18 Mayıs 2019 00:59

6. Taner Yelkenci Hukuk ve Devlet Teorisi Sempozyumu başladı

Uluslararası Taner Yelkenci Hukuk ve Devlet Teorisi Sempozyumu'nun 6'ncısı Kocaeli'de başladı.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Uluslararası Taner Yelkenci Hukuk ve Devlet Teorisi sempozyumu başladı. Bu yıl 6. düzenlenen sempozyum 'Hukukun ve devletin krizi ve kritiği' başlığıyla düzenleniyor. 20 Mayıs 2013 günü kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Yelkenci adına Mimarlar Odası Kocaeli Şubesi Taş Bina'da gerçekleştirilen sempozyum iki gün sürecek.

Sempozyumun açılışında konuşan Kocaeli Barosu Başkanı Bahar Gültekin Candemir, hukukun günümüzde en kötü örneklerini yaşadığımızı belirtti. Hukukun siyasallaşmasının önüne geçilmesi gerektiğini vurgulayan Candemir, "Devlet, hukuku desteklemek yerine kendi yaptırım gücünü kuvvetlendiriyor. Bugün hukukun evrensel ilkelerinden neden uzaklaştığımızı daha iyi anlayabiliriz. Hukuk insanlıktır diyor Faruk Eren, iştir, aştır, eğitimdir, liyakattır" dedi.

Diğer konuşmayı ise TMMOB İKK Sekreteri Murat Kürekçi gerçekleştirdi. Hukuk ve devlet tartışmalarını değerli bulduklarını belirten Kürekçi, "Son dönemlerin deyimi ile hukuk devleti iktidarlar karşısından topal ördek gibi günü kotarmak zorunda kalmaktadır. Bu yüzden bu sempozyumun her yıl yapılarak sürdürülüyor olması, Dünya’da ve Türkiye’de çıkan hukuki ve devletle ilgili sorunların teorik ve pratik olarak tartışılmasını değerli buluyoruz ve destekliyoruz" dedi.

"DÜŞÜNCE VE İFADE GÜVENCESİNİN BULUNMAMASI"

Uluslararası Taner Yelkenci Hukuk ve Devlet Teorisi Sempozyumu düzenleyici kurulundan Kansu Yıldırım ise, hakikatin peşini bırakmayacaklarını söyledi. Uluslararası katılımın tek bir kişi ile neden sınırlı kaldığını Yıldırım şu sözlerle ifade etti: "Uluslararası ayağımızda bu yıl ne yazık ki sadece Mark Kelly Konuşmacı. Davetimizi Kelly haricinde, hukuk ve devlet teorisi alanında önemli çalışmalara imza atmış Bill Bowring, Benno Teschke, Kamran Martin, Andreas Lescano da kabul etli. Ancak Türkiye'nin uluslararası alandaki siyasi ve diplomatik itibar kaybının etkisiyle, kendi ifadeleriyle 'akademik anlamda düşünce ve ifade güvencesinin bulunmaması' nedeniyle son dakika gelemeyeceklerini belirttiler. Ne yazık ki, bu, sadece bizim için değil, bütün toplum açısından başlı başına siyasal gidişatın durumuna dair fikir vermesi açısından çok önemli bir göstergedir. Yine de, hakikatin peşini bırakmayacağız. Taner Hocamız anısına düzenlediğimiz bu ve diğer sempozyumlarda çoraklaşan düşünce dünyamızı canlandırmak için teorik tartışmalara ve bilgiyi siyasallaştırmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Açılış konuşmalarının ardından sempozyumun 'Devletin siyasal krizi ve kritiği' oturumunda Biriz Gonca Berksoy, Yücel Demirer ve Sungur Savran konuştu. Oturumun moderatörlüğünü yapan Büşra Özcan, oturumun geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Ahmet Hamdi Dinler anısına düzenlendiğini ifade etti.

"Neoliberalleşme süreci faşizme dönüş için verimli bir zemin midir: 2000'lerde Türkiye vakası" başlıklı sunumu yapan Biriz Gonca Berksoy, 'ihbar' gerçeği üzerine konuştu. İhbar aygıtlarının çeşitli ülkelerde belirli şartlar altında kurulduğunu ifade eden Berksoy, "Bu parçalanmış bir toplumsallığa yol açar. İhbar aygıtları Türkiye’de 2000'lerin ortasında güvenlik devletinin oluşturulması adına başladı. İstihbarat toplamaya dönük aygıtlar önem kazanmış, devlet dışı aygıtlar da bunun içine katılmıştır. 'Cimer' ihbar aygıtları içerisinde önemli bir konuma geldi. 2006 yılında açıldığı dönem başvurular 100 bin civarıydı. Sadece 2018 yılında 3 milyonu aşan başvuru yapılmış. Bu merkez vatandaş tarafından muhaliflere dönük ihbar aygıtı olarak kullanılmıştır. Neoliberalleşme süreci bir yandan artan yoksulluğu idare ederken, bir yandan da faşist eğilimlerin zeminini oluşturmuştur" dedi.

"AKP VE ERDOĞAN İLE YENİ BİR DÖNEM BAŞLADI"

"Faşizm ve Din" başlığıyla konuşan Yücel Demirer, faşizm ve din tartışmalarında din kavramının mutlak ve donuk olarak kullanıldığını, sunumumda bundan uzak durmaya çalışacağını belirtti. Dünyada faşizm ve din örneklerine de değinen Demirer, AKP ve Erdoğan dönemiyle Türkiye'de yeni bir dönemin başladığını söyledi, "Faşizm ve din denildiğinde bugün anladığımızdan farklı, her zaman aynı şeyi anlamıyorduk. AKP ve Erdoğan dönemiyle yeni bir milat başladı. Din denildiğinde faşizmin önüne geçen bir durumdayız artık" diye konuştu. Türkiye'nin önemli ıskalama dönemlerden geçtiğini belirten Demirer, "Türkiye’de hiçbirimizin reddetme imkanı olmayan, acil ve güncel bir faşizm tahdidi altında olduğumuz gerçek. Faşist düşüncenin din ile olan pragmatik gerçekliğini gözardı etmeden yeni okumalara ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.

'Kapitalizmin tarihi gerilemesi, faşizm, devlet: dün ve bugün' konu başlığı altında konuşan Sungur Savran ise, faşizmin yağmacı çekirge sürüleri gibi yayıldığını söyledi. "Dünyanın dört bir yanında gericiliğin yükseldiğini görüyoruz. Avrupa'da çok yaygın ama Kuzey Amerika'da Trump örneği var" diyen Savran, 2008 itibariyle faşizmin yeniden yükselmeye başladığını söyledi. Faşizmin ortak özelliklerinden bahseden Savran, "Irkçılık, göçmen düşmanlığı anti semitizm bunların ortak özelliğidir. Kindarlık politikası vardır, ezilen gruplara düşmandırlar. Esas olarak küçük burjuvazi ve kobilerin desteğini alırlar. Faşizm hayali bir çözümdür ama gerçek hayatta yaşanmaktadır" dedi. (Kocaeli/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Kuşadası’nda CHP Meclis Üyesi’nin mazbatası iptal edildi

SONRAKİ HABER

DBB, barınakta köpek katledildiği iddiası ile ilgili soruşturma başlattı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa