AB’nin en sert raporu açıklanıyor

AB’nin en sert raporu açıklanıyor

Avrupa Birliği’nin Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü konusunda kaygı verici bir gerileme sürecine girildiğine vurgu yapılan İlerleme Raporu bugün açıklanıyor.BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ YETERSİZAB ilerleme raporunda dördüncü yargı paketi kapsamında basın özgürlüğü alanınd

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ YETERSİZ

AB ilerleme raporunda dördüncü yargı paketi kapsamında basın özgürlüğü alanında getirilen yeni düzenlemelerin yetersiz olduğu ifade edildi. Uzun süre tutuklu kalan gazetecilerin serbest bırakıldığına değinilen raporda, “reformda, ifade özgürlüğü ile ilgili ilerlemelerin beklenenden az olduğu” değerlendirmesi yapılıyor. Özellikle Kürt sorunuyla ilgili yazılar kaleme alan gazetecilere, akademisyenlere ve yazarlara yönelik çok sayıda dava açıldığı kaydedildi. “Terör propagandası” suçlamasıyla çok sayıda solcu ve Kürt gazetecinin tutuklandığı, yine benzer suçlamalarla 2800’ün üzerinde öğrencinin gözaltında olduğu belirtilen raporda, “Organize suç ve terör suçlamalarıyla ilgili yasal çerçeve çok muğlak terimler ve suiistimallere açık bazı tanımlamalar içeriyor” dendi.

OTO SANSÜR VURGUSU

AB’nin basın özgürlüğü ile ilgili eleştirilerinden sadece hükümet değil, medya da nasibini aldı. Basının büyük holdinglere bağlı olduğu belirtilen raporda, “Basın kuruluşlarının çıkarlarının bilgi ve fikirlerin serbestçe yayılmasından çok daha ötesine geçmesi soğuk duş etkisi yaratıyor ve pratikte ifade özgürlüğü kısıtlanıyor. Otosansürü de yaygın hale getiriyor” dendi. Bu çerçevede özellikle devlet yetkililerinin basına baskı yapması ve bazı önemli gazetecilerin görevine son verilmesinin de otosansürü pekiştirdiği ifade edildi. Basın özgürlüğünün yanı sıra, erişimi engellenen internet siteleriyle ilgili düzenli bir istatistik yayınlanmaması da eleştirildi.

ULUDERE’DE ÖZÜR YOK

Raporda Uludere katliamı da şu ifadelerle yer buluyor: “Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Uludere’de 34 sivil öldürüldü. Yetkililer, sivil toplum kuruluşlarının, hava saldırısının yapıldığı alanı ziyaret etmesine izin vermedi. Hukuki ve idari soruşturmalar sürüyor. Ancak bu soruşturmaların etkinliği ve şeffaflığı konusunda endişeler var. İstihbarat hatası ve operasyonel ihmalle ilgili iddialar açıklığa kavuşturulmadı. Ne askerî ne sivil yetkililer olayla ilgili doğrudan özür diledi. Siyasi sorumlulukla ilgili herhangi bir tartışma yapılmadı.

BDP’LİLERE DOKUNULUYOR

BDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının tartışmaya açılması da raporda kaygı verici bulunuyor: “Milletvekili dokunulmazlığının kapsamı, ifade özgürlüğüyle ilgili durumlar hariç geniş tutulmaya devam ediyor. Bu halen endişe verici bir mesele. Çoğunluğu BDP bloku vekillerine ilişkin milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasına yönelik hazırlanan 740 dosya beklemede. Bir BDP milletvekili, [Sebahat Tuncel kastediliyor] altı yıl önce yaptığı bir konuşma nedeniyle hakkında verilen iki yıllık tutukluluk kararının Yargıtay tarafından onaylanmasının ardından gereken sürecin işletilmesi durumunda sandalyesini kaybetme riskiyle karşı karşıya.”

Raporda bu konular özelinde, KCK soruşturmasında hukukun üstünlüğüne uyulması, Uludere hava saldırısında etkin ve şeffaf bir soruşturma yürütüldüğünden emin olunması konusunda azami dikkat gösterilmeli, anayasanın revizyonu, Kürt meselesi dahil Türkiye’nin uzun süredir devam eden problemlerinin çözümü için çağrıda bulunuldu. (DIŞ HABERLER)


KCK OPERASYONLARI GENİŞLİYOR

KCK operasyonları yalnızca Kürt siyasetçileri, halk tarafından seçilmiş belediye başkanlarını ve belediye meclisi üyelerini değil medya mensuplarını, insan hakları savunucularını, sendikacıları, önde gelen akademisyenleri ve avukatları da hedefleyerek genişlediği belirtilen raporda, “Resmî istatistiklere göre 31 belediye başkanı ve 226 yerel temsilci şuanda KCK operasyonuyla bağlantılı olarak tutuklu. Durum yerel düzeyde yönetimleri ciddi şekilde etkiliyor. DTK Eş Başkanı ve Van Milletvekili Aysel Tuğluk, yaptığı konuşmaların ardından ‘terör örgütünün propagandasını yapmak’ ve “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek”ten 14.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı” deniliyor.

Avrupa Birliği, bu yılki ilerleme raporunda Ergenekon ve Balyoz davalarındaki yargı sürecini eleştirdi. AB, daha önceki ilerleme raporlarında demokratikleşme süreci için bu iki davayı önemli bir adım olarak nitelemişti. Ancak bu yılki raporda, soruşturma boyunca yaşanan hukuki ihlallerin davalara “gölge düşürdüğü” vurgulandı.

HRANT DİNK DAVASI

Raporda Hrant Dink davasıyla ilgili sadece bir kişinin ceza aldığına, diğer tüm sanıkların ise beraat edildiğine dikkat çekilerek, Dink ailesinin yeni bir inceleme açılması talebine vurgu yapıldı. Raporda “Dink davası Türkiye’de cezasızlıkla mücadele edilmesi açısından büyük önem taşıyor” dendi.


HÜKÜMET 22 BAŞLIK ALTINDA İTİRAZ ETTİ

Hükümet, bugün açıklanacak Avrupa Birliği’nin Türkiye İlerleme Raporu’na 22 başlık altında itiraz etti. Uludere ile ilgili eleştirilere reddeden hükümet, Uludere konusunda TBMM’de komisyon kurulduğunu, soruşturmanın sürdüğünü ve hayatını kaybedenlerin ailelerine tazminat ödendiğini savundu.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Avrupa Parlamentosu (AP) Eski Başkanı Hans-Gert Pöttering’i bakanlıktaki makamında kabulü sırasında gazetecilerin bugün açıklanması beklenen İlerleme Raporu ile ilgili sorularını yanıtladı. Henüz çıkmamış bir rapor üzerinde değerlendirme yapmak istemediğini belirten Bağış, bugün öğleden sonra İstanbul’da raporu değerlendirmek amacıyla basın toplantısı düzenleyeceğini söyledi. Bağış, “Şu anda Türkiye’nin tanımadığı, diplomatik ilişkileri olmayan bir ülkenin dönem başkanlığı içerisinde yayımlanacak bir raporun Türkiye’ye methiyeler belirtmesini beklemek çok inandırıcı olmaz” dedi.

www.evrensel.net