22 Nisan 2019 07:37

Şair İsmail Afacan: Şiirde amacım emek denizine varmak

Şair İsmail Afacan ilk şiir kitabı "Adımlar Sağanak"ı Evrensel'den Nazife Yaşar'a anlattı.

Şair İsmail Afacan

Fotoğraf: Kadir İncesu

Paylaş

Nazife YAŞAR
İstanbul

İsmail, namıdiğer Afacan; ya da bizim İso. Gazetemizin Kültür Editörü. “Adımlar Sağanak” adlı bir şiir kitabıyla ismine bir sıfat daha ekledi: Şair... Büyük bir heyecanla kitabının baskıya girmesini bekledik... Heyecanımızı ona yansıtmadık zira doğumhanenin kapısında bekleyen baba gibiydi. Baskı sırasında işlerin ters gittiğini klavyeye vuruşundan anladık, iyi gittiğini de neşeli sohbetinden. Kimi zaman sıkıldı kimi zaman sorunları nasıl çözeceğini bilemedi ama o kitabı eline aldığındaki sevinci görülesi en güzel an oldu. Hadi bu süreçleri ve daha öncesini ona soralım:

“Adımlar Sağanak” adlı güzel bir şiir kitabıyla karşımızdasın, süreç nasıl gelişti anlatır mısın?

“Adımlar Sağanak”, 10 yıllık sürecin bir ürünü… Öncesi bir yana Sokak Lambaları şiiriyle gelişen bir serüven benimkisi... Çünkü 2011 yılında Pamukkale Üniversitesi Batı Dilleri Edebiyatı Topluluğu’nun düzenlendiği şiir yarışmasında Sokak Lambaları şiirimle birinci oldum. O dönemin 2 sene öncesinde şiir yazmaya başlamıştım. Bu ödül beni şiir yazma konusunda daha da umutlandırdı. Hemen sonrası birçok şiir yazdım. Çoğu duygu sağanağı şiirlerdi. Ama yazmak ve arkadaşlarıma okumak bana iyi geliyordu.

“SENNUR SEZER BENZERSİZ BİR EĞİTİM FIRSATI SUNDU”

Sonra 2011 yılının ikinci yarısında Evrensel gazetesi ve Hayatın Sesi Tv’deki yolculuğum başladı. Burada hayatımın kırılmalarından birini yaşadım. O da 4 yıl önce kaybettiğimiz Şair Sennur Sezer’in Hayatın Sesi Tv’de sunduğu Maksat Muhabbet programının asistanlığını yapmamdı. Bu iki senelik dönem benim için benzersiz bir eğitim fırsatı sundu. Bu dönemde şiirler yazıyordum, bazı şiirlerim dergilerde yayınlanıyordu ama fazla üretemiyordum.

ŞİİRLERDE ANKARA KATLİAMINA DAİR İZLER

Sonra 2013 yılında gazeteden ayrıldım ve memlekete (İzmir’e) döndüm. Şiir ve edebiyat tarihi üzerine okumalar yaptım. Bu süreçte şiir üzerine yazılarım çeşitli mecralarda yayınlandı. Ama şiir yazma konusunda yaşadığım duraklama dönemi devam ediyordu. Ta ki 10 Ekim Ankara Katliamı’na kadar. 10 Ekim’de oradaydım, yaralandım ve birçok arkadaşımı kaybettim. Bu dönem yaşadığım travmayı şiirler yazarak atlatmaya çalıştım. Kitaptaki Tarak İzi ve Yeni Bir Dil gibi şiirleri bu dönemin etkisiyle yazdım.

2018 yılında askerliğimi yaptıktan sonra Evrensel gazetesindeki ikinci dönemim başladı. Kitaptaki şiirlerin çoğunluğu son 1.5 yıllık süreçte oluştu. “Dilsiz Harita”nın bir kısmı, “Taşranın Martısı” ve “Zarifince” bölümlerini bu dönemde yazdım. Artık karar vermem lazımdı. “Tamam mı?” yoksa “Devam mı?” … Onun için “Adımlar Sağanak”ı çıkarmaya karar verdim.

“BİR NEVİ USTAMDAN MAZBATAMI ALDIM”

Kitap çıkarma sürecine dair bir itirafta bulunmam gerekirse, Sennur Sezer’in sağlığında böyle bir şeye cesaret edemezdim. Buna korku da diyebilirsin, yetersizlik hissi de…  Ama Sennur Sezer’in kıymetlisi Adnan Özyalçıner’e gösterdiğimde şiirleri, eleştirmekle birlikte “İlk kitap için iyi şiirler var.  Sennur da olsa böyle söylerdi” dedi. Kitabın sürecine dair en mutlu olduğum anlardan biriydi. Ben de bir nevi ustamdan mazbatamı almış oldum.       

Söz, Sennur Sezer’den açılmışken seni en çok etkileyen şair ya da şairler kimler?

Bu soruyu ikiye ayırarak yanıtlamak istiyorum. Şiire yaklaşımımı değiştiren ve şekillendiren şair hiç kuşkusuz Sennur Sezer’dir. İlk olarak edebiyatta “bakmak ile görmek” arasındaki ayrımı Sennur Sezer’den öğrendim. Şiirin toplumcu şiirden ibaret olduğu düşüncemi toplumcu şair olan Sennur Sezer sayesinde yıktım. Böylece İkinci Yeni ve Garip şiirinin önemini fark ettim. 

Teknik anlamda ise çağdaş şiirimizin en önemli şiir akımları olan Garip, Toplumcu-Gerçekçi ve İkinci Yeni şiiri çok seviyorum ve bunların olanaklarından yararlanmaya çalışıyorum. Bazı temsilcileri ise beni çok etkiliyor. İkinci Yeni’den Edip Cansever, Garipçilerden Oktay Rifat, Toplumculardan Can Yücel ve Attilla İlhan’ı sayabilirim. Bu akımları sol şiirin üç ayrı fraksiyonu olduğunu düşünüyorum.

Kimi şiirlerinde karşımıza çıkan dil-coğrafya ve harita kavramlarının arka planını biraz açar mısın?

“Adımlar Sağanak”ta dediğin gibi coğrafi terimler çok geçiyor. Harita, gökyüzü, yeryüzü, deniz, dağ, akarsular, ova gibi… İbni Haldun’un “coğrafya insanın kaderidir” sözüne bir itirazım var aslında şiirlerde. Özel olarak Ege’nin taşrasına, genel olarak Anadolu’nun açmazlarına bir itiraz. Taşra insanını en güzel anlatan imgenin akarsular olduğunu düşünürüm. Ege’deki akarsular büklümler çizerek akar…  Bu nedenle ikisinin adında menderes geçer. Yazları kurur, kışın kabarır… Amacı denize varmaktır. Anadolu insanının bugünkü ruh halini çok güzel yansıtmıyor mu?

“ŞİİRDE UMUT, RAKIYA KATILAN SU GİBİDİR”

Şiirlerinde umut ve umutsuzluk arasındaki çatışmaya tanıklık ediyoruz. Kazanan hangi taraf?

Bir itirazım var ama her zaman yaptığım itiraz kazanmıyor şiirde. Bu noktada daha çok umut ve umutsuzluk ikilemini birleştiren dizeler üretmeye çalışıyorum: “sen ki çölüsün mavinin”, “kabzamda açarken kaktüs çiçeği”, “kekemeleşirken/ yüreğimin gece lambası”, “emek denizinin şiiri bu/ taşıramasa da/ kıyıya vurup durdu” gibi… ayağı yere basmayan bir umuttan öte umut ile umutsuzluğun çatışmasını tercih ediyorum. Şiirde umut, rakıya katılan su gibidir. Hem sertliğini alır hem de beyazlaştırır. İkisinin kavgası şiirlerde devam ediyor ama ben çoğu zaman umudun kazanmasını istiyorum. Bu sayede tarihselliğin içindeki bugünü yansıtmaya çalışıyorum.

Şiirin yazıldığı dönemin yansıması olduğunu düşünüyor musun? Bu bağlamda bugünü şiirlerinde nasıl okumalıyız?

Her şiir biçimi ve içeriğiyle döneminin izlerini taşıdığını düşünürüm. Kullanılan sözcük seçimleri, şairin imgelem dünyası yaşadığı çevreden bağımsız değildir. Çağına tanıklık yapan toplumcu şiir geleneğinden besleniyorsanız, bugünü yansıtmak zorundasınız. Burada “ama nasıl?” sorusuna verilecek cevap çok önemli... Bu noktada güncel olanın içindeki tarihseli ulaşmak çok önemli. Yoksa tarihselliğinden kopuk güncel, kendini tekrar eden gündelik yaşam pratiğinin kendisidir. “Karanfil Bahçesi” ve “Zarifince” bölümlerinde bunu yapmaya çalıştım. Şiirde amacım emek denizine varmak. Ne kadar başardım. Elbette soru işareti. Okurlar karar verecektir.

“YATAĞIMI BULMAYA ÇALIŞIYORUM”

Kitapta birçok biçimsel yöntemi kullanıyorsun. İkilikler, dörtlükler, mensur şiir (düzyazı şiir)... Biçimsel ve imgesel yönüne dair neler söylemek istersin?

İmge şiirin olmazsa olmazlarından… İmgesel anlatımı seven bir kişiyim. Çağrışımsal, anlamsal zenginlik yaratan sözcükler kullanmayı tercih ediyorum. Alt metinsel göndermeleri olan dizeler yaratmak istiyorum. Tarihsel, coğrafi, mitolojik ve folklorik…

Mensur tarzda denediklerim de var, serbest biçimde yazdıklarım da. Biçimsel anlamda tek biçime karşıyım. Burada kendi sesimden çok, şiirin sesini ve anlatılmak istenilene odaklanıyorum. Ama bu konuda kendi sesimi oluşturamadığım konusunda eleştiriler alıyorum. Şu an için benim tercihim bu yönde ama arayışlarım devam ediyor. Sonuçta yatağımı bulmaya çalışıyorum.

Okullarda boğazımız yırtılana kadar okutulan kahramanlık şiirlerinin çocukluğumuzun travması olduğunu düşünüyorum. Buna rağmen dünyaca tanınan şairler çıkarmış olmak şaşırtıcı. Şairlerin eğitimden beslenmediği kesin nereden besleniyor şairler?

Aslında şairlerin asıl besin kaynağı yaşamın kendisidir. Nefes alıp verdiği coğrafya, sınıf çelişkileri, insan ilişkileri, yaşadığı travmalar, karşılıklı ya da karşılıksız sevdalarıdır… Okuduğu kitaplardır, örgütlü mücadele verdiği partisidir… İnsan soyunun geçmişi, bugünü ve yarınıdır…  En azından benim besin kaynaklarım bunlar…

“DÖNEMİ İMLEYEN BİR İSİM OLDU”

 "Adımlar Sağanak" ismi nereden geliyor?

Şiirimizde bir alışkanlık var, kitap isimleri çoğu zaman içinde yer alan bir şiirin başlığından seçilir. "Adımlar Sağanak" isimli bir şiir yok kitapta. Dilsiz Harita şiirde geçen "ne zaman etrafında/ su birikintisi görse/ kendini ada sanıyor/ bağımsız ve ulaşılmaz/ su alırken düşleri/ yüreğinin üstünde/ bir şemsiye/ adımları sağanak/ ilk vapurla kendine dönüyor" dizelerinden esinlenerek arkadaşlarla birlikte türettik. Aynı zamanda kitabın toplamını yansıtan bir isim oldu. Ani ve hızlı adımlarla yürüyenler nereye gidiyor? Bu bir kaçış mı; yoksa bir yere varış mı? Dönemi imleyen bir isim oldu aynı zamanda... Kendimce şiirsel yanıtlarım var. Ama şunu söyleyebilirim bu yere yalnız gitmek istemediğim kesin.

ÖNCEKİ HABER

Bakan Akar’dan Kılıçdaroğlu'ya saldıranlara: Tepkinizi gösterdiniz!

SONRAKİ HABER

Mersin Valiliği kayyum eylemlerini 15 gün süreyle yasakladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa