16 Mayıs 2019 04:34

Ankara 1 Mayıs’ının ardından: Bu kürsü işçileri birleştirebilir mi?

Eğitim Sen Ankara 4 No’lu Şube Başkanı Gülhan Şimşek yazdı: Ankara 2019 1 Mayıs’ı sendikalar açısından, ne oldu, ne olmadı, ne olmalıydı…

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Gülhan ŞİMŞEK
Eğitim Sen Ankara 4 No’lu Şube Başkanı

1 Mayıs’ın üzerinden bir haftadan fazla zaman geçti. Ancak emekçilerin kazanılmış haklarına yönelik birçok saldırının gündeme geldiği bu kriz döneminde Ankara’da yapılan 1 Mayıs mitinginin sendikalar açısından birçok ders barındırdığını söylemek mümkün. Ankara 2019 1 Mayıs’ı sendikalar açısından, ne oldu, ne olmadı, ne olmalıydı…

1 Mayıs’lar işçi sınıfının uluslararası birlik mücadelesini ve dayanışmasını temsil etmektedir. Bu açıdan Ankara’nın 1 Mayıs’ı için ne söyleyebiliriz? Öncelikle katılım geçen yıllara göre artmıştı. Yakın geçmişte Ankara’da yaşanan patlamalardan sonra emekçilerde bir öz güven oluştuğunu belirtmek gerekir. Yine de Ankara gibi giderek işçi kenti haline gelen bir şehirde işçi katılımı temsili düzeyde kalmıştır. Kendiliğinden gelen işçilerin artışı dikkat çekse de işçi katılımı azdı. Yine de kıdem tazminatının gasbı ve zorunlu bireysel emeklilik uygulamasına karşı oluşan tepki afişlere, pankartlara, önlüklere, dövizlere yansımıştı.

HER SENDİKA AYRI TELDEN!

Sendikalara baktığımızda, Türk-İş ve bağlı sendikaların on binlerce işçinin çalıştığı Ankara’da 6-7 otobüs, hadi olsun 10 otobüsün, Kocaeli’ye gitmesi aslında kaçmaktır. Ankara’da alana çıkmamak, daha öncesinde fabrika fabrika 1 Mayıs örgütlememek, bu sendikaların sınıfsal görevlerini yapmadıklarını göstermektedir.

KESK’i oluşturan sendikaların Ankara şubeleri mitingin örgütleyicisi olarak alandaydı. Elbette pankartlarıyla alanda olmak yeterli olmasa gerek. Kamu emekçilerinin sorun ve taleplerinin kamu emekçilerinin kortejlerine az yansımış olması da büyük bir eksiklikti.

Birleşik Kamu-İş Ankara’ya bölgesel olarak gelmişti. Ancak katılımı bundan uzaktı. Eğitim emekçisinin sorunları ve talepleri kortejine yansımamıştı. Atatürk resimleri, “İzindeyiz”, “Senden vazgeçmeyiz” vb. dövizler yanında emekçilerin taleplerini içeren döviz ve pankartlar yok denecek kadar azdı.

Kamu-Sen ve Memur-Sen mi? Onlar yine kendilerine kaçacak bir il seçmişlerdi. Belli ki onlara göre emekçilerin alanlarda birleşerek çözebilecekleri bir sorunu yoktu!

TÜRK-İŞ’E BAĞLI SENDİKALAR İÇİN YETERLİ GAYRET GÖSTERİLMEDİ

Ankara’da 1 Mayıs hazırlıklarının başlamasından itibaren hangi perspektif sürece hakim olmuştur? Tandoğan, yeni adıyla Anadolu Meydanı Ankara’da Valilikçe “gösterilen” merkezi niteliğe sahip tek miting alanıdır. Daha ilk adımda DİSK, KESK, TMMOB, TTB, ASMMMO’nun bir tertip komitesi kurarak yer için Ankara Valiliğine başvurduklarını öğrendik. Ancak alanın Birleşik Kamu-İş tarafından bir ay önce talep edilmiş olduğu anlaşıldı. Bunun sonucunda DİSK, KESK ve Birleşik Kamu-İş geçmiş yıllarda yaşanan yapay tartışmalar tekrarlanmadan bir araya gelmiş oldu. 1 Mayıs’ın bölünmemesi açısından bu olumlu bir durumdur. Ancak bu, geçmişte öne sürülen gerekçe ve itirazların çözülmesinden değil, 1 Mayıs için yer bulma zorunluluğundan kaynaklanıyordu. Hızla ve demokratik süreçler işletilmeden Kamu-İş’in kapısı çalınırken, Türk-İş türlü bahanelerle geri itildi. Üç konfederasyona bağlı sendikalar bir araya gelirken, sıra bu birliğe Türk-İş’e bağlı sendikaları katmaya gelince aynı gayret gösterilmedi. Bu tutum Türk-İş, Memur-Sen, Kamu-Sen gibi her sene farklı illerde 1 Mayıs kutlayarak, 1 Mayıs’ı işçiden kaçırma tutumunun tersinden benzeridir.

İŞÇİLERE "BAHAR GELDİ" Mİ?

Ankara’da 1 Mayıs’ın örgütlenme aşamasından itibaren, işçi ve emekçileri yerelden evrensele birleştirecek bir tutumdan uzak olması ana slogana da yansımıştı. Zira çağrıda yer alan “Memleketimiz ve geleceğimiz için” ifadesi 1 Mayıs’ı bir yandan ulusal sınırlara hapsederken, bir yandan da anlamını belirsizleştiriyordu. Kim için ve nasıl bir gelecek? Kürsüden sıkça söylenen “bahar geldi” ifadesi ne anlama geliyordu? İşçilerin, emekçilerin, ezilen halkların hangi sorunu çözüldü de bu ifade bu kadar sık tekrarlandı? Açıkça tertip komitesi ve kürsü yerel seçimlere takılıp kalmış, yüzünü işçi ve emekçilere çevirememişti. Kürsü emekçilerin tümünü yansıtmaktan, işçileri, emekçileri birleştirmekten, onların taleplerini yansıtmaktan uzaktı. Daha çok muhalette yer alan bir burjuva partinin mitingi gibi düzenlenmiş, dolayısıyla 1 Mayıs’ın, yazının başlangıcında, belirttiğimiz ruhundan uzaklaşılmıştı. Sendikası ile birlikte, kıdem tazminatının kaldırılmaması vb. talepler için 1 Mayıs’a gelen sağ partilere oy vermiş bir emekçinin adeta “Nereye geldim diye” şaşıracağı bir mitingdi. Doğrusu bunu yapmaya kimsenin hakkı olmamalıydı. Tam da bu yüzden “Ankara 1 Mayıs’ından işçilere ve emekçilere ne kalmıştır” sorusunu sormalıyız! Ne yazık ki Ankara 1 Mayıs’ında, işçilerin ve emekçilerin, en acil sorun ve talepleri gündemleştirememiş, sermayenin ve siyasal iktidarın karşısına tek yumruk çıkılamamıştır!

KÜRT VE MÜLTECİ İŞÇİLER UNUTULDU

Peki ya Kürt emekçiler? Bir dönemdir metin Kürtçe de okunuyordu. Metnin Kürtçe okunmasının üzerinden atlanmıştır. Ortak metinde Kürt sorunu ile ilgili vurgular olmasına rağmen ne sloganlarda ne de pankartlarda Kürtçe ve Kürt emekçilerin taleplerine dair bir şey vardı. Ülkenin en yakıcı sorununda emekçilerin bir sözü olmayacak mıdır? Vardır, ancak kürsüye yansıtılmadı. Bu durumun temel sorumlusu tertip komitesi olsa da, tek sorumlusu da tertip komitesi değildir.

Mülteci işçilerin sorunları Ankara 1 Mayıs’ının neresindeydi? Yakın zaman önce meydana gelen iki yangında Afgan ve Suriyeli işçilerin yanarak can verdiği Ankara’da, işçilerin sınıf kardeşlerini en azından hatırlaması beklenirdi. Öyle anlaşılıyor ki, işçi ve emekçileri en çok bölen konuları susarak, görmezden gelerek çözeceğini sanan bir tertip komitemiz ve bu doğrultuda oluşmuş bir kürsümüz vardı.

TÜRK-İŞ’TEN KAÇARKEN ULUSALCILIĞA TESLİM OLMAK

Türk-İş’i ‘sağcı’ gören ‘solcu’ sendikacılarımız, Türk-İş’ten kaçarken açık ki ulusalcılığa teslim olmuştur. Elbette yerelden kaçan Türk-İş de iktidara teslim olmuştur. Bir kez daha altını çizelim bunda da en önemli neden, örgütlü örgütsüz tüm işçi ve emekçileri birleştirecek tutumdan inatla kaçınmaları, kendi dar ufuklarıdır.

Her şeye rağmen, Ankaralı emekçiler, örgütlü, örgütsüz, eşleri ve çocukları ile alana gelmişlerdi, Ankara’da yaşanan acıları yanlarına alarak ve de aşarak gelmişlerdi; bu umut vericiydi. Alana talepler hakim olmasa da, ellerinde dövizleri, pankartlarıyla gelen işçiler emekçiler; tacizden işçi cinayetlerine, basına yapılan baskılardan, çevrenin talanına bir çok soruna duyarsız olmadıklarını, çözümsüz olmadıklarını görmek isteyen gözlere anlatıyorlardı. Birleşme talepleri, belli oranda döviz ve pankartlarla sağlanmıştı. Belli ki bu 1 Mayıs alan, olandan çok daha kalabalık olacaktı ve belli ki bu yaz sıcak geçecek, işçiler ve emekçiler elbet birleşecekler.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

KODA'da "AVM'lerin Yorgun Emekçileri" konusu tartışıldı

SONRAKİ HABER

ABD'de Temsilciler Meclisi, Türkiye'ye yaptırım tasarısını kabul etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa