16 Mayıs 2019 04:29

"İstismarı bırakın, açlık grevlerinin sonlanması için adım atın!"

HDP, EMEP, Kürdistan Sosyalist Partisi ve Kürdistan Komünist Partisi yöneticileri ile açlık grevlerini ve iktidarın tutumunu konuştuk.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Orhan KURUL
Diyarbakır

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven’in PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle, başlattığı ve cezaevindeki 3 bin tutuklunun katıldığı açlık grevi eylemi devam ediyor. Bu süreçte Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesiyle birlikte İstanbul seçimleri üzerinden çözüm beklentisi algısı yaratıldığını söyleyen siyasi partiler “Çözüm için adım atın” çağrısında bulundu.

"YOK SAYMAKLA YOK OLMUYOR"

Açlık grevi eyleminin tecridin kalkması talebiyle başlatıldığını ifade eden HDP Grup Başkan Vekili Fatma Kurtulan, “Bu tecridin yasal, hukuki hiçbir dayanağı yoktur. Bu bir müzakere, diyalog talebi değil. Elbette ki olsa çok iyi olur ancak öyle bir konjonktür yok. İhlal edilen bir yasanın reddine dair dikkat çekmek ve yasanın uygulanması, Adalet Bakanlığı tarafından gerekenin yapılması için açlık grevleri ve ölüm oruçları yapılıyor. Her ne kadar görmezden gelindiyse de daha da büyüdü bu mesele. Yetkililer de görüyor elbette ki yok saymakla yok olmuyor bu mesele” dedi.

Kurtulan, YSK’nin İstanbul seçimlerinin iptalinin açıklanması ile Öcalan’ın avukatlarıyla gönderdiği mektubun basınla paylaşılmasının aynı güne denk gelmesini “Denk mi getirildi, tesadüf mü oldu hükümetin Kürt seçmene dair bir hesabı var mı yok mu o onların fikri. Ancak bizim fikrimiz değil. Talebimiz çok net ve açık; zaten cezaevlerinden 7 cenaze çıktı daha fazla can kayıpları yaşanmadan ve ömür boyu ciddi sağlık sorunları yaşamak zorunda bırakılmadan tecridin kalkması” diye konuştu. Bahçeli’nin çıkışı hakkında ise “Böyle bir çıkışı aslında muhalefetin çok önceden yapması gerekiyordu. Bu konuda çağrıları çoğaltmak ve yapılan tüm çağrıların bir an önce karşılık bulması gerekiyor. Yarın geçtir artık” dedi.

"BEKLENTİ KARŞILIK BULMAYACAK"

EMEP GYK Üyesi Umut Yeğin, Öcalan’la görüşmelerin ve Bahçeli’nin çıkışının iptal edilen İstanbul seçimlerinden kaynaklandığını belirterek, “İktidar bloku ve muhalefet açısından büyük bir önem kazanan bu seçim öncesi tek adam ittifakı, bekasını sürdürebilmek için hukuksuzca iptal ettirdiği bu seçimi kazanmak istiyor. Dolayısıyla 31 Mart seçimlerinde aldığı tutum ile İmamoğlu’nun kazanmasında en önemli rolü oynayan Kürt seçmenlerinin, oylarını alabilmek için beklenti yaratarak seçimi alma hesabı yapıyor. Açıkçası oy istismarı yapıyor. Ancak yapılması gereken oy üzerinden hesap yapmak değil doğrudan adım atmaktır” dedi.

“İktidarın; çözüme dair adım atmayı bir yana bırakalım, bugün hâlâ açlık grevine devam eden siyasi tutuklular ve dışarıda seslerini duyurmaya çalışan, eylem yapan annelere saldırgan tutumunun devam ettiğini ve tutukluların taleplerini karşılayacak herhangi bir adım atmadığını görüyoruz” diyen Yeğin şöyle devam etti:

“Dolayısıyla Kürtlerin ulusal, demokratik taleplerinin karşılanmadığı, kendi çözümünü dayatan tek adam ittifakının bu beklentisinin karşılık bulmayacağını düşünüyoruz. Ancak olası bir ‘çözüm masası’ kurulması halinde bile, masanın karşısında yer alan devleti temsil eden gücün, seçimde desteklenmesinin baskı politikalarını daha da arttıracağını düşünüyoruz. Biz Kürt sorununun demokratik-barışçıl çözümünü savunan bu yönde adım atılması için mücadele eden bir parti olarak çözüm yerine gerici politikalarını güçlendirmek ve kendi çözümünü dayatarak beklenti yaratanların karşısında da mücadelemizi sürdüreceğiz.”

"ÖCALAN AÇLIK GREVLERİNİ BIRAKIN DEMELİYDİ"

Kürdistan Sosyalist Partisi Genel Başkanı Mesut Tek, açlık grevlerinin siyaset malzemesine dönüştürülmesinin doğru olmadığını aktararak, “Açlık grevlerinde olan insanlar ölüm sınırına yaklaşmış durumdalar. Yüreği yanık annelerin siyaset malzemesi yapılması özellikle İstanbul’daki seçimlere yönelik oy malzemesine dönüştürülmesi hiç ahlaklı değil. AKP de oy malzemesi olarak kullanmak istiyor elbette ki” dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında cezaevi önünde şiddet gören kadınlara dair söylemini de eleştiren Tek, “Kılıçdaroğlu’nun aklına anneler salı günü mü geldi? Anneler ondan önce de saygıya layıktı. Kim yaparsa yapsın insan sağlığının böyle siyaset malzemesi olarak kullanılması doğru değil” diye konuştu.

Tek, “Kürtlerin toplam iradesi kimsenin tekelinde değil, Kürtlerin, bir iradesi, bir tarihi, ulusal geçmişi, ulusal mücadele tarihi var. Öcalan’la görüşme yapıldı diye Kürtleri çantada keklik görmek, Kürtlere yapılan en büyük hakarettir” ifadelerini kullandu.

Öcalan’la yapılan görüşmelerin ‘süreç başladı’ diye yorumlanmasını “sığ ve ilkel bir belirlemedir” diye değerlendiren Tek, Öcalan’ın açlık grevleri konusundaki mesajına ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“Öcalan’ın söylemini doğru bulmadığımı belirtmek istiyorum. Keşke Öcalan daha net, açık ‘Artık siz amacınıza ulaştınız kamuoyu oluştu insanlar duyarlı hale geldi. Lütfen bu açlık grevlerine son verin’ diyebilseydi.”

"ROJAVA’YA DÖNÜK TEHDİTLER ORTADAN KALDIRILMALI"

Kürdistan Komünist Partisi Genel Başkanı Sinan Çiftyürek açlık grevleriyle ilgili hükümetin sürdürdüğü politikayı “Ne demokratiktir ne de kendi yasalarına uygundur” diye değerlendirdi. 

“Annelerin ve başta Leyla Güven olmak üzere açlık grevinde olan insanların talepleri gayet insanidir ve demokratiktir ve üstelik hükümetin ayrımsız bütün tutuklulara uygulaması gereken taleplerden başka bir şey değildir” diyen Çiftyürek şöyle devam etti:

“Anneler haftalardır, sokaklarda meydanlarda hırpalanıyorlar. Bu tabloyu herkesin kınaması gerekiyor. Oğlu ölüm oruncuda olan bir annenin sokaklarda eylem yapması kadar doğal bir şey olamaz bu annenin sokaklarda ters kelepçelenmesi kadar da antidemokratik bir tutum olamaz.”

İstanbul seçimlerinin iptal edilmesini ve ‘çözüm’ meselesinin yeniden gündeme getirilmesini ‘manidar’ olarak yorumlayan Çiftyürek “Bu süreçte AKP’nin böyle bir adım atacağı hele hele Devlet Bahçeli üzerinden çözüme dönük mesajlar beklemek doğru değildir. Kürt halkının aklıyla alay etmek istiyorlar. Hepten bir çözüm denmek istiyorsa Rojava’ya dönük tehditler ortadan kaldırılsın, içeride binlerce siyasi tutuklu var buraya dair adımlar atılsın. Bütün bunlar ortadayken bir algı operasyonu yaratılıyor. Gözü yaşlı annelerin buna malzeme edilmesi doğru değildir. Öcalan’ın ailesi ve avukatlarıyla görüşülmesi neden pazarlık konusu yapılıyor ki zaten hakkıdır onun. Bahçeli’nin onu bir lütufmuş gibi sunması manidardır. Seçim malzemesi yapmak istiyorlar” dedi.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Antalya'da Gazeteci İdris Özyol saldırıya uğradı

SONRAKİ HABER

İspanya Komünist Partisi (Marksist-Leninist) 9. kongresini topladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa