17 Mayıs 2019 13:10
Son Güncellenme Tarihi: 17 Mayıs 2019 19:22

Açlık grevlerindeki tutukluların annelerinden çözüm çağrısı

Diyarbakır’da açlık grevlerine dikkat çekmek isteyen annelerin eylemine polis engel oldu. Adana emek ve demokrasi güçleri ise hükümete çağrı yaptı.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Diyarbakır’da açlık grevlerine dikkat çekmek için Koşuyolu Parkı’na girmek isteyen tutuklu annelerinin parka girmesine annelerin eyleminin 17. gününde de izin verilmedi. İzin verilmemesi üzerine parkın karşısında ki kaldırımlarda bekleyen annelerin etrafı şerit çekilerek polis çemberine alındı. Bir süre polis çemberinde oturma eylemi yapan anneler daha sonra, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER) binası önüne yürüdü. Burada anneler adına açıklama yapan Aysel Ateş “Biz çocuklarımızın cenazelerinin cezaevlerinden çıkmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

POLİSTEN GAZETECİLERE: ANNELERE YAKLAŞTIRMAYACAĞIZ

17 gündür Koşuyolu Parkı’nda açlık grevlerine ve ölüm oruçlarına dikkat çekmek için eylem yapmak isteyen annelere yine izin verilmedi. Park karşısında oturma eylemi yapan anneler polis çemberine alındı. Talimat geldiği  gerekçesiyle basın mensupları annelerin beklediği alanın dışına çıkarıldı. Basının, görüntü alınmasına izin verilmezken  basın mensuplarının itirazı üzerine ise polis, “Siz burada olduğunuz sürece annelere yaklaştırmayacağız” dedi. Polis çemberinde bir süre oturma eylemi yapan anneler daha sonra TUAY-DER binası önüne yürüdü. Yürüyüşte slogan atılmasından kaynaklı gerginlik çıktı ve polis müdahale etti. Müdahalede bir genç  darp edilerek   gözaltına alınmaya çalışıldı. Annelerin ve vekillerin araya girmesiyle  genç bırakıldı. HDP milletvekilleri Saliha Aydeniz, Remziye Tosun ve Feleknas Uca ile birlikte Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eş genel başkanı Mehmet Arslan’da annelerin eylemine katıldı.

‘CEZAEVLERİNDEN CENAZE ÇIKMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ’

Gerginliğin ardından  TUAY-DER binası önünde anneler adına açıklama yapan Aysel Ateş “Ben anneyim, günlerdir sıcaklardayım. Ben ölüm olmasın diyorum. Polisler bizi sürekli tahrik ediyor. Biz onlara siz de ölmeyin çocuklarımız da ölmesin diyoruz. Biz barış diyoruz onlar ölüm diyor. Kimse çocuklarımız üzerinden siyaset yapmasın. Biz çocuklarımızın cenazelerinin cezaevlerinden çıkmasına izin vermeyeceğiz. Direneceğiz. Biz alanlardayız. Ya bizi öldürün ya çözüm bulun” dedi.

‘BARIŞ TALEBİ KARŞILANMALI’

Burada konuşan DBP Eş Genel Başkanı Mehmet Arslan açlık grevinde olanların Öcalan üzerindeki tecrit politikalarından kaynaklı eylem yaptıklarını hatırlatarak “ Öcalan üzerinden toplumu terbiye etme yaklaşımına, halkları karşı karşıya getirerek germe yaklaşımına karşı

annelerin barış talebine duyarlılık gösterilmemiştir. Anneler her gün insanlık dışı muamelelere maruz kalmaktadır. Bizim çağrımız tüm Türkiye halkları duyarlı olmalı barış talebi karşılanmalıdır” dedi.

ADANA’DA AÇLIK GREVLERİ İÇİN EYLEM

Adana’da da Adana Barosu, Adana Tabip Odası, KESK ve DİSK’in çağrısı ile, Leyla Güven’in ardından başlayan ve ölüm oruçları ile mahpuslar açısından kritik hayati bir noktaya gelen açlık grevlerine dikkat çekmek için basın açıklaması yapıldı. HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları’nın destek verdiği eyleme çocukları açlık grevinde olan mahpusların anneleri ile 32 kurum ve siyasi parti imza atarak katıldı. Zılgıtlarla alana giren anneler çocuklarının ölmemesi için seslerinin duyulmasını istedi. Basın açıklamasında tutsakların yasalardan kaynaklı haklarını kullanmak için başlattığı eylemlerle ilgili taleplerin demokrasi çerçevesinde kabul edilmesi istendi.

“ANAYASA VE YASALARIN EŞİT UYGULANMASI YETERLİ”

İnönü Parkı’nda gerçekleşen açıklamayı okuyan İHD Adana Şube Başkanı İlhan Öngör, açlık grevleri ve ölüm oruçları için gelinen aşamanın yaşam hakkı açısından kritik bir noktaya gelmiş ve yarın çok geç olacağını ifade etti. Açlık grevlerinin çözüme kavuşturulması iktidar açısından hiç de zor olmadığını söyleyen Öngör, “Bunun için yeni bir yasal düzenlemeye dahi ihtiyaç yoktur. Anayasa ve yasaların eşit uygulanması tek başına yeterlidir” dedi.

“AÇLIK GREVLERİ TALEPLERİNİ BAŞKA YOLLARDAN ORTAYA KOYAMAYANLARIN KİŞİLERİN PROTESTO BİÇİMİDİR”

Yasaların eşit uygulanmasını sağlamak ve cezaevlerinde tutulmakta olan mahpusların yaşam hakkını korumanın devletin görevi olduğunun altını çizen Öngör, “Bir mevsimi geride bırakan açlık grevleri büyüklüğü ve sonuçları açısından toplum olarak altından kalkamayacağımız bir insani kriz aşamasına varmıştır” dedi. Dünya Tabipler Birliği (DTB), Malta Bildirgesi’nin giriş bölümünü okuyan Öngör, “Açlık grevleri genellikle taleplerini başka yollardan ortaya koyma imkânları bulunmayan kişilerin başvurdukları bir protesto biçimidir” diyerek yaşam hakkı ve hukuki talepler noktasından soruna yaklaşarak, “Ölüm değil, yaşam kazansın” dediklerini söyledi.

“CEZAEVİ KAPILARI BAĞIMSIZ SAĞLIK VE HUKUK HEYETLERİNE AÇILSIN”

Açlık grevleri izleme heyetlerinin ve bağımsız hukukçuların takipleri sonucu ortaya çıkan bilgileri paylaşan Öngör, birçok mahpusun ileri derecede görme, işitme, tansiyon, dengesizlik, unutkanlık, yüksek ateş sorunu yaşadığını, sıvı almada zorlandığını ve yaşamlarının kritik bir eşikte olduğunu paylaştı. Çoğu, yıllardır cezaevlerinde bulunan mahpuslar için açlık grevlerinin zorlayıcı bir süreç olduğunu söyleyen Öngör, “Yeterli besine ulaşmamış olan,  kronik hastalıkları bulunan, sağlık birimlerine ve tedaviye ulaşma ile ilgili ciddi problemler yaşayan mahpuslar için açlık grevi her an ölümle sonuçlanma ihtimalini barındırmaktadır” dedi. Açlık grevini sürdüren mahpusların sağlık durumunun geldiği kritik aşamaya dikkat çeken Öngör, tıp etiği ilkeleri ve mahpus haklarına dair kurallar gereği, cezaevlerinin bir an önce kapılarını bağımsız sağlık ve hukuk heyetlerine açması gerektiğini ifade etti. Öngör, “Çünkü cezaevlerindeki mevcut sağlık birimleri ne sağlık personeli sayısı açısından ne de cezaevi revirlerinin olanakları açısından açlık grevindeki binlerce mahpusu takip etme kapasitesine sahip bulunmamaktadır” diye konuştu.

“ANNELERE UYGULANAN ŞİDDETİ KINIYORUZ”

Özellikle son günlerde, cezaevleri önünde açlık grevinde olan çocukları için ses olmaya çalışan, oturma eylemi yapan annelerin kolluk kuvvetleri tarafından uğradığı şiddet ve kötü muameleyi kabul etmediklerini ifade eden Öngör, “Annelerin bu insani talebi karşısında kolluk kuvvetlerinin şiddete başvurması, annelere kötü muamelede bulunmasını açıkça kınıyoruz” dedi. Başta Kürt sorunu olmak üzere, tüm toplumsal sorunlarımızın barışçıl, demokratik ve evrensel hukuk değerlerini yaşamsallaştırarak çözümünün mümkün olduğunu dile getiren Öngör, “Bu ülke yeterince ölümü gördü, yaşamı yücelten, demokrasiyi geliştiren, insan haklarına saygılı bir ülke görmek istiyoruz, bunun için demokratik mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

Metne imza atan kurumlar, CHP, HDP, Emek Partisi, Adana Barosu, Adana Tabip Odası, İHD, KESK, DİSK, KESK, Dersimliler Derneği, ÇHD, DAD, SYKP, Yeşil Sol Parti, DBP, Sosyal Dayanışma Derneği, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Derneği, Anadolu Haklar Derneği, Adana Vartolular Derneği, ÖDP, HDK, ESP, PSAKD, Halkevleri, Adana Bulamlılar Derneği, TÖP-G, Adana Alevi Kültür Derneği, Arap Alevileri, Mor Dayanışma, Adana Kadın Platformu, Adana KHK Mağdurları, Akkapu kültür ve Yardımlaşma Derneği, Emekliler Dayanışma Sendikası. (Adana/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Tüm Bel-Sen, Denizli Merkezefendi Belediyesinde yetki aldı

SONRAKİ HABER

Meksika’da plastik ve yağ fabrikalarında yangın çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa