17 Nisan 2019 03:50

La Fontaine’den Masallar

Yatağan'dan Kemal Özcan yazdı: Ekonomiyi düzeltmeye değil, iktidarın gelirini arttırmaya yönelik açıklamalar bunlar. La Fontaine’den Masallar.

La Fontaine’den Masallar

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Kemal ÖZCAN
Yatağan

Ekonomiden sorumlu damat yeni bir paket daha açıkladı.

Adı ‘Yeni Ekonomi Programı, Yapısal Dönüşüm Adımları 2019’.

İsmi ne güzel, ne şirin değil mi?

Yapısal dönüşüm adımları.

İsminden hangi partiye ait olduğunu hemen buluyorsunuz.

Öz Türkçe kelimeler kullanıyorlar ki, bizi daha iyi yiyebilmek için.

Mesela zam yerine güncelleme dedikleri gibi.

Öldürüldü yerine, etkisiz hale getirildi gibi.

BES zorunlu oluyor, kıdem tazminatı fona devrediliyor ve vergiler tabana yayılıyor.

Ekonomiyi düzeltmeye değil, iktidarın gelirini arttırmaya yönelik açıklamalar bunlar.

La Fontaine’den Masallar.

Reform paketi değil yeni haraç listesi.

IMF’siz IMF programı.

Anlaşılan yandaşa dağıtılan para bitti.

Satılacak kurum kalmadığından özelleştirme gelirleri de yok.

Halktan resmen para istiyorlar.

Kamunun yapılandırılması ile ilgili tek satır yok.

Kamu ve saray bu kadar savurgan olduktan sonra bu kriz bitmez.

Seçim geçti ya emeğe nasıl düşmanlık yapacaklarını, nasıl saldıracaklarını bilemezler gayri.

Özal’ın dediği gibi seçimden önce zam yapacak kadar enayi değiller tabii.

Kalmadı mı satacak bir şeyler ?

TÜSİAD ve patron kulüplerinin keyfine diyecek yok!

Paketi destekliyorlar, zaten onlara danışılmış.

‘Güçlü Türkiye yolunda atılmış önemli adım’ olarak açıklama yaptılar.

Satılmış yandaş basın ‘müjde, müjde, müjde’ diye manşet attı.

Dedim belki de Saray, Meclis ve bakanlıklar olarak ekonomik fedakarlık yapacaklar diye düşündüm.

Şimdiye kadar onlarca paket açıklandı, ekonomide hiç iyileşme görülmedi.

Yalan söylüyorlar ortada yapısal reform paketi filan yok.

Kıdem tazminatlarımıza çökme var.

İşçilerin tazminatını, işverene doğrudan fona yatırtıp parayı kullanma derdindeler.

İşsizlik Sigortası Fonu’nu yediler bitirdiler.

47 milyon olan küçükbaş hayvanımızı 100 milyon başa çıkaracaklarmış!

Emekçiler 3’ün 1’ini alırken, kendileri o Saray’ın ışıklarını yakmaya devam edecekler.

Hani başkanlık sistemine geçince şaha kalkacaktık, uçacaktık?

Gözlerini bizim cebimize diktiler.

Cebimizdekiler yetmedi, çocuklarımızın geleceğine göz diktiler.

Ürettikleri hiçbir şey yok, sürekli tüketiyorlar!

Zevk sefa sürüyorlar!

Şimdiye kadar onlarca paket açıldı, ekonomide hiç iyileşme görülmedi.

Ya paketlerde bir sorun var, ya da paketi açıklayanlarda.

Biz de kalkmış bu adamın açıklamalarından medet ummuyoruz.

İşçilerin maaşları direk sarayın hesabına yatsın.

Kamu harcamalarında kemer sıkma politikası yok mu?

Gerçekten vatanınızı milletinizi düşünseydiniz, 130 bin araçlık devlet otomobil filosunu 10 bine düşürerek başlardınız yapısal dönüşüme..

Diyanetin bütçesi 10.5 milyar lirayla hâlâ rekoru elinde bulunduruyor.

Gülüm sizin derdiniz üzüm yemek değil, işçilerin hakkını yemek.

Sera kuracağız, kooperatifçiliği geliştireceğiz, 4 yılda 100 bin baş hayvana ulaşacağız derken pasta cila yapıyorsunuz bize.

Cambaza bak cambaza numarası çekiyorlar.

AKP iktidarı artık bu ülkeyi yönetmekten aciz durumda.

Bir de adaletten bahsetti, sanki varmış gibi.

Sözüm ona yabancı sermayeye serenat yapıyor.

Sonuçta bu iktidarın biz emekçileri filan düşündüğü yok, bu açıklamaları da sermaye sahiplerinin yatırıma devam etmesi ve dışarıdan yatırım almak için yapıyor.

Biz şimdi parayı toplayalım, yiyelim, rahat bir nefes alalım, insanlar emekli olup da ödeme zamanı gelene kadar kim öle kim kala demektir.

Çalışanın sırtına daha çok yük binecek.

Ancak siz asla itibardan tasarruf yapmayın!

İşin kötü tarafı 4.5 yıl seçim yok!

İş sendikalara, demokratik kitle örgütlerine, odalara, muhalefete düşüyor.

Sendikaların kırmızı çizgisi ve genel grev nedenidir kıdem tazminatı.

Ona uzanan elleri kıracaklarını beyan etmişlerdi.

Üretimden gelen gücümüzü burada bari kullanalım.

Önümüz 1 Mayıs..

Alanlarda genel grev, genel direnişi haykıralım hep bir ağızdan!

Alın paketinizi başınıza çalın!

Sendikalar, hükümetin kazanılmış haklar korunacak ayaklarına sakın inanmasın, kanmasın!

Kazanılmış hakları yüceltecek ve onları aynı şekilde sınıfın gelecek neferlerine bırakacak tavrı göstersin.

Bu iktidarın şimdiye kadar açıkladığı hiçbir paket emekçilerin lehine olmamıştır.

Paket, işverenlerin, patronların paketidir!

Paket, IMF’siz IMF programının bir parçasıdır!

Paket, milyonlarca işçinin kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldıran bir paketidir!

Paket, vergiyi halka yıkma paketidir!

Paket zorunlu BES’i yaygınlaştırma paketidir!

Türk-İş, son genel kurulunda da aldığı karar doğrultusunda, kıdem tazminatı konusunun genel grev nedeni olduğunun altını bir kez daha çizmiştir.

Kırmızı çizgi demek kıdem tazminatı ile ilgili düzenlemede herhangi bir adım atılması halinde, bu alınan karar uyarınca, son kalemiz olan kıdem tazminatı hakkını sonuna kadar savunacak,

ve üretimden gelen gücünü kullanacaktır.

Hükümet, bu düzenlemeyi derhal gündeminden çıkarmalıdır!

Kriz koşullarında emeğin haklarının tırpanlaması ve bu yolla sermayeye kaynak aktarılması planlarından vazgeçilmelidir!

Dün açıklanan “Yapısal Dönüşüm Adımları” paketiyle işçiler, emekçiler ellerinde kalan son hakları da ortadan kaldırmayı hedefleyen bir saldırı vardır.  

Ekonomik krizin faturası bir kez daha emeği ile geçim savaşı veren, yoksullaşan milyonlara kesilmek istenmektedir.

Krizin bedelini bize ödetecekler.

Kendileri şaşaa içersinde yaşamaya devam edecekler.

Yok öyle yağma!

Patronlara yağ çekmek için ‘OHAL’i işçilerin grevlerini ertelemek için getirdik’ diyen bir zihniyete inanmıyoruz.

Har vurup harman savurdular denizi bitirdiler.

Daha fazla sömürecekler.

1 Mayıs’ın gündemi emeğe uzanan bu paket olmalıdır.

Birlik, mücadele ve dayanışmayı en üst düzeye taşımalıyız ki, patronlar, sermaye ve onlara yardakçılık yapmaya çalışan bu iktidar, bir daha kıdem tazminatlarımızı ağızlarına dahi alamasınlar.

Çizgimizin ne kadar kırmızı olduğunu göstermemiz lazım.

Paketin adı çok hoş ‘yapısal dönüşüm adımları’…

Bu isme neredeyse tüm varlığımızı veresimiz geliyor.

Tayyip Erdoğan’ın dünürü Orhan Uzuner’in kurduğu, ‘Kardeş Kal Türkiye Derneği’ gibi.

‘Milli birlik ve kardeşlik projesi’ gibi ilk bakışta kulağa hoş gelen kelimeler.

Böylesine cilalı söylüyorlar ki, bizi daha iyi soyabilmek için!

Halkın 100 yıllık birikimlerini müsrif, mirasyedi bir evlat gibi satıp, savdılar, şimdi de kıt kanaat geçinen halkın cebine dadandılar.

17 yıldır bu memleketin içine beton döküp, üretim anlamında tek bir çivi bile çakmayan, işsizliği yüzde 13’le rekor kıran bir iktidar, parasız pulsuz kalınca hemen cebimize göz dikiyor.

Bedelli askerlik, imar barışı (affı) derken, kıdem tazminatı fonu, zorunlu BES ve verginin tabana yayılması…

Sanki sermayeyi tabana yayıyorlar.

Sanki kendilerinde olan refahı, huzuru, barışı, özgürlüğü, adaleti tabana yayıyorlar.

Yaptıkları apaçık emeği sömürmek!

Hoş kalın, inançla ve dirençle kalın!

ÖNCEKİ HABER

10 Ekim avukatları: Gerçek adalete ulaşana dek vazgeçmeyeceğiz

SONRAKİ HABER

Müzisyenler Mücahit Göker ve Serdar Keskin sevenleriyle buluşacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa