12 Mayıs 2019 15:16

Denizli'de sağlık sempozyumu: Şiddete karşı örgütlü mücadele etmeliyiz

Denizli'de bulunan Pamukkale Üniversitesi'nde "Toplumda ve sağlıkta şiddet nasıl önlenebilir?" sempozyumu düzenlendi.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Pamukkale Üniversitesi Kongre Kültür Merkezi’nde "Toplumda ve sağlıkta şiddet nasıl önlenebilir" sempozyumu gerçekleşti. Sağlıkta ve toplumda şiddetin birçok bileşeni olduğuna vurgu yapılan oturumlarda konu, toplumbilim penceresinden, medyanın rolü irdelenerek, hukuksal boyutlarıyla tartışıldı. Konuşmaların ardından yapılan “Çözüm önerileri çalıştayı” sırasında, şiddetin toplumsal bir sorun olduğu yönünde görüş birliği sağlanarak çocukluk çağından itibaren değerlerin öğretilmesi, eğitim sisteminde iletişim becerilerini de içerecek şekilde kapsayıcı bir düzenleme yapılması, örgütlü mücadele yürütülmesi gerektiği belirtildi.

Pamukkale Üniversitesi Sağlık ve Toplum Topluluğu’nun gerçekleştirdiği sempozyumun açılış konuşmalarını topluluk danışmanı Prof. Dr. Göksel Altınışık Ergur ve topluluk başkanı Sıla Deren Toker yaptı. Sempozyumda ilk sunumu 2018 yılında öldürülen Dr. Fikret Hacıosman’ın eşi Uzm. Kl. Psk. Perihan Mutlu Hacıosman yaptı. Hacıosman, toplumda ve sağlıkta şiddete karşı yürüttüğü mücadeleden asla vazgeçmeyeceğini belirterek insanların gaflet uykusunda olduğunu, şiddetin kendilerini bulmayacağını sandıklarını söyledi. Konu üzerine yapılacak okul eğitimleri, bilimsel araştırmalar dahil her türlü işbirliği çağrılarına sıcak baktığını özellikle belirtti.

Hacıosman konuşmasına şöyle devam etti: “Bir sabah uyandığımızda sihirli değnek dokunuşuyla birden bire düzelmeyecek Türkiye. Öyle bir dünya yok. Herkes bir diğerinden bekliyor. Biz mücadele edenler çok ağır kalıyoruz ama katiller, sapkınlar durmak bilmiyor. Bu harekete hız vermek gerekiyor. Felsefe yapın, düşünün, sorgulayın. 80 sonrası bir takım politikalarla bunu aldılar elimizden. Okumayan, düşünmeyen bir toplum yarattılar. Toplum olarak sorgulamaya, düşünmeye ihtiyacımız var.”

Şiddeti toplumbilim penceresinden ele alan Prof. Dr. Ali Ergur artan şiddet olaylarının sosyo-ekonomik bağlamından bahsederken; “Neo-liberal iktisat 1980’lerden itibaren sosyal devlet politikalarını dışladı. Küreselleşme, finans kapitalizmini ön plana çıkardı. Sanayi sonrası bireysel kurtuluş mitosu ile bir toplum yaratıldı. Toplumsal ve ahlaki normların kayganlaşması ve bireyselleşmesi insanları kolektif hayatın değerlerinden kopararak insanların dünyayı öznel algılamasına yol açtı. Benmerkezci ve duyarsız bir hal alan toplum, şiddeti kendince meşru görmeye başladı” ifadelerini kullandı. Ergur, “Esnek, hareketli, belirsiz çalışma şartları, eğreti çalışma düzenini ortaya çıkardı. Verimlilik, acımasız rekabet kavramları saplantılı bir hal aldı. Gayri insani bir toplumsal çatışma alanı yaratıldı” diye konuştu.

"KOLEKTİF MÜCADELE OLMADAN ÇÖZÜM OLMAZ"

Ergur, “Güvenlik önlemlerinin artırılması, prosedürlerin ve insan alt yapısının iyileştirilmesi, mevzuat düzenlemeleri, etkili ve caydırıcı cezalar, hekimlere iletişim becerileri eğitiminin verilmesi, genel eğitimsel niteliğin artırılması, kamu hizmetinin piyasa aracılığıyla yönetilmesine karşı mücadele yürütülmesi” gibi kısa ve uzun vadeli çözüm önerilerini sıraladı.

Prof Dr. Gökhan Önem, sağlıkta şiddeti tarihsel olarak inceleyerek sağlık özelinde şiddeti çarpıcı rakamlar eşliğinde sundu, meslek örgütü olarak Denizli Tabip Odası’nın etkinliklerinden örnekler verdi. Doç. Dr. Huriye Toker ise şiddeti marjinalleştiren aktör olarak medya boyutunu ele aldı. Sunumunda gazetelerden şiddet haberlerini sergileyen Toker, başlık ve içeriklere dikkat çekerek; “Ya şiddeti normalleştiriyor ya da şiddet göreni suçluyorlar. Hekimi hedef göstererek yaptıkları habercilik değil. Seyirlik hale getirilen haberlerle daha çok tıklanma hedefliyorlar. Kamusal bir sorun olmasına rağmen bireysel problemler olarak resmedilen bu olaylar toplumsal bağlamından koparılıyor” diyerek şiddet haberlerinde dikkatli davranmayan gazetelerin haber dilini eleştirdi.

Dr. Murat Seyit ise şiddetle baş edebilme yöntemlerine ilişkin konuştu. Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi (SABİM) kullanımına dair yaşadığı örnekleri aktaran Seyit: “SABİM’e ‘ateşimi 10 cm öteden ölçtü. Bana gülümsemedi. Doktor tuvalette çok oyalandı’ gibi şikâyetler gitmiş. Ben bunlara karşı savunma vermek zorunda kaldım” sözleriyle ihbarcı toplum yaratma anlayışının insanları getirdiği noktayı, dijital ateş ölçerleri bilmeden, doktorun içinde bulunduğu durumu tam anlamadan suçlama eğilimini kendi deneyimleri üzerinden örnekledi. Hasta-hekim ilişkisinde iletişimin kilit rolüne ilişkin örnekler de veren Dr. Murat Seyit, bir anlamda meslektaşlarına reçete sundu.

"DAYANIŞMA VE ÖRGÜTLÜ MÜCADELE ÖNEMLİ"

Emekli ağır ceza hâkimi ve avukat Murat Aydın, hukuksal alana dair yaptığı sunumda ise TCK’nin ilgili maddelerini aktararak şiddete uğrayan sağlık çalışanlarının kesinlikle tazminat ve sosyal ceza davaları açması, böylece toplum hafızasına bu örnekleri eklemeleri önerisinde bulundu. Ceza artırımının tek başına yeterli olmayacağı üzerinde duran Aydın, “Son yıllarda en çok ceza artırımı çocuk istismarında yapıldı. Oysa çocuk istismarının azalmadığı, aksine arttığı ortada. Toplumsal bu soruna karşı hekimler dayanışma içinde olmalı. Hekimler meslektaşı şiddete maruz kaldığında işini bırakıp en azından geçmiş olsun demek için onun ziyaretine gitmeli. Şiddete uğrayanların en çok canını yakan yalnız olduklarını hissetmeleridir. Bu bilinci doktorlar arasında yaymak, birbirlerinin acısına ortak olmalarını sağlamak önemli. Şiddet sorununun çözümü ancak ve ancak örgütlü mücadeleyle bulunabilir. Sadece iktidara değil topluma da seslenilmeli çünkü iktidar ‘ben yasa çıkardım, cezayı artırdım ama hakim uygulamadı’ savunmasına girişebilir. Toplum sağlığına yönelik çalışmalar yapan hekimler ve meslek örgütleri halkın desteğini daha çok alacaklardır. Toplumsal dayanışma ile örgütlü bir mücadele yürütülmelidir” diye konuştu.

Sunumların ardından ‘Toplumda ve sağlıkta şiddet çözüm önerileri’ çalıştayı yapıldı. Çalıştayın düzenleyicileri, sıralanan çözüm önerilerinin en kısa sürede bir sonuç bildirgesi olarak kamuoyu ve yetkililerle paylaşılacağını belirttiler. Toplantının sonunda sahnelenen, öğrenci topluluğunun hazırladığı “Halk Kahramanı” adlı tiyatro oyunu izleyenler tarafından beğenildi. (Denizli/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Arap basınında İstanbul seçimleri: Erdoğan kaybettiği için yenileniyor

SONRAKİ HABER

HDP'li vekil Aydeniz: Dış politikada itibarsızlaşan iktidar Kürtlere saldırıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa