13 Nisan 2019 14:18
Son Güncellenme Tarihi: 14 Nisan 2019 15:42

KESK 2'nci Ortadoğu Barış Konferansı düzenledi

KESK tarafından düzenlenen 2. Ortadoğu Barış Konferansı "Ortadoğu savaş kıskacında kadın ve barış" ve "Ortadoğu'da emek" oturumlarıyla devam etti.

KESK 2'nci Ortadoğu Barış Konferansı düzenledi

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Kamu Emekçileri Konfederasyonu (KESK) tarafından Bakırköy’de bulunan Tarık Akan Kültür Sanat Merkezinde "2. Ortadoğu Barış Konferansı" ikinci gününde "Ortadoğu savaş kıskacında kadın ve barış" ve "Ortadoğu'da emek" başlıkları işlendi.

"Ortadoğu'da savaş kıskacında kadın ve barış" başlıklı oturumda Filistin Kadınlar Komitesi Birliği'nden (UPWC) Abeer Abu Khdeir, Lübnanlı Siyaset Sosyologu Prof. Dr. Houda Rızk, Tunus Halk Cephesi'nden Mubarewke Brahmi, Bahreynli Sameyya Khail ve Rosa Kadın Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ayla Akad konuştu.

"FİLİSTİN'DE KADINLARDA İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 65"

Filistin Kadınlar Komitesi Birliği'nden (UPWC) Abeer Abu Khdeir, 1980'de kurulan UPWC'nin, "Filistinli kadının yararına çalışan bir direniş sembolü" olduğunu ve Kudüs'teki merkezinin İsrail tarafından kapatıldığını söyledi. Khdeir, işsizliğin erkeklerde yüzde 22, kadınlarda yüzde 65, gençlerde yüzde 53 olduğunu söyledi.

Lübnan'da İsrail'e karşı 1948'de direnişin başladığını söyleyen Lübnanlı Siyaset Sosyologu Prof Dr. Houda Rızk, "2000'li yıllarda İsrail'i topraklarından kovabildi. 2006'da İsrail tekrar saldırdı. Sebaa çiftlikleri hala İsrail'in işgali altında. Lübnanlı kadınlar çok bedel ödedi. Taşrada çalışan kadın kente yerleştirildi. Kadın diyince siyasi tutuklu kadınlardan bahsetmemiz lazım. Suudi Arabistan'da özgürlük istediği için hapislerde kalan kadın var. Basın kadın araba kullanıyor diye neredeyse göbek atacak. Birçok ülkede böyle. Türkiye'de Leyla Güven açlık grevinde. Suriye'ye baktığımızda terör eylemlerinde tekfircilerin başını çektiği terör örgütleri kadını öldürdüler herşeyi yaptılar. Savaşın maliyeti kadınlar üzerinde büyük olmuştur. Çeşitliliği yok etmek üzerine kurmuşlar" dedi.

"TUNUS'TA SADECE ÖRTÜ DEĞİŞTİ"

Tunus Halk Cephesi'nden Mubarewke Brahmi, "2011 devriminden sonra kazanımlardan geri çekilmeler başladı. Muhammed Buazizi'nin kendini yaktığı dönemlerde ülke kaynayan bir tencereydi. Örtüyü değiştirdiler ama içi aynı. Kararları efendiler alıyor. Biz sürtünmeye devam ediyoruz. Tunuslu kadın onurlu bir yaşam sürdüremiyor" dedi.

2011 devrimiyle beraber kendilerine "Güzellikler olacak denilerek söz verildiğini" söyleyen Brahmi şöyle konuştu: "Müslüman kardeşlerin devrimle ilgisi yok. Devrimde rolleri yoktu. İngiltere'de yaşıyorlardı. Ülkeye devrimden sonra geldiklerinde 'Üzerimize ay doğdu' demişlerdi. Ülkeyi teröre bıraktılar. Kartaj'daki cumhurbaşkanlığı sarayında yeşil kırmızı halılarla teröristleri karşıladılar. Suriye'de olup bitene bakın. Suriye'nin dostları adı altında toplantılar yaptılar. Suriye halkından özür diliyorum. Tunusluların başına gelen sizin başınıza gelmesin diye dua ettik. Tunus İslamcıların eli vardı Suriye'de. IŞİD'de Tunuslu eleman vardı. Suriye'yi IŞİD'den koruduğu için Beşar Esad bayrakları taşıdık."

"AB İLE ANLAŞMALAR TARIMI BİTİRDİ"

Tunus'ta tarımın AB ile yapılan anlaşmalardan dolayı bitme noktasına geldiğini söyleyen Brahmi, "Tarım AB'den dolayı bitti. Kendi tohumlarımızı ekemiyoruz. Kendi kendimize tohum üretemiyoruz" dedi.

Bahreynli Sameyya Khail ise, "Bahreyn'de tutuklular ağır çekimle ölüme bırakılmıştır. Körfez ülkesinin kadını, Bahreyn kadını konusu karmaşık bir yapıdır. Hak elde etmek için büyük mücadele gerekir" dedi.

Ayla Akad, "Çoğu kadın belediye başkanlarımız cezaevinde. Kadınlar sadece cezaevine alınarak sadece susturulmak istenmiyor. Belediye eşbaskanlarimizla beraber kaldım. Ailelerinden sürgün edildiler, 500-1000 km uzaklıkta... Ailelere ve topluma verilmek istenen mesaj var. Ulusal talepleri olan kadınlarız, ulusal talepler kabul edildiğinde cins mücadelemiz devam edecek" dedi. 

KONFERANSIN İLK GÜNÜ

Dün başlayan konferansın "Ortadoğu’nun tarihsel arka planı ve değişen dengeler" başlığı altında yapılan ilk oturumunda, Lübnanlı Siyasi Analist Enis Nakkaş, Evrensel gazetesi Yazarı Hediye Levent ve Uluslararası İlişkiler Profesörü İlhan Uzgel konuştu.

Siyasi Analist Enis Nakkaş Ortadoğu’nun tarihsel arka planını, "Bölgemizde haritalar halkların iradesiyle kurulmadı. Fransız İçişleri Bakanı cetvelle çizmiş. Aşiretlere, dinlere uyruklara göre... Daha tehlikelisi bazı ‘varlıklar’ işlevsel varlıklardı. Bazılarına prenslikler verildi. Bunlar hâlâ devam ediyor. Onları oraya oturtan Batı’dır. Onlar görevlerine devam ediyor." değerlendirmesinde bulundu.

"BÖLGEYE KİMLİKLER ÜSTÜ AKIM GEREKİR"

Enis Nakkaş, "Bölge için ne yapılabilir?" sorusunu ise şöyle yanıtladı:

"1400 yıl iç içe yaşandı. Bölgesel ağ oluşturulabilir. Suriye, Lübnan, Arap, Türk, Fars... Batı kimlik savaşından yararlanıyor. Bu çatışmalar aşiretler arası savaştan daha derin. Öze baktığımızda kimlik çatışması yerine siyasi çatışma, devrimci siyasetin gerici siyasete karşı ön plana konması gerekir. Bölgesel bir akım gerekir. Siyasetler savaşımı güden, sınır aşan kimlikler üstü bir akım gerekir. Bu batıya karşı büyük bir güç oluşturur. Ekonomik, sosyal, emeğin-emekçinin iyiliği için çalışan bir akımdan bahsediyorum. Bölgede böyle bir akım oluşturma çalışmaları var."

Fotoğraf: Evrensel

"İSTİKRAR KİME GÖRE"

Evrensel Yazarı Hediye Levent ise savaş sonrası başlayan Suriye’nin yeniden inşa sürecini değerlendirdi. "Suriye gerçekten toparlanıyor mu?" diye soran Levent şu ifadeleri kullandı:

"Çatışmalar büyük ölçüde sona erdi. İşyerlerinin yeniden açılmaya başlanması, insanların işe dönmesi hızlandı. Ancak istikrar kelimesini kullanırken kime göre kime göre diye sormak gerekir. ABD’ye göre farklı, Rusya, İran, Şam ve halka göre farklı istikrardan bahsediyoruz. Suriye’nin zorlu bir sürecin başında olduğunu söylemek mümkün. Suriye hasar tespiti, yeniden inşa ve imar süreciyle karşı karşıya. Bunu gerçekleştirmek için gereken kudret var mı? Çok kolay görünmüyor. Suriye’nin zaten birçok sorunu vardı. Yolsuzluk, tek parti yönetimi, ekonomi modelinin yavaş yavaş çökmeye başlaması... Ayaklanma dönemiyle sorunların bir kısmı kronikleşti, bir kısmı rafa kaldırıldı."

"ABD, ORTADOĞU’DA ÇOK RAHAT"

Prof. Dr. İlhan Uzgel de 2011 Tunus’la başlayan sürece tanık olduğumuzu, bugün sosyoekonomik göstergelerin Arap Baharı öncesine göre daha iyi olmadığına dikkat çekerek “Ortadoğu ve dünya arasında makas açılmaya başlandı. Ortadoğu 1945’ten bu yana hiç bu kadar dış müdaheleye açık hale gelmemişti. Deneme tahtasına dönüştü. ABD hiçbir zaman Ortadoğu’da bu kadar güçlü olmadı. İstediğini yapabiliyor. Silah da kullanabiliyor, Tomahawk da kullanabiliyor, özerklik görüşmeleri de yapabiliyor. Bu tespiti yapmalıyız” dedi.

Suriye’nin çok düşük maliyetle ‘Iraklaştırıldığını’ belirten Uzgel, “Suriye’de ABD’nin asker kaybı 2’dir. Irak’ta 4 binden fazlaydı. 2011’den önce Suriye’de 1 tane ABD askeri yok. Sonrasında üsleri var. O kadar rahat ki. Libya, Suriye, Irak, Yemen... Her birine farklı strateji uyguladı ABD. Bunun en büyük kazananı İsrail oldu. Bölge şiddetin her türlüsünü gördü. İdeolojik kriz var” dedi.

Fotoğraf: Evrensel

KESK'TEN YSK'YE 'MAZBATA' TEPKİSİ

Öte yandan konferans sırasında KESK İstanbul Şubeler Platformu, YSK'nin 'KHK ile ihraç edilen belediye başkanlarına mazbata verilmemesi' kararına tepki gösterdi. 2. Ortadoğu Barış Konferansı'nın gerçekleştiği salon önünde yapılan basın açıklamasına HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel ve Halkevleri Eş Genel Başkanı Nuri Günay da katıldı.

KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, “İhraçların neye hizmet ettiğini bugün çok daha iyi görüyoruz. Binin üzerinde temel mevzuatta değişiklik yapıldı. Torbaların içine doldurulduk. Sermayedarlara kamunun peşkeş çekilmesi karşısında mücadele yürüten, eşit özgür adil bir yaşam için mücadele eden KESK'lileri iktidar engel orak gördü. Mücadelede yalnız bırakmadık. Kapılarımızı üyelerimize kapatmadık. Barış talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Krize, yoksulluğa, yolsuzluğa karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. KHK ile atıldığı için mazbatalar verilmiyor. KHK'lerin hukuksuzluğunu haykırmaya devam edeceğiz” dedi.

Prof. Dr. Mithat Sancar da, “15 Temmuzdan sonra yeni rejim inşa edildi. İhraçlar inşanın bir parçasıydı. Sonuçları ağırlaşarak devam ediyor. İhlal YSK müdahalesiyle yeni boyut kazandı. KHK ile ihraç seçilmeye engel değildir. Başvuru aşamasında ve itiraz süresinde bu durum gündeme bile gelmemiştir. YSK bir bakıma tuzak kurmuş olduğunu gösterdi. Bu bir iktidar operasyonudur. Bu sadece belli kesim veya partilere değil geleceğimize yönelik operasyondur. Buna karşı en etkili yol ortak mücadeledir. Hepimize ağır bir sorumluluk ve görev düşüyor” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Leyla Güven’in kızı Temizkan: Sessizlik büyük acılara yol açacak

SONRAKİ HABER

Sri Lanka Sağlık Bakanlığı ölü sayısını 253 olarak düzeltti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa