09 Nisan 2019 04:35

Hastalanmak yasak, ya 7/24 çalış ya da kapı önü

Gebze'den bir işçi yazdı: Gönüllü çıkış adı altında yapılan işten çıkarmalar da işçi kıyımıdır.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Bir işçi
Gebze

Gebze’de bulunan birçok fabrikada patronlar ve fabrika yönetimleri, ekonomik krizi gerekçe göstererek toplu işçi kıyımlarına başladı. Autoliv’den GE’ye, Yücel Boru’dan ZF Sach’a, Beyçelik’ten Schneidler’e, Ferro Döküm’den Novaris’e, Freeh’in Soft’tan Eksen Makina’ya irili ufaklı sendikalı-sendikasız birçok fabrikada kıyımlar yapıldı. Bu kıyımların dışında kriz gerekçesiyle vardiyalar düşürüldü, zorunlu izinler kullandırıldı, kısmi çalışma uygulamaları yaygınlaştırıldı. Ya da Autoliv’de olduğu gibi cumartesi vardiyaları iptal edildi.

Ancak fabrikalarda kriz gerekçesiyle kıyım listeleri hazırlanırken kimi fabrikalarda gönüllü çıkışları, kimi fabrikalarda 5-6 maaş ek ödeme yapılacağı duyurularak çıkışlar özendirildi. Patronlar bu yolla biz işçilerin gözünde “Bunlar işçi kıyımı değil” algısı yaratmayı başardı. Arkadaşlar, bu yolla yapılan işçi çıkışları da bir işçi kıyımıdır. Bunu bilmek ve ona göre davranmak zorundayız. Ama en çok başvurdukları yöntem bu kıyım listeleri hazırlanırken sağlık sorunları nedeniyle rapor alan, performans ve verimliliği düşük dedikleri işçileri hedeflediler. Bu yolla da biz işçileri bölmeye, neredeyse bu kıyımları onaylamamızı istediler.

Üzülerek söylüyorum ki bunda başarılı oldular. Birçok fabrikadaki işçi kardeşlerimizde “Ben işe düzenli geliyorum onlar da gelselerdi” düşüncesi yaygınlık kazanmaya başladı. Patronlar bu arkadaşlarınız için “Çalışma düzenini aksatıyorlar, diğer işçilerin motivasyonunu bozuyorlar, işleri aksatıyorlar onlar yüzünden siz de zorda kalıyorsunuz” diyerek karalamaya, işçi kıyımlarını haklı göstermeye çalıştılar. Yani patronlar “Artık böyle işçileri aramızda barındırmayacağız, hastalanan, ameliyat olup rapor alan işçi artık bizim işimize yaramaz bize 7x24 nefessiz çalışacak işçi lazım” diyerek kardeşlerimizi kapının önüne koyarken, bizlere de “Sıra size de gelecek” mesajını vermeyi ihmal etmediler.

BİZ İŞÇİLER İNSAN DEĞİL MİYİZ?

Sanki biz işçiler bel ve boyun fıtıklarına, meslek hastalıklarına Antalya’nın kumsallarında denize karşı yatarken yakalanıyoruz. Sürekli çalıştığımız tezgahlarda parça adetlerini yükseltirken, bizlere 2-3 tezgahta çalışmayı reva görürken hastalandığımızda patronların gözünde işe yaramaz oluyoruz. Hem bizi yarış atı gibi çalıştırıyorlar, bizleri sağlığımızdan ediyorlar; hem de tedavi olmak yasak diyorlar. Evet patronlar biz işçileri kağıt mendil gibi görüyor: Kullan ve çöpe at. Buna evet mi diyeceğiz. Bu kıyımlara sesiz mi kalacağız. “Hastalanmak, doktora gitmek, ameliyat olmak, düğün cenaze senin neyine nefessiz çalış, hastalanma, hastalanırsan bak işte kapı orada” diyorlar. Tüm işçi kardeşlerimi, temsilci arkadaşları, sendikalarımızı bu işçi kıyımlarına karşı duyarlı olmaya, birlikte hareket etmeye çağırıyorum. Bunu başaramazsak gözünü para ve kâr hırsı bürümüş patronların saldırıları daha da artacak.

Unutmayalım ki patronların artan servetleri bizim canımız, kanımız, sağlığımız pahasınadır.

ÖNCEKİ HABER

"YSK’nin bu saçmalığa dur demesi gerekiyor"

SONRAKİ HABER

Zile Huzurevinde bir ayda 10 kişi hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa