06 Ekim 2012 09:42

Türkiye'den sosyal medya görüntüleri

Gazeteci Dağhan Irak ve Gazeteci Onur Yazıcıoğlu bir yıl boyunca sosyal medyanın bütün dehlizlerine girip, Türkiyenin sosyal medyadaki profilini çıkardılar. Twitter, Facebook, haber portalları, İnternet medyacılığı ve özel bloglar da son bir yılda Türkiye’de yaşanan önemli başlıkların netteki gelişmelerini takip ettiler. Ve ön&

Türkiye'den sosyal medya görüntüleri
Paylaş
Sevda Aydın

‘Türkiye ve sosyal medya’ ile aslında hem çok gerekli hem de bir o kadar zor bir çalışma yaptınız. Ne de olsa bir ‘uzay boşluğu’ndan ayrıntıların analizini yapmış oldunuz. Ama ben yine de sormak istiyorum bu ‘uzay boşluğu’nda geçirdiğinz süreci?

Onur Yazıcıoğlu: İlk önce merak ettik sonra da nasıl yapılabilir, diyerek başladık çalışmaya. Sentezler ve modeller çıkardık. Hangi sitelere bakacağımızı, hangi facebook sayfalarına bakmak lazım, forumları nasıl seçmek lazım vb. gibi noktalar üzerinden çalıştık. Temel gazetecilik enstrümanlarının yeni medyaya uyarlanması gibi de diyebiliriz.

HIZLI YAYIN YAPMAK HABERCİLİĞİN DOĞASINA AYKIRI

Pek çok şeyi kapsıyor sosyal medya ama ben medyanın sosyal medyadaki halini konuşmak istiyorum. Kitapta özellikle twitter’ın gazeteciliğin önüne geçtiğini’ söylüyorsunuz. Burayı biraz açar mısınız?

Dağhan Irak: Gazeteciliğin ‘90’lardan bu yana geldiği bir yer var. CNN’in Körfez Savaşı’nda canlı yayın arabalarını gönderip, uydudan yayın yapmaya başladığından beri değişen bir şey bu. Artık hızlı yayın yapmak ve orada olmak, doğru haber vermenin önüne geçmiş durumda. ‘Diğerlerinden geç veririm ama detaylı veririm haberi’ demenin artık çok da alıcısı yok. Gündemler çok hızlı değişiyor, haberler çok hızlı tüketiliyor, bu yüzden de üretimin çok hızlı olması gerekiyor. Bu günümüzdeki gazeteciliğin mantığına uygun bir şey. Ama haberciliğin doğasına aykırı. Twitter’ı gazeteciliğin geleceği olarak görmek çok büyük bir yanlış. Twitter ne olabilir? İstihbarat kaynağı olabilir. Ama o istihbaratı doğrulatmadığı sürece her zaman amiyane tabirle tongaya basma ihtimali var gazetecinin.

Türkiye’de son yıllarda önemli davalar oldu. Ergenekon, Balyoz, KCK gibi. Ve insanlar bu davaların gelişimini anlık Twitter’dan takip edebiliyor. Hatta bunun için o gün mahkemede olacak insanların adresleri veriliyor. Bütün bunların gazeteciliğe bir katkısı yok mu?

O. Yazıcıoğlu: Memlekette gerçekten gazetecilik diye bir şey olsaydı eğer insanlar bunun ayrımını çizebilirlerdi. Köşe yazarları şimdi sadece çocuğunla, eşinle, sevgilinle ne yaptığını anlatıyor. Haber metni diye okuduklarımız çok öznel. Birinci tekil şahıs dilinden yazılan haberler var 10-15 seneden beri. Bunlar varken ikisinin arasındaki farkı görmek çok zor oluyor.

D. Irak: Sosyal medya kendi haberini kendisi yaratmıyor. Kendi istihbaratını yarattığı zamanlar oluyor. Günde belki 50-60 tane istihbarat geçtiği oluyor sosyal medyadan. O istihbaratın habere dönüştüğü de oluyor, dönüşmediği de. Haberi işleme faaliyetini bilmeden, haber yapmak mantığı her zaman sakattır.

O. Yazıcıoğlu: Faydası var mı? Var. Ama o fayda total bir faydaya dönüşecek bir fayda mı? Biz bunu görmek için de bu çalışmayı yaptık, gördüğümüz kadarıyla da bu kapsamda bir fayda değil.

D. Irak: Şu da var. bu kesimlerin başka da ifade alanı yok. Türkiye’de Kürtler gazete çıkardığı zaman bombalanıyor, gazetecileri öldürülüyor, tutuklanıyor. Eşcinseller gazete çıkardığında kapatılıyor, ahlaka mugayir bulunuyor.

O. Yazıcıoğlu: Evet o yüzden faydalı zaten. Sosyalistler de öyle. Siz daha iyi bilirsiniz. Başınıza gelmeyen kalmadı. Ama gazetecilik yapan bir kişinin, özellikle o mecrayı anlaması lazım. Burada sıkıntılarımız var. Kimse kendi yaptığı işi tartışmaya açmıyor çünkü. Dağhan’la çıkardığımız bu kitabın bu tartışmalara vesile olmasını umuyoruz.

TAHRİR OLMASAYDI ARAP BAHARI OLMAZDI

Özellikle Uludere Katliamı’ndan sonra sosyal medya ve araçları tartışılır hale geldi. Bu olayların sosyal medya ile ilişkisini nedir tam olarak?

D. Irak: Uludere’de sosyal medya boyutu gazetecilik değil, bir eylem. İnsanlar bunu talep ettiler. Görmek istediler ve oradan gelen istihbaratı insanlar eyleme çevirdiler. Hiçbir şekilde sosyal medyanın içinden doğan bir gazetecilik faaliyeti sonucunda Uludere çıkmadı.

O. Yazıcıoğlu: Hasip Kaplan gazeteci değil. Ama ilk tweet atanlardan bir tanesi de oydu.

D. Irak: Sosyal medyadan doğan bir istihbaratla Alevilerin evlerinin işaretlenmesi Hüseyin Aygün’ün attığı tweetiyle çıktı

O. Yazıcıoğlu: Hüseyin Aygün de gazeteci değil. Tahrir olmasaydı Arap baharı olmazdı diyoruz. Eğer politik bir Kürt hareketi olmasaydı, Uludere’de ortaya çıkmazdı. Oradaki de politik bir eylemlilik. İnsanlar bunu hazmetmediği için böyle bir baskı oluştu sosyal medyada. Twitter yapmadı yani. Nazi Almanya’sını radyo değil, Hitler oluşturdu. Kurtuluş Savaşı’nı telgraf yapmadı. Bunlar birer mecra. Ve bu mecraları iyi kullananlar iyi yapıyorlar. Ve bunlar ne yazık ki gazeteciler değil. (İstanbul/EVRENSEL)


HİÇBİR ŞEY SOSYAL MEDYADA BAŞLAYIP BİTMİYOR

Sosyal medyayı ‘Yeni doğmuş bir çocuk’ olarak adlandırıyorsunuz. Peki bu çocuğun geleceği nasıl inşa edilmeli?

D. Irak: Bu sistem böyle kaldıkça sosyal medya da buradan şekillenecek. Eğer sosyal medyanın bu hale gelmesinden rahatsızsa insanlar, önce onu bu hale getiren sistemle hesaplaşmaları gerekiyor. Hiçbir şey sosyal medyada başlayıp, sosyal medyada bitmiyor çünkü.


KÜRTLERE KÜFÜR ETTİĞİN ZAMAN YARGILANMIYORSUN

Alevilere, Kürtlere yönelik linç olaylarının sosyal medyadaki yansımalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

D. Irak:Sosyal medya radikalleşmeye çok müsait bir ortam. Türkiye’de politik diyalog eksikliği var. Politik süreçlere katılım zayıfladıkça eksirimleşme artıyor. Türkiye’de Alevilere, Kürtlere sokakta ya da sosyal medyada küfür ettiğin zaman yargılanmıyorsun. Ve biri ‘Kürtlerden sabun yapalım’ dediğinde içinde biriktiren insan da ‘demek ki bunu söyleyebiliyoruz’ diyor. Ama Türkiye’de şöyle bir durum da var. Sosyal medyada söylenen bir şey genelde sokağa geri dönmüyor. Sokağa  dönüşüne kadar, eyleme geçene kadar tekrar latent ırkçılığa dönüşüyor.


GAZETECİLİĞİN YENİDEN DİZAYN EDİLMESİ GEREKİYOR

Haber sitelerinin sosyal medyanın kitleselliğini yansıtmak için yapısal değişimlere gitmesi gerektiğinden bahsetmişsiniz kitapta. Nasıl bir yapısal değişim gerekiyor?

O. Yazıcıoğlu: Dün Gül’ün tutuklu vekillerle ilgili olan açıklamasını arıyordum. Cumhuriyet gazetesi bir metin girmiş ki Gül’ün bu açıklaması Cumhuriyet’in ne kadar işine yarayacak bir açıklama aslında. Ya sonunu göremedim haberin. ‘Zirvede anlaşmazlık’ diye vermiş haberi. Üç tane okur yorumu gelmiş habere. Okutturamamışsın haberini.

D. Irak: Cumhuriyet’in o haberini birazcık İnternet haberciliğinden anlayan biri yeniden düzenleyip, 100-150 tane yorum alacak şekilde yeniden sayfaya koyabilirdi.

O. Yazıcıoğlu:  Kitleselleşmek zorunda. Kitle İletişim Aracı yani bu kitleselleşmek zorunda. Gazeteciliğin komple yeniden dizayn edilmesi gerekiyor. Bu hiçbir gazetenin gündeminde yok. Bunlar bizde işimize yaramayan bilgi olarak  duruyor.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

İfadelerimiz senaryodan ibarettir

SONRAKİ HABER

Öğretmenler hak ettiği değeri görmüyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...