08 Nisan 2019 18:36

Meksika bir emek devriminin kıyısında mı?

Meksika’nın Matamoros kentindeki işçi grevleri kısmen sürüyor. On binlerce işçi taleplerini kabul ettirdi.

Meksika bir emek devriminin kıyısında mı?

Fotoğraf, Matamoros işçilerine ait ‘La voz obrera de Matamoros’dan Facebook sayfasından alınmıştır.

Paylaş

Lauren Kaori GURLEY
New Republic

Mart sonunda bir çarşamba öğleden sonrası, onlarca grevci metal işçisi Teksas sınırının güneyine üç mil uzaklıktaki bir çelik fabrikasının kapısının önünde toplandı. Pankartta, “Yolsuz sendikalar defolun!” yazıyordu. Eylem Facebook’ta canlı olarak yayımlandı, saatler içinde 10 binin üzerinde izleyiciye ulaştı.

Sakin bir gündü, işçiler palmiyelerin gölgesinde mangalda tavuk ve sosis yaptılar; bir muhabir röportaj talebinde bulundu. Dört gün sonra, 31 Mart’ta polisler, tesisin dışında belirdiler, işçileri darbettiler ve kamplarını dağıttılar. Saatte ancak 2 dolar kazanan metal işçileri, ödeme almadan 55 gündür ücretleri için grev yapıyordu.

12 OCAK’TAN BU YANA 50 BİN İŞÇİ GREV YAPTI

Grev, yarım milyonluk bir Meksika sınır kenti olan, ABD’deki birçok kişi için ise bir göç noktası olarak bilinen Matamoros’taki işçiler ile ABD’li şirketler arasında devam eden mücadelenin bir parçası.

12 Ocak’dan beri, yaklaşık 50 bin işçi Mataromos’ta greve çıktı; bunların arasında Walmart, Coca Cola, General Motors, Ford, Telsa, ve Auto Zone’a üretim yapan fabrikalarda çalışanlar da vardı. 15 bin işçi de ‘yasa dışı’ iş bırakmalara katıldı.

Bunlar, işçilere yönelik, zaman zaman şiddet de içeren kendine özgü bir tarihe sahip ülkedeki bu kentte, son 30 yılda görülmüş en yaygın grevlerdi.

Matamoros’taki “maquiladora” denilen sanayide çalışan, bazıları ABD’den sınır dışı edilmiş olan işçiler, yüzde 20 ücret artışı ve bir defalık 32 bin peso (1655 dolar) ikramiye talep ediyorlar. Kendilerine “20/32 hareketi” diyorlar. Son haftalarda Matamoros’daki 95 fabrikadan 90’ında, analistlerin öngördüğü gibi, sonunda işçilerin talepleri kabul edildi; bu, Meksika’daki geleneksel işçi-işveren ilişkilerinde büyük bir değişiklik, “bir emek baharı” idi.

HAREKETİ ETKİLEYEN YENİ GELİŞMELER

On yıllar boyunca hükümet yanlısı sendikalar Meksika’da işçilerin toplu iş sözleşmesi haklarını fabrikalarla ücretleri düşük tutma konusunda gizlice anlaşarak baskıladılar, ABD’li sanayicileri operasyonlarını sınırın güneyine taşımaları konusunda teşvik ettiler.

Fakat şimdi ülke ilk defa solcu, emek dostu bir cumhurbaşkanına sahip ve ABD de sendikal faaliyetler için yeni bir uyarıcı sunuyor; ilaç endüstrisi için yeni koruyucu kararlar, ABD’de daha fazla otomobil parçası üretilmesi hazırlıkları ve fikri mülkiyet haklarına dair kanunların sertleştirilmesi arasında, Trump yönetimi, 2018 yılında, Meksika için bağımsız sendikaların tanınması, sendika seçimlerinin demokratik şekilde yapılması ve bağımsız iş mahkemelerinin kurulmasını içerecek şekilde Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşmasını (NAFTA) yeniden ele aldı.

DAHA FAZLA EMEK HAREKETİ GÖRECEĞİZ

“Sendikal baskılarla 30 yıl geçti. İşçiler için gerçek bir ücret artışı yapılmayan 30 yıl...” diyor, başkentteki Otonom Üniversitesinden Emek Uzmanı Alfonso Bouzas:

“Şimdi, Meksika’da çok daha fazla emek hareketi göreceğiz.”

Grevlerin tetikleyicisi, belki tuhaf gelebilir, fakat bir ücret zammıydı. 1 Ocak’ta Meksika Cumhurbaşkanı Andres Manuel Lopez Obrador, ABD-Meksika sınırında asgari ücreti iki katına çıkararak günlük 9.20 dolar yaptı (Meksika’nın geri kalanında yüzde 16 zamla 5.30 dolara yükseltildi). Matamoros’taki çoğu işçi zaten bu ücreti kazanıyordu. Kısa sürede Matamoros’a özgü- sendika sözleşmelerindeki hükmün farkına vardılar, buna göre şirketler federal (ülke genelindeki) asgari ücret artışına uyacaklardı.

İki hafta sonra, “vahşi” (fiili) grevler, yani sendikal yönetim tarafından yetkisi alınmamış grevler Matamoros’taki 45 fabrikada patlak verdi; çoğu otomobil yan sanayi üretimi yapıyordu, aralarında dünyadaki her üç otomobil koltuğundan birini ürettiği iddiasındaki Adient gibi şirketler vardı.

İŞÇİLER İŞÇİLERE SALDIRTILDI

Kısa sürede Sam’s Club, Walmart ve hatta kentin ana süt dağıtıcısı Leche Vacita’da da işçiler greve çıktı. 10 gün içinde Matamoros patronlarının örgütü, şirketlerin 100 milyon dolar zararda olduğunu açıkladı. Kentteki tüm patronlar federal güçleri çağırmakla, fabrikaları kapatmakla ve kenti terketmekle tehdit ettiler.

Bu hafta ise, Tamaulipas eyaleti polisi çelik fabrikalarındaki işçi çadırlarını dağıtmak üzere çağrıldılar ve Coca Cola şişeleme tesisindeki bir insan kaynakları yöneticisi sendikalı olmayan işçileri grevci işçilere saldırttı, (saldırıya uğrayanlar arasında) hamile bir kadın işçi de vardı. Fakat şu ana kadar sadece iki fabrika kapatıldı ve federal (merkezi hükümete bağlı) polis gönderilmedi.

HAREKET DİĞER KENTLERİ DE ETKİLEDİ

Hareket sosyal medya aracılığıyla Kuzey Meksika’daki Reynosa, Agua Prieta ve Victoria kentlerini de dolaştı, buralarda işçiler kendi vahşi grevlerini gerçekleştirdiler.

“Biz bunu kesinlikle işçilerin kazanacağı bir mücadele olarak görüyoruz” diyor, Teksas’ta yaşayan bir iş hukuku avukatı ve 20/32 hareketinin de gayriresmi lideri olan Susana Prieto. Prieto’nun Facebook’ta 80 bin takipçisi var. Prieto son haftalarda Reynosa, Tijuana ve Juárez gibi sınır kentlerindeki işçilerden kendi kentlerindeki harekete destek için telefonlar alıyor.

“Daha önce kimse asgari ücreti iki katına çıkarmamıştı. Bu beklenmedik bir durumdu” diyor, Birleşik Çelik İşçileri Sendikası Uluslararası İlişkiler Direktörü Ben Davis.

Davis, 1990’lardan beri Meksikalı metal işçileri sendikalarıyla birlikte çalışıyor ve yakın zamanda uluslararası bir delegasyonla Matamoros’u ziyaret etti:

“(Meksika Cumhurbaşkanı) Lopez Obrador’un kabinesinden kimse ‘Hey, eğer asgari ücreti artırırsek kuzey sınırında böyle bir şey olabilir’ diye düşünmemişti. Herkes için sürpriz oldu.”

İŞÇİ ÜCRETLERİ 27 YILDA YARIYA DÜŞTÜ

Son yetmiş yılda, ABD’deki geniş üretim alanları sendikasız işleri iş gücünün maliyetin onda birine denk geldiği Meksika’ya kaptırdı. Bu işler, Meksikalı işçiler için orta sınıf bir hayat tarzı getirmedi. 1992’de, NAFTA’nın kabulünden önce, maquiladora (metal) işçileri günlük 19.50 dolar kazanıyorlardı. Bugün, bunun yarısını alıyorlar. Meksika sınırında temel gıdaların fiyatları, ülkenin kalanındakinden çok daha yüksek, hatta bazen ABD sınır kentlerindeki fiyatları dahi aşıyor: Bir kilo Serrano fasulyesi Matamoros’da 2.84 dolar, (son zamdan önceki) günlük asgari ücretin yarısından fazla.

2017’de bir başka sınır kenti olan Juarez’de tanıştığım Alman elektronik şirketi Bosch’da çalışan bir metal işçisi de, ailesini sinemaya götürecek parayı ancak bir ayda biriktirebildiğini söylemişti.

NAFTA ÖNCESİ MÜCADELE

Bazı uzmanlar, Matamoros’da devam eden grevlerin Meksika’yı kısa dönemde yeniden şekillendirmeyeceğini ileri sürüyorlar. (Onlara göre) Kent, tarihi nedeniyle, grevler ve iş bırakmalar konusunda eşsiz bir olgunluğa sahip.

NAFTA’dan onlarca yıl önce, 1970’lerde, General Motors (GM) ve Delco (şirketleri) elektronik üretimlerini Michigan’dan, ABD’de işçilere ödediklerinin sadece bir kısmını ödeyecekleri Matamoros’a taşıdılar. Matamoros bir GM kasabasına dönüştü ve karşılığında GM, Meksikalı işçilerin sendikalaşmasına ve Meksika’nın en büyük şemsiye sendikası Meksikalı İşçiler Konfederasyonu (CTM) altında güçlü bir emek hareketi inşa etmelerine izin verdi. Agapito Gonzalez isimli bir işçi, fabrika işçileri arasında ünlendi ve Matamoros fabrikalarında yüzde 43 maaş zammı ile yanı sıra haftalık 40 saatlik çalışma süresi için savaşarak ve kazanarak halk kahramanı statüsü kazandı.

Matamoros’daki Frontera Norte Kolejinden Emek Uzmanı Cirila Quintero, “Matamoros’taki işçiler Meksika’nın en militan işçileri arasında” diyor:

“Büyük anne-babaları ve anne-babaları sendikalaşmıştı, ve onlar da haklarını biliyorlar.”

İKTİDARLA SERMAYE EL ELE

Fakat 1994’te NAFTA’ya geçildikten sonra Matamoros’daki CTM sendikaları bile iktidar partisi Kurumsal Devrimci Parti (PRI) karşısında kan kaybetti. İlerleyen yıllarda Meksika’nın politik elitleri ile şirketler arasında ücretleri baskılamak için sessiz bir anlaşma hayata geçirildi; sendikalar sıkı şekilde kontrol altına alındı ve ABD’den yabancı yatırım akışı sağlandı.

Meksika’nın çoğunda güçlü bir sendikal hareket hiç gelişmedi. 1965’te ilk fabrikalar Meksika’nın sınır bölgelerine girmeye başladığından beri ve sınırdaki uluslararası sanayileşme programının ardından, Meksika işçileri, TİS görüşmelerinden (sendikal) liderlerini seçmeye kadar toplu pazarlık sürecinin her yönünden dışlandılar.

Matamoros’un dışında çok sayıda sendikasız işçi fabrikalarının sendikasızlaştırıldığını bilmiyor ve grev yapmayı nadiren düşünüyor. Meksika münifaktür işçilerinin yüzde 90’ı sendikasız.

Tam bir işçi baharının Meksika’ya gelip gelmeyeceği, çoğunlukla yeni demokratik iş yasalarının uygulanıp uygulamayacağına, özellikle de Meksika’nın gerçekten bağımsız sendikaların oluşmasına izin verip vermeyeceğine bağlı. Bu, muhafazakar siyasi partilerle bağları olan güçlü sendika patronlarının sert düşüşü anlamına gelirdi.

YENİ BAŞKAN SINIFIN YANINDA YER ALACAK MI?

Hükümet yanlısı sendikalar hâlâ Meksika’da egemenler, fakat önümüzdeki aylar ve yıllarda, Cumhurbaşkanı Lopez Obrador, emek konularında büyük ihtimalle Meksika işçi sınıfının yanında yer alacaktır. Bu kesinlikle büyük patronlar ve işçiler arasında yeni mücadelelerle sonuçlanacaktır, Matamoros bunun bir modeli.

Zaten Matamoros’ta (şu ana kadar) 70 bin işçi kazandı bile...

(Çeviren: Elif Görgü)

ÖNCEKİ HABER

ABD ve İran arasında 'terör listesi' restleşmesi

SONRAKİ HABER

Bolu'da 4 yaşındaki çocuğa cinsel istismar iddiası

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa