Bayhan: AKP tabanında huzursuzluğunu dile getirenlerin sayısı artıyor

EMEP MYK Üyesi İskender Bayhan ile seçimin ardından başlayan tartışmaları ve YSK'nin kararlarını değerlendirdik.

12 Nisan 2019 14:58
Son Güncellenme Tarihi: 13 Nisan 2019 20:25
Paylaş

EMEP MYK Üyesi İskender Bayhan Gündem Özel'de Zeliş Irmak'ın sorularını yanıtladı. Bayhan ile seçimin ardından başlayan tartışmaları ve YSK'nin kararlarını değerlendirdik.

Sınıflar mücadelesinde; dönemi, koşulları dikkate almazsak olaylar, zamanlar birbirine benzer. 1 Nisan sabahı itibariyle süreç 7 Haziran’a benziyor diyebiliriz. Kökleri 7 Haziran sürecine dayanan yepyeni bir problemle yüz yüzeyiz. Cumhur İttifakı ve YSK eliyle sürdürülen bir seçim operasyonu var.

Bugün olanlar, Türkiye’nin yerel yönetim seçimleri tarihinde çok alışılmış bir tablo değil. Belki bölgede geçmişte buna benzer örneklerden bahsedilebilir. Ama o açıdan bile baksak, Türkiye’nin siyasi tarihine yepyeni skandallar ve politik mücadeleler açısından çok özel deneyimleri, özel göstergeleri olan bir sürecin içinden geçiyoruz. Bu devam edecek.

Erdoğan ve hükümetinin hiçbir biçimde iktidarı ‘seçimlerle bırakmama’ tutumunun en çarpıcı pratik örneğinin olduğu bir süreç yaşıyoruz. ‘Seçimlerle gitmek istemiyorum’ ben diyor.

Hukuku siyasetten bağımsız, siyaseti hukuktan bağımsız konuşmak pek mümkün değil bu dönem.

Siyaseten, Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim öncesi söylediklerini yapmaya başladı. Cumhur İttifakı seçim sürecinde ne söylediyse onu yapıyor. İstanbul mitinginde ne söylediyse şu an İstanbul’a ilişkin onu yapıyor. ‘Kayyımlara hazır olun’ dedi. 50 gün önce ‘seçilebilir’ yeterliliği verdiği adaylara şimdi yeterlilikleri yok diyerek mazbatalarına el koyuyor.

Hukuk da egemenlerin yaptığı bir şey. Bugün olanların hukukunu da yaparlar. Ortalık biraz durulunca bugün yaptıklarının yasalarını hazırlarlar (OHAL döneminde olduğu gibi) Meclis’e gönderirler. Meclis’te yasalaştırırlar. Oldu sana hukuk işte… Hukuk bu ülkede egemen olanların, ihtiyaç duyduklarında yeniden yazdıkları yeniden kurdukları, bozdukları, yaptıkları bir yasalar bütünü.

Bu işin seçimlerle sınırlı olmayacağını, seçimlerden sonra da devam edeceğini ısrarla söyledik. Şimdi olanlar, İstanbul’da iktidar kavgasını, beka kavgasını bırakmayacağını gösteriyor.

‘Beka için ülkenin geleceği için’ çok önemli olan İstanbul gibi bir kenti, Cumhur İttifakının kaybettiği seçimleri nasıl alacağının yolunu, yordamını bulmaya çalışıyorlar. Cumhur İttifakı için mesele İstanbul’un alınmasıysa gerisi teferruat.

Olası bir seçim tekrarında vatandaş sandığı daha büyük anlamda bir hezimete, yenilgiye çevirebilir. Yetmedi, daha büyük ders verelim diyebilir.

Genel oy hakkı demokratik bir haktır. Ama ne demokrasi ne de demokratik bir toplum, demokratik bir devlet, demokratik bir ülkenin işleyişi ve normları buna indirgenemez.

Seçimlerin bir anlamının kalıp kalmayacağını emekçilerin, halkın ne diyeceği, nasıl bir tutum takınacağı, nasıl bir yanıt vereceği belirleyecek.

Sürece bir şey yapılıp yapılmadığının ölçüsü, olanlara tepkinin ne kadar olduğu değil, önümüzdeki süreçte daha büyük çelişkiler, daha büyük açmazlar, daha büyük çatışmalar, daha büyük problemler, iktidar kavgaları çıktığında ‘ne kadar örgütlü müdahale edeceği, ne kadar sonuç değiştirici olabileceği’ sorularının yanıtları belirleyecek.

Bu yerel seçimler tek adam ittifakı ve tek adam yönetimi altındaki ilk yerel seçimler. Türkiye’nin son dönem siyasi tarihi açısından bakarsak ‘bu seçimler en antidemokratik seçimler’ denebilir.

Seçimin ardından birkaç günlük normalleşen hava sonucu İstanbul’da fabrika ve işyerlerinde işçi ve emekçiler daha rahat ve daha serinkanlı tartışmalar yapabiliyordu. Ama ‘seçimlerin iptal edilmesi operasyonu’ sürecine girilince AKP’ye oy vermiş işçi ve emekçiler arasında bir suskunluk, tartışmama eğilimi dikkat çekiyor. Hoşnutsuzluğu, huzursuzluğu dile getirenlerin sayısıysa artıyor.

Bu tartışmalar ilerledikçe önümüzdeki 1 Mayıs ve işçi sınıfının hak mücadelelerinde daha canlı daha sıcak eylemlere tanık olacağız. Önümüzdeki dönem toplusözleşme dönemi. Kamu TİS’leri başladı. Kıdem tazminatı tartışmaları yaşanacak. Tüm bunlar 1 Mayıs’ın gündemini de belirleyecek.

2019 1 Mayıs’ı önemli. İşçi ve emekçilerin sınıf-güç ilişkileri açısından, kendi birliğini yakalama, haklarını, taleplerini dile getirebilme tutumunu görmemiz açısından önemli bir 1 Mayıs. Hükümet bu konuda ne tedbir alır (önündeki dertleri çözdükten sonra) onu da göreceğiz.

YSK’den gelen hava ‘seçim tekrarı’ yönünde. Ama bu kararın çok sıkıntılı olacağı da açık. Cumhur İttifakı seçimdeki yenilgisini YSK operasyonuyla ‘çözdü ve geri aldı İstanbul’u’ denecek bir süreç değil. Aksine Türkiye genelinde tek adam, tek parti ittifakıyla olan mücadele İstanbul öznelinde ‘bir yerel yönetim mücadelesi’ olarak da yoğunlaşarak devam edecek. Erdoğan tekrar bir yolunu bulup İstanbul’u alsa bile bu kesin. (EVRENSEL WEB TV)

ÖNCEKİ HABER

Demokrasi İçin Hukukçular dayanışma yemeğinde ortak mücadele vurgusu

SONRAKİ HABER

Balçova'da kadın hakları tartışıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa