi tutum sergilemezsek ABD ve İran savaşı Irak’ın sonunu getirir” dedi.

“Ne Irak ne de halkı, başka bir savaşı kaldıramaz” diyen Şii lider, “Bizim, barış ve imara ihtiyacımız var. Herhangi bir taraf Irak’ı savaşa sürüklerse ve bu savaş için saha olmasına neden olursa o, Irak halkının düşmanı olur” değerlendirmesinde bulundu.

İRAN, ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ URANYUM ÜRETİMİNİ ARTTIRDIĞINI DUYURDU

Öte yandan İran Atom Enerjisi Kurumu, zenginleştirilmiş uranyum üretimini dört kat arttırdığını bildirdi. İran Atom Enerjisi Sözcüsü Behruz Kemalvendi, İran'ın bugünden itibaren Natanz Nükleer Merkezi'nde yüzde 3,67 oranındaki uranyum zenginleştirme üretimini dört kat arttırdığını açıkladı.

2015 yılında imzalanan İran Nükleer Anlaşması gereği, Tahran yönetimi, elinde 300 kilogram işlenmiş uranyum biriktiğinde bunu yurt dışına çıkarmakla yükümlüydü.

TRUMP: İRAN HAZIR OLUNCA BİZİ ARAYACAK

İran'ın bu adımı üzerine Trump yeniden sosyal medyadan açıklama yaptı. ABD Başkanı Trump, Twitter hesabından şu mesajı yayınladı:
“Yalan haberler, hiçbir bilgileri olmadan, ABD’nin İran ile müzakere yapmaya çalıştığına dair tipik bir yanıltıcı açıklama yayınladı. Bu bir yanlış rapordur. İran hazır olduğunda bizi arayacak. Bu arada, ekonomileri çökmeye devam ediyor - İran halkı için çok üzücü!"

İRAN'DAN BM'YE "BÖLGESEL DİPLOMATİK DİYALOG BAŞLAT" ÇAĞRISI

İran, ABD ile artan gerilimin ardından BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e "bölgesel diplomatik diyalog" başlatması çağrısı yaptı. 

İran'ın BM Daimi Temsilcisi Takht Ravanchi, "İran, hiçbir zaman savaşı seçmeyecek ama savaşmaya zorlanırsa da kendini sonuna kadar savunacak" dedi. 

Olası bir krizin çıkması durumunda sorunun bölgenin de ötesine geçerek uluslararası barış ve güvenliği tehdit edeceğini söyleyen Ravanchi, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'ten Körfez'deki "alarm verici" gerginliğin azaltılması için "bölgesel diplomatik diyalog" başlatmasını istedi. 

ABD-İRAN GERİLİMİ

Trump yönetimi, 2015’te imzalanan nükleer anlaşmadan 8 Mayıs 2018’de çekildiğini açıklamıştı. Tahran yönetiminin petrol ihracatını hedef alan yaptırımları uygulamaya koyan ABD, nisan ayında İran Devrim Muhafızları Ordusunu “yabancı terör örgütleri” listesine almıştı. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de ABD’nin yaptırımlarına karşılık 8 Mayıs’ta ülkesinin nükleer faaliyetlerinin bir kısmını yeniden uygulamaya başladığını ve anlaşmanın taraflarına İran’ın çıkarlarını koruyacak önlemler alması için 60 gün süre verdiklerini duyurmuştu.

ABD, kısa bir süre önce İran’dan gelebilecek tehditlere karşı tedbir amacıyla USS Abraham Lincoln Uçak Gemisi Taarruz Grubu ile 4 nükleer kapasiteli B-52 bombardıman uçaklarından oluşan Bombardıman Görev Gücünü Basra Körfezi’ne göndermişti.

SUUDİ ARABİSTAN'DAN İRAN'A: TEHDİDE KARŞILIK VERİRİZ

Bölgedeki ABD müttefiki devletler de gerilimi artıran açıklamalarını sürdürdü. Suudi Arabistan’dan “İran’la savaş istemiyoruz ama herhangi bir tehdide güçlü karşılık veririz” açıklaması yapıldı.

Suudi Arabistan Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Adil el-Cubeyr, Riyad’da düzenlediği basın toplantısında “İran rejimi, bölgede güvenlik ve istikrar için değil devrim ihraç etmek için çalışıyor. Suudi Arabistan bölgede savaş istemiyor ve bunun için çalışmıyor. Bu savaşı önlemek için elinden geleni yapacak ve barış için her zaman elini uzatacak. Ancak diğer taraf savaşı seçerse Suudi Arabistan tüm gücü ve kararlılığıyla buna karşılık verecek, kendini ve çıkarlarını savunacak” dedi.

Cubeyr, uluslararası toplumu, İran rejimini durdurma, yıkım ve kaosun tüm dünyaya yayılmasını engelleme konusunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye çağırdı.

Suudi Arabistan, ABD güçlerinin Basra Körfezi sularında ve Körfez topraklarında konuşlandırılması talebini onaylamıştı.

BAHREYN’DEN VATANDAŞLARINA İRAN VE IRAK UYARISI

ABD’nin bölgedeki müttefiklerinden Bahreyn de vatandaşlarına Irak ve İran’a gitmemeleri ve bu ülkelerde bulunanlara da güvenlikleri adına “derhal” geri dönmeleri çağrısında bulundu.

Resmi haber ajansı BNA’ya göre, Bahreyn Dışişleri Bakanlığı çağrısına “bölgedeki istikrarsız durumu, tehlikeli gelişmeleri ve potansiyel tehditleri” gerekçe gösterdi.

ABD merkezli petrol ve doğalgaz şirketi Exxon da Irak’taki bir sahasında çalışan yabancı personelini geri çağırdı.


ABD'NİN SAVAŞ GEMİSİ GÜNEY ÇİN DENİZİ'NDE İLERLİYOR

Öte  yandan ABD Donanmasına ait Preble isimli güdümlü füze destroyerinin Scarborough Adası yakınlarında seyrettiği öğrenilirken, 7. Filo Sözcüsü Komutan Clay Doss tarafından yapılan açıklamada, “Preble, Scarborough’un 12 mil açığından geçti. Amacı uluslararası suları korumaktı” ifadeleri kullanıldı.

Bu gelişmenin Çin ve ABD arasındaki gerilimi en üst noktaya taşıyan ticaret savaşı sürecinde yaşanması, ABD’nin “Çin’e yönelik bir gözdağı hamlesi” ifadeleriyle yorumlandı.

Yine mayıs ayı içerisinde, ABD’ye ait iki Amerikan destroyeri Spratly Adalarının 12 deniz mili yakınına yaklaşmıştı.

ÇİN SIK SIK UYARIYOR

Çin ise, bir ay içerisinde bölgeye ikinci kez savaş gemisi gönderen ABD’ye yönelik “Provokasyonlardan kaçınması ve Çin’in bölgedeki egemenlik haklarını ihlal etmemesi” konusunda çok sayıda uyarıda bulunuyor.

Son olarak Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lu Kang, Güney Çin Denizi’nde özellikle petrol ve doğal gaz rezervlerine yakın mesafedeki adalarda hak iddia eden Vietnam, Filipinler, Malezya, Bruney ve Tayvan’a gönderdiği mesajda “Tüm ilgili tarafları Çin’in egemenliğine ve yasal haklarına ciddiyetle saygı duymaya ve ikili ilişkilere ya da bölge barışına ve istikrarına zarar verecek eylemlerden kaçınmaya çağırıyoruz” demişti.

ÇİN DENİZİ’NDE NELER OLUYOR?

Çin, 1947’de yayımladığı haritayla egemenlik ihtilaflarının yaşandığı bölgenin yüzde 80’i üzerinde hak iddiasında bulunurken, yer altı kaynakları açısından zengin bölgede başta Filipinler olmak üzere Japonya, Vietnam, Brunei, Malezya, Endonezya ve Tayvan da söz konusu bölgede hak talebinde bulunuyor.

Pekin yönetiminin, Güney Çin Denizi’ndeki adalara üs inşa ederek egemenlik hakkı iddiasına, ABD de karşı çıkıyor. Washington, tartışmalı adalara hakim olmak isteyen Çin’i stratejik bölgede dolaşım özgürlüğünü kısıtlamakla suçluyor.

Uluslararası kamuoyunda Paracel ve Spratly olarak bilinen takımadalar, Vietnam tarafından Hoang Sa ve Truong Sa, Çin tarafından ise Şişa ve Nanşa Çündao olarak adlandırılıyor.

Tüm dünyadaki ticari yük gemilerinin neredeyse yarısı Avrupa ve Ortadoğu’dan Asya’nın doğusuna ulaşmak için bu denizden geçiyor. Bölge üzerinden yapılan gemi taşımacılığıyla dünya genelinde her yıl yaklaşık 5 trilyon dolarlık ticaret gerçekleşiyor. Ayrıca Dünya Bankasına göre, Güney Çin Denizi’nin yatağında yaklaşık yedi milyon varillik petrol ve 25 trilyon metreküp gaz rezervi mevcut.

ÖNCEKİ HABER

Rize'de kaçak yapıların yıkımı yine ertelendi

SONRAKİ HABER

Gazetelerde 'Ne Var Ne Yok?' - 26 Haziran 2019 Çarşamba

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa