Striptiz mi, o da ne?

Striptiz mi, o da ne?

Bakın ama dokunmayın. Dokunun, ama tatmayın. Tadın, ama yutmayın. Sakın. Sakın... Bu bir Soderberg filmi. Gülün, zekice çözümleri takdir edin, ama kendinizi asla filme kaptırmayın.Ocean serisi, Erin Brockovich, Trafik ve Solaris gibi filmleriyle tanıdığımız Steven Soderbergh, Striptiz Kulübü’yle komedi türünde de iddialı old

Zeynep Gizem Şenel

Bakın ama dokunmayın. Dokunun, ama tatmayın. Tadın, ama yutmayın. Sakın. Sakın... Bu bir Soderberg filmi. Gülün, zekice çözümleri takdir edin, ama kendinizi asla filme kaptırmayın.
Ocean serisi, Erin Brockovich, Trafik ve Solaris gibi filmleriyle tanıdığımız Steven Soderbergh, Striptiz Kulübü’yle komedi türünde de iddialı olduğunu gösteriyor.
İşsizlikle boğuşan çelik işçilerinin kendilerini striptiz işinde buldukları “Anadan Doğma” (1997) filminde olduğu gibi Adam (Alex Pettyfer) de iş arayışında olan 19 yaşında bir gençtir. Mike (Channing Tatum) ilebir inşaat alanında tanışır. Kendisini önce Erkek Revü’sünde sahnede sonra da uyuşturucu işinde bulur. Kız kardeşi Brooke (Cody Horn) ne işini ne de Mike ile olan arkadaşlığını onaylamayacaktır.
Mike karakteriyle Tatum sadece heykel gibi oyulmuş kasları ve güzel yüzüyle seyirciye hoş vakit geçirten bir enstrüman olmadığını, söz söylemeden de konuşabilen bir aktör olduğunu kanıtlıyor. Soderbergh’in  dans sahnelerini çekerkenki canlı ve renkli tadı, dış çekimlerde kullandığı soğuk ve donuk renklerle kontrast yaratıyor. Loş ve karanlık, neredeyse Citizen Kane’deki Rosebud’ı (ana rahmini) andıran rahatlatıcı ve davetkar atmosferiyle klüp, dansçıların kainatın merkezi oldukları bir yerken, Florida güneşi, savunmasız bırakan, ifşa eden, açıkça meydan okuyan dış dünya olarak resmedilmiş.
Filmin şüphesiz en akılda kalan karakterlerinden biri de Dallas (Matthew McConaughey). Deri şapkası, deri yeleği, üzerine yapışan siyah deri pantolonu ve kovboy çizmeleriyle seyirciyi fetheden, sahneyi hiç terk etmediği halde izleyenleri kendinden geçiren bir tür afrodizyak. Kadınlar matinesini andıran kalabalık, gürültülü bir ortamda Dallas’ın da dediği gibi “Hiç sahip olmadıkları kocaları, hiç gelmeyen rüya sevgiliyi ya da sadece özgürleşme anını” arayan isterik bir güruhu ve onları kamçılayan arzu nesnelerini gözler önüne seriyor film.

ÜNLÜLER GEÇİDİ

Filmde dansçıların müşterilerle yakın temasa girmelerine yada uyuşturucu mafyasına değinilmiyor. Bu konular zekice teğet geçiliyor. Adam mafyaya aldığı “malların” parasını ödeyemediği zaman bile bir arabanın arkasında kaykılmakta olan genç bir adamdan başka birşey göremiyoruz.
Şüphesiz ki izleyici, True Blood’la ünlenen Joe Manganiello, CSI Miami dizisinden tanıdığımız Adam Rodriguez, L.A. James ‘in 2012’ye damgasını vuran kitabı Grinin Elli Tonu’nda Christian Grey’i canlandırması için aday gösterilen Matt Bomer, Tatum, Pettyfer ve McConaughey’yi inanılmaz derecede kaslı vücutlarını kıvırırken ve esnetirken görmek için can atabilir. Ancak  uzunluğu ve derinliği  popülist bakışları filmden uzak tutacaktır. Soderbergh’in bütün bu aleni cinselliği karamsar ışık kullanımı ve alan derinliğiyle uzaklaştırması, diğer bir şekilde ruhsuz, gereksiz ve saçma şekilde açık saçık bir yapıma dönüşebilecek filmi, çıplaklık konusundan tamamen soyutlanmış, çoğu zaman biyografik bir belgesel tadı veren ciddi bir esere dönüştürüyor.
Soderbergh’in kamerası yarı çıplak bir Davud Heykeli’ni ya da Adonis’i arzulamıyor. Sıradan, işini yapan ve yaşamak için para kazanan insanları görüntülüyor.
Filmde başlıklarla ayrılmış episodik anlatım, ters yüz edilmiş kadrajlar, görüntünün üzerinde patlayan ışıklar seyirciye sinemanın karanlığında bile rahatça yayılma izni vermiyor. Aksine, onca yakışıklı, popüler aktöre bakarken bile çıplak olduklarını unutmalarını sağlıyor. Soderbergh’in bariz olanı bir sihirbaz inceliğiyle yok etme yeteneği işsiz kalan ya da sadece bu işi yapmayı seçen insanların nedenlerini sorgulamaya itiyor bizleri. Mike’ın dediği gibi bu nedenlerin sadece “kadınlar, para ve iyi vakit geçirmek”ten ibaret olmadığını düşünmemize neden oluyor.

[email protected]

www.evrensel.net