21 Nisan 2019 03:48

Yüzleşme

Çorlu’da bir işçi, içinde bulunduğu yaşam şartlarını nedeniyle sorguluyor: 17 yıldır işçinin yararına bir şey yapmayan Ak Parti’ye niye oy vereyim?

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Fırat TURGUT

“Ben çok tahsilli bir adam değilim, ilkokul mezunuyum, ilkokuldan çıktığımdan beri çalışıyorum. Ama saf biri de değilim. Nasıl bu hükümete oy veriyorlar hâlâ anlamıyorum.” Çorlu’da bulunan bir işçi, içinde bulunduğu yaşam şartları nedeniyle böyle bir sorgulamaya girişiyor: “Ben işçiyim ya, yıllardır çalışıyorum. 17 yıldır işçinin yararına bir şey yapmayan Ak Parti’ye niye oy vereyim? Laf söylettirmeyenler var, seni düşman belliyorlar...”

Akkanat işçisi bu kez AKP’ye oy veren ya da hak aramaya yanaşmayan işçilerin tutumunu sorgulu-yor. Üstelik bu sorgulamanın temelinde de aynı neden yatıyor: Yaşam şartları... “Herkes borç batağında. ‘Ev aldım kredi ödüyorum, çocuk bakı-yorum. Ben uzak duruyorum. Ben kendimi hiçbir şekilde riske atamam’ diyorlar. ‘Ben işsiz kalsam çoluğum çocuğum ne olur’ diye düşünüyorlar.”

YAŞAM ŞARTLARI AYNI AMA...

Aynı nedenler aynı sonuçları doğurmuyor... Aynı yaşam şartlarına sahip iki işçiden biri bu şartlarda yaşamasında etkili olan partiye oy verirken, diğeri aynı nedenle vermiyor. Çeşitli etkiler de hesaba katıldığı zaman biri “Daha iyi olabilir” diye düşünürken, diğeri “Daha kötüsü olabilir” diyor.

İşçi devam ediyor: “Ben yaşadım bunu. İşten atıldım başka bir işyerine girdim, belimi sakatladım, 2 ay boyunca yattım. Ne oldu, en az 4-5 sene geri attı beni. O ara eşim de rahatsızlandı, o da işsiz kaldı, göçtük. O iş buldu ben iş buldum. Birlikte bir ev almak için kredi çektim. O zamanlar ben fazla mesailerle iyi para alıyordum. Eşim de bir yerde sorumluydu. Sonra ben işten çıktım, eşimi sorumluluktan aldılar. İkimizin maaşı 3 bin 500’ken 2 bin liraya düştü. Sonra krediyi ödeyememeye başladım. Kendimi hacizlere boğdum, sonra bir baktım boşanıyoruz. Aldatma, şiddet şu bu... Öyle bir nedeni yok yani. Sırf ev için kredi çektik, yapamadık, tutunamadık, birbirimizi yedik ve boşandık. 17 yıllık evliliği bitirdik. Kızımın da psikolojisi bozuldu, şu an konuşmuyor benimle.”

"DALGA GEÇER GİBİ!"

Şu anki fabrikada 6 aydır çalışıyor. Bu arada boşanmasının üzerinden zaman geçmiş, yeni bir evlilik yapmış: “Evlenmek para işi. Benim zaten hacizlerim vardı. Yeni eve taşındık, o lazım bu lazım... Kredi çektik, eşya aldık... Tüm bunları krediyle yapabildik... Eşim benden daha iyi kazanıyor, günde 12 saat çalışıyor, 3 bin lira civarı para alıyor. Onun maaşı kredilere gidiyor. Benim maaşım 2 bin 400. 500-600 lira hacze gidiyor. Kalan para 1850 lira. Geçin geçinebilirsen. Sanki benimle dalga geçiyorlar gibi geliyor. 1850 lira dediğin nedir ki? Ben bile korkuyorum. Kira, elektrik, doğal gaz, su bende. Benim maaşla geçiniyoruz. Ben işsiz kalsam bittik.”

220 LİRALIK YEMEK KARTI MARKET ALIŞVERİŞİNE GİDİYOR

Ya yüzde yüzden fazla zam nedeniyle insanların kuyruklara girdiği, marketlerden taneyle almaya başladığı sebze meyve? Akkanat işçisinin de durumu farklı değil: “Herkes batık, kredi borçları, kart borçları... Her şey çok pahalı. Markete gidiyorsun çok bir şey almadan çıkıyorsun. Benim eşimin aylık 220 liralık yemek kartı var, 3 markette geçiyor. Eşime iyi ki yemek veriyorlar da o kartı alışverişte kullanıyoruz. Ama peynir, zeytin, yağ derken bitiyor. Sebze meyveye sıra gelmiyor bile. Sebze dediğim de domates biber alıyoruz, onu da menemen yapacak kadar. Pırasa, ıspanak, brokoli karnabahar... Şöyle bir döktüreyim dersen, öyle bir dünya yok. Pazara zaten gidemiyoruz çünkü kart pazarda geçmiyor. Aylık market alışverişimiz bu, 220 lira.”

"GÜNÜ DOLDURDUM AMA EMEKLİ OLAMADIM"

Şu an 38 yaşında olduğunu söyleyen işçi kaba bir hesap yapıp başını sallıyor: “Evet 23 sene olmuş fabrikalarda çalışmaya başlayalı. 15 yaşından beri bilfiil çalışıyorum elinde ne var diye sorarsan hiçbir şey yok. Prim günü dersen benden 5 bin 800 gün istiyorlar. Benim 7 bin 200 günüm var ama emekli olamıyorum. 56 yaşında emekli olacağım. O zamana kadar da çalışmak zorundayım, başka şansım yok.”

“Paran varsa evde huzur oluyor. Bu ekonomik şartlardan bıktım artık” diyen işçi şöyle devam ediyor: “Aslında insanlar seçimlerde Hükümete olan tepkilerini ifade etti. Şimdi kıpırdamıyorlar ama belki bunun için bir kıvılcım lazım...”

ÜCRETLİ İZİN DEDİLER YILLIK İZİNDEN KESECEKLER

İşçi, fabrika yönetiminin tüm işçileri 2 haftalık ücretli izne çıkardığını söylüyor, tabii karşılıksız değil: “Fabrikadaki makineler 92 model. Üretimden istedikleri verimi alamıyorlar. Yeni makineler aldılar. Klimalar çekmiyor, klimaları da değiştirecekler. Duvar kırma, boru sistemlerini değiştirme derken, bir nevi fabrikada üretimi durdurdular yani. 2 hafta herkesi ücretli izne çıkardılar. Onu da yıllık izinden kesecekler.”

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Memur-Sen 6. genel kurulunu gerçekleştiriyor

SONRAKİ HABER

Marmara Denizi'nde 3.6 büyüklüğünde deprem

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa