09 Nisan 2019 03:34

Ginko Çocuk editörleri: Çocuk için zor olan kitap değil gerçek

Yayımcılık anlayışlarını “Çocuktan taraf, bilimden taraf, sanattan taraf” olarak özetleyen Ginko Çocuk editörleri, hedeflerini anlattı.

Ginko Çocuk editörleri: Çocuk için zor olan kitap değil gerçek

Fotoğraf: Evrensel 

Paylaş

Ege KARACAN
İstanbul

Ginko Kitap, kasım 2018’de yayımladığı resimli kitap  “Düşman-Barış için bir kitap” ile çocuk ve gençlik yayımcılığına hazırlığını duyurmuştu. Ocak 2019’da Ginko Çocuk adıyla çıkan “Akim Koşuyor” ve “Ay’daki Keçi ya da Anı Yaşamak” başlıklı kitaplarla da okurların ilgisini ve merakını uyandırmayı başarmış görünüyor. Ginko Çocuk’un Editörleri Suzan Geridönmez ve Olcay Geridönmez ile konuştuk. Editörler, çocuk ve gençlik yayımcılığına yaklaşımları ile hedeflerini, şimdiye kadar yayımlanan kitaplar ve hazırladıkları yayım programını anlattı.

Türkiye’de özellikle son yıllarda çocuk ve gençlik kitapları yayımlayan yayınevlerinde kayda değer bir artış olduğu gibi yoğun bir çocuk yayımcılığından, başlı başına bir sektör görünümünden söz etmek de mümkün. Nasıl bir çocuk yayımcılığı hedefliyorsunuz?

Suzan Geridönmez: Evet, çocuk yayımcılığı nicedir Türkiye’de de bir sektör. Sektör haline geldiğinden beri de çocuk kitapları yayımlayan yayınevleri dünyadaki gelişmeleri çok yakından takip ediyor, yurt dışında ödül kazanan ya da birçok dünya diline çevrilen eserler kısa sürede ülkemizde de piyasaya çıkıyor. Çeviri eserlerde dünya standartlarına sahip olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Türkçe eserler için bu belki henüz aynı ölçülerde geçerli değil, ama çeviri edebiyatının da etkisiyle didaktik yaklaşım büyük ölçüde kırılmış, konu seçimi ve üslup konusunda da epey bir mesafe alınmış durumda. Hal böyleyken bu sektörde özgün bir yer tutmak bir hayli zor. Farklı olmak için herkesin yaptığından farklı bir şey yapmak zorundasınız. Bunun için de öncelikle farklı ihtiyaçları görmeniz, tanımlamanız gerekiyor.

Olcay Geridönmez: Zaten Ginko Çocuk, “farklı” olmak için değil, çocuk ve genç okurun yeterince gözetilmediğini ya da doyurulmadığını düşündüğümüz bazı ihtiyaçlarına yanıt vermek için yola çıktı. Suzan’ın dediği gibi, Türkiye’de çeviri çocuk edebiyatında iyi bir yerdeyiz. Ama yurt dışında işlenen bazı konular bizde pek az yer buluyor. Örneğin, Ginko Çocuk için start kararını verdiğimiz bir tarihte çıkardığımız, “Düşman-Barış için bir kitap”ın 11 yıllık bir geçmişi var, birçok dünya diline çevrilmiş, bir dizi ödüle layık görülmüş, dünya çocuk ve gençlik edebiyatında barış konulu en güçlü kitaplardan biri sayılıyor ancak Türkiye’de ilk defa okurla buluşuyor.

S.G: Çünkü çocuklara sadece “barış”tan bahsetmeyen, savaşın gerçek yüzünü saklamayan bir kitap o. Gerek çocuklar için kitap yayımlayan, gerek çocuklar için kitap seçen yetişkinler, bu tür eserler için sıklıkla “zor” kavramını kullanıyor. Oysa çocuk için zor olan kitap değil, zor olan gerçeğin kendisi. Çocuklarımızı dünyanın büyük sorunlarından yani savaştan, eşitsizlikten, ayrımcılıktan, açlıktan, şiddetten... Koruyamadığımız sürece bu sorunları açık yüreklilikle işleyen çocuk ve gençlik kitaplarına ihtiyacımız var. En çok da bizimle aynı dünyada yaşayan çocukların ihtiyacı var. Bu yüzden benim için “çocuktan taraf” yayımcılık demek, bu büyük sorunların anlaşılmasını, sorgulanmasını ve gerçeklikle baş edilmesini kolaylaştıracak eserleri çocuklardan esirgememek demek.

Ginko Çocuk olarak çıkış duyurunuzda yayım programınızı şekillendiren yaklaşımı “Çocuktan taraf, bilimden taraf, sanattan taraf” olarak özetlediniz. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

O.G: Bir çocuk kitabı aynı zamanda çocuğun estetik zevklerini de besler, geliştirir. Bunu yapmadığı yani keyif vermediği zaman, işlediği konunun ya da vermek istediği mesajın alınması da mümkün değil. Bu yüzden sorun edebiyatı diye anılan ama edebiyat sınıfına girip girmediği tartışmalı, mesaj kaygısı sanatsal yaratımı gölgede bırakan kitaplar yayımlamayacağız Ginko Çocuk’ta. Sanattan taraf derken bunu kastediyoruz.

S.G: Çünkü didaktik kitaplar ile mesaj kaygısı olan kitaplar genellikle aynı kefeye konuluyor. Tüm sanat dallarında olduğu gibi, çocuk ve gençlik kitapları alanında ürün veren yazar ve çizerler de pekala sanatsal üretimleriyle mesaj kaygısı güder. Şimdi, “Düşman-Barış için bir kitap” için, mesaj kaygısı yok, demek mümkün mü? Adı üstünde, barış için bir kitap o. Ama kesinlikle didaktik bir kitap değil. Öğretmek, ders vermek gibi bir niyet taşımıyor. İnsanlığı tarih boyunca ilgilendiren bir konuya pedagojik, eğitsel ya da bilimsel yöntemlerle değil, sanatsal yöntemlerle yaklaşıyor. Edebiyatın ve illüstrasyonun olanaklarını kullanıyor. Sanat, müthiş bir özgürlük alanı. Özellikle demin bahsettiğimiz “zor” konuları çocuklarımıza anlatabilmek, sorgulatabilmek ya da bizzat o “zor”un mağduru olan çocuklarımızı umutla sarmalayabilmek, direnme tohumları atabilmek açısından vazgeçilmez.

Peki kitaplarınız çocukları bilimsel olanla nasıl buluşturacak. Bu konuda ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?

O.G: Biliyorsunuz, son dönemde bilimsel eğitim ve bilimsel düşünce adına çok üzücü gelişmeler var milli eğitim sistemimizde. Evrim Teorisinin müfredattan kaldırılması sadece buz dağının görünen ya da en çok tartışılan yüzü. Çocuk ve gençlerin bilimsel bilgi ve düşünceyle erken yaşlardan itibaren, okullarda karşılaşma olanakları giderek zayıflıyor. Bu alanda da yakıcı bir ihtiyaç gördük ve programımızda mutlaka bilimden taraf kurgu dışı bir bilim ve düşün kitaplığının da olması gerektiğine karar verdik. Boş ya da zayıf bırakılan bu alanı beslemek istiyoruz ancak ders kitabı yayımlamayacağız tabii ki. Okurken keyif almak bir haksa bu kurgu dışı eserler için de geçerli. Kısacası, programımıza aldığımız kurgu dışı eserlerde bilimsel niteliklerin yanı sıra genç okurun estetik ihtiyaçlarını gözeten bir üslup ve yaratıcılık da arıyoruz.

S.G: Örneğin programımızda yer alan “Evrim ya da Yaşamın Gizemi”, 2014 yılında Alman Gençlik Edebiyatı ödülüne aday gösterilmekle kalmadı, çizimleriyle Altın Fırça Ödülü’nü de kazandı. Olağanüstü güzel resimlenmiş kitabın genç okuru kahkahalarla güldürecek mizahi bir üslubu da var. Hollandalı Yazar Jan van Schutten, karmaşık bir konuyu basitleştirmeden, anlaşılır ve zevkli bir şekilde anlatmakta çok başarılı.

O.G: Genel olarak bilimsel düşünceyi besleyen eserler yayımlarken, ülkemiz için güncel ve yakıcı gündemlere, konulara öncelik vereceğiz. Örneğin dünyada faşizmin yükselişini, tarihsel kökleriyle ele alan bir kitabımız var programımızda. Faşizm konulu araştırmalarıyla tanınan bir tarihçiyle çizgi romanlarıyla tanınan bir çizerin ortak çalışması ve bir grafik roman kurgusuna sahip.

S.G: Evet, “Sahi, faşizm nedir?” yine Ginko Çocuk’un bir derdinin olduğunu açıkça ele veren kitaplardan biri. Açıkçası, bana Ginko Çocuk’tan editörlük teklifi gelince kabul etmemin sadece iki neden vardı ve iki nedenden biri buydu. Bir yanda, KHK’lerle faaliyeti durdurulmuş bir yayınevinin çok zor koşullar altında yayımcılığa, ilkelerinden taviz vermeden, direngenlikle Ginko Kitap adı altında devam ederken ve değil geri adım atmak, önce Ginko Bilim, sonra Ginko Çocuk ile yayım yelpazelerini daha da genişletirken destek vermemek olmazdı. İkinci neden olarak, Ginko Çocuk’ta derdi olan kitapları satış kaygısını hiç düşünmeden yapma şansı vardı.

İlk kitabınız “Akim Koşuyor”, çocuklar için oldukça sarsıcı olabilecek bir konuyu işliyor hem güçlü çizimleri hem de metniyle. Bu kitabı basmaya ve ilk kitabınız olarak seçmeye neden ve nasıl karar verdiniz?

O.G: Akim Koşuyor, Suzan’ın “dert” olarak tanımladığı, sohbetimiz boyunca vurguladığımız tüm özellikleri barındıran çok güçlü bir kitap. Savaş mağduru, savaştan kaçmak zorunda olan bir çocuğun yaşadıklarını yine onun bakış açısıyla konu ediyor. Ülkemizde binlerce Akim yaşıyor. Kitap çok küçük yaştaki çocuklara bile savaşı ve sığınmacı olgusunu anlatma olanağı veriyor. Savaşın dehşetini sözcüklere dökmediği, asıl anlatıcı rolünü olağanüstü etkileyici çizimler üstlendiği için Akim’le benzer deneyimler yaşamış, örselenmiş, travmalı çocuklar da bu eserin sağaltıcı ve kollayıcı tavrından yararlanmalı, diye düşünüyorum. Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü’ne layık görülmesinin jüri gerekçesi de bu.

“Ay’daki Keçi ya da Anı Yaşamak” ise çok daha farklı, pek alışık olmadığımız bir tarzda kaleme alınmış, çocukların düş ve düşünce dünyasını kışkırtan ve yine çizimlerinin etkileyiciliği ile dikkat çeken bir kitap.

S.G: Evet, ayda yaşayan bir keçi ne kadar alışılmadıksa, “Ay’daki Keçi ya da Anı Yaşamak” da o kadar alışılmadık bir çocuk kitabı. Çok cesur, hiçbir kalıba oturmayan bir kurgusu ve dili var. İllüstrasyonları da öyle. Capcanlı, rengarenk. Almanca orijinalini okur okumaz, bu kitap çıkış kitaplarından biri olmalı, diye düşündüm. Çocuk edebiyatında korkular ve onlarla yüzleşmenin önemi, felsefi düşünceler ve sorgulamalar yer buluyor bulmasına ama bunu bu kadar özgün ve yepyeni yollar deneyerek yapan bir yazar ve çizere rastlamak gerçekten çok çok ender oluyor. “Ay’daki Keçi ya da Anı Yaşamak”, işte bu yüzden heyecan verici ve tam da, onu ciddiye aldığı için çocuktan taraf ve olanaklarını sonuna kadar kullandığı için sanattan taraf bir kitap.

Son olarak yayım programınızdan biraz bahseder misiniz, yakın tarihte çıkacak kitaplar arasında neler var?

O.G: Down sendromlu bir çocuğun dünyaya nasıl baktığını ve bizim dünyamızı nasıl zenginleştirdiğini anlatan “Gezegen Willi”, bir emekçi ailesini konu edinen “Bizim Evin Halleri” ve sevginin kaynağını araştıran “Sevgi nereden gelir?” yeni çıkan kitaplarımızdan. Yayımlayacağımız kitapların bazılarını da anmış olduk. Anmadıklarımız arasında aile içi şiddetten, ekonomik ve sosyal eşitsizlikten cezaevinde ebeveyn gibi bir dizi yakıcı konuyu ele alan, edebi olarak çok güçlü, illüstrasyonlarıyla göz dolduran, çoğu uluslararası ödüllere layık görülmüş eserler var. Bu arada okurlarımız internet sitemizi (www.ginkokitap.com) ziyaret ederek kitaplarımızı daha ayrıntılı inceleyebilir.

ÖNCEKİ HABER

DBP Eş Genel Başkanı: Halklar demokratikleşme ihtiyacını gösterdi

SONRAKİ HABER

Bolu'da 4 yaşındaki çocuğa cinsel istismar iddiası

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa