Umut ilkesini izlemek

Umut ilkesini izlemek

Umut İlkesi, ilginç ve bir o kadar da kapsamlı bir kitap. Tabi, ilginçliği yeni olmasından değil. Kitabın yazımının üzerinden 50 yılı aşkın bir zaman geçmiş. Kitabın yazarı Ernst Bloch’un önsözü, “Biz kimiz? Nereden geliyoruz? Nereye gidiyoruz? Ne bekliyoruz? Bizi bekleyen ne?” sözleriyle başlıyor. İşte bu beş

Umut İlkesi, ilginç ve bir o kadar da kapsamlı bir kitap. Tabi, ilginçliği yeni olmasından değil. Kitabın yazımının üzerinden 50 yılı aşkın bir zaman geçmiş. Kitabın yazarı Ernst Bloch’un önsözü, “Biz kimiz? Nereden geliyoruz? Nereye gidiyoruz? Ne bekliyoruz? Bizi bekleyen ne?” sözleriyle başlıyor. İşte bu beş soru bütün bir sosyal yaşamın kapsamlı bir analizine giden yolu açıyor. Bloch, iki ciltlik ve toplam bin 500 sayfayı aşan eserinde tarihten felsefeye, ütopyalardan dine, antik çağdan psikolojiye, aklımıza hangi konu gelirse bir biçimde değinmiş.
Bloch, genel olarak Marksizm içinde bir düşünür olarak kabul edilir. Ancak bu kabulde Bloch’un içinde yaşadığı ve eserlerini verdiği dönemin koşulları oldukça etkilidir. Ekim devriminin gerçekleştiği ve sosyalizmin önemli başarılar elde ettiği 20. yüzyılın ilk yarısında Marksizm’in entelektüel alandaki etkisi oldukça büyüktü. Ancak, bu etki, çeşitli ‘ortalama’ felsefeleri de gündeme getiriyordu. Aydınların bir bölümü bir yandan Marksizm’in ‘hakkını veriyor’ diğer yandan onun eksikliklerini tamamlama iddiasını taşıyorlardı.
Bloch da bu kapsamda değerlendirilebilir. Kitaba adını veren Umut İlkesi bile başlı başına idealist bir çağrışım barındırıyor. Mesela Bloch ‘umut’la ilgili “Mesele, Umut Etmeyi öğrenmektir. Onun emeği feragat etmez, akamete uğramaya değil başarmaya aşıktır. Korkmanın üzerinde durur Umut, ne onun gibi pasiftir, ne bir Hiçliğe kapanmış. Umudun duyusu kendi içinden çıkar, insanları genişletir, daraltacağına. Doyamaz, insanları içe dönük hedefe yöneltenin, insanların dışa doğru müttefikleri olabileceğini bilmeye. Bu duyunun emeği, kendilerini, bizzat parçası oldukları Oluşmakta Olana eylemli bir biçimde fırlatan insanlar ister” derken sanki edebi bir denemenin girişini yapmakta, ‘idealist’ bir yazarın iç sorgulamasını sunmaktadır.
Yine açlık ve arzu kavramları Bloch’ta önemli bir yer tutmaktadır. Çünkü, Bloch’a göre açlık insanı belirleyen temel güdüdür. Maddi ve manevi açlık yani var olanla yetinmeme, daha iyisini düşleme. Henüz mevcut olmayan (ve bilincinde olunmayan) ama reel olarak mümkünü düşleme ve o düşün peşinden harekete geçmek. Hatta gece ve gündüz düşleri arasındaki farkları izlemek.
Bloch’un kapsamlı ve devasa bir kültürel birikimi bünyesinde barındıran kitabı, Bloch’tan Marksizmi beklemeden ama büyük bir yaşamsal tartışmanın içine girmek için önemli bir fırsat sunuyor. Değerlendirme değer…  (İstanbul/EVRENSEL)

Umut İlkesi 

İletişim Yayınları

Cilt 1-840 sayfa

Cilt 2- 811 sayfa

www.evrensel.net