Tecavüz haberi duymaktan yıldıysanız...

Tecavüz haberi duymaktan yıldıysanız...

Yine yazdıklarımı sildim. Olmuyor, olmuyor… Onunla başlasam, diğeri eksik kalıyor. Tanık olduğumuz hangi olay, yaşadığımız hangi acı ‘neden ve nasıl’ sorularına cevap aradığımızı ortaya koyar acaba? Bunları yazarken bile gözümün önünde Ayşe Paşalı’nın artık hafızalarımıza kazınan fotoğrafı. Bu fotoğrafa eşlik e

Arzu Erkan / Kayseri Ekmek ve Gül Grubu

Geçen yıl, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve kadın cinayetlerinin son bulması talebiyle Kocaeli’de gerçekleştirdiğimiz imza kampanyamızdan biriktirdiklerimizle, mahalle mahalle emekçi kadınlarla yan yana gelmeye başladık. Gördük ki siyasi görüşü ne olursa olsun emekçi kadınlar bir şeyin farkında: ‘kadınların yaşadığı sorun ve sıkıntıların tek çözümü kadınların kendi talepleri için yan yana gelmesi ve ortak mücadele etmesi’. İlk toplantımızı Yenikent mahallesinde eşi bir metal fabrikasında işçi olan bir kadın arkadaşımızın evinde gerçekleştirdik. Daha önce kadına yönelik şiddete dair başlattığımız imza kampanyasında da ev ev, kapı kapı gezerek imza toplayan arkadaşımız o gün çocuğunun okulundaki velileri toplamıştı. Önceki kampanyamıza da gerek imza vererek, gerekse de okuldaki diğer velilerden imza toplayarak katılan kadınlar konunun yabancısı değillerdi aslında. Her biri yaşadığı, tanık olduğu olayları anlattı bir bir. Bir arkadaşımız 19 yaşında, ailesinin rızası olmadan evlenen kız kardeşinin 5 yıllık evliliği boyunca uğradığı şiddeti, yediği dayakları yıllarca ailelerden nasıl sakladığını anlattı. O kadar çok dayak yemiş ki kız kardeşi eşi, kayınvalidesi ve kayınpederinden şu anda psikolojik tedavi görüyormuş. O anlattıkça yaşadıkları acı, hepimizin acısına dönüştü bir anda. Konuştukça sorunun ne kadar can yakıcı ve ne kadar yanı başımızda olduğunu bir kez daha gördük aslında. Tecavüz ve çocuk istismarı ise en çok konuştuğumuz konu oldu.  Gördük ki kadınlar tecavüz ve cinsel istismar davalarını yakından takip ediyorlar. N.Ç davasında çıkan karara ne kadar da tepkililer! Ama şunu da söylüyorlar ’13 yaşında da olsa, 65 yaşında da olsa bir kadına tecavüz kabul edilemez. Hele tecavüzcülerin ceza almaması asla kabul edilemez’. Bir yandan öfkeli, bir yandan kaygılıydı kadınlar. ‘Artık çocuklarımızın güvenliğinden ve geleceğinden endişe eder hale geldik’ diyorlardı. Sadece sorunları konuşmadık, çözümü de konuştuk. Ne yapmalı, bunca sorunla nasıl baş etmeliydik? Hepimizin üzerinde ortaklaştığı noktayı bir işçi eşi söyledi aslında:  ‘biz yan yana gelip, sesimizi yükseltmedikçe ne kadın cinayetleri son bulur, ne de taciz ve tecavüz’.

Bir önceki kampanyanın da deneyimi ile yine bir imza kampanyası yapmaya karar verdik. 8 Mart’ta çıkan ‘Ailenin Korunması Ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un ardından tartışılan Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezleri’nin  her ilçede açılması için ve bu yasanın eksik yanlarını da tartışmak üzere bir kampanya sürdürme kararı aldık. Önümüz yerel seçimler ve biz her ilçede, her ilde bu merkezlerin açılması için mücadele edeceğiz. Kadınlar olarak yerel seçimler öncesi bu talebimizi belediyeler, kaymakamlıklar ve valiliğe ileteceğiz. Amacımız aynı zamanda yasada eksik kalan yanları da tartışmak buna bağlı kalmadan ama ‘madem çıkardınız o zaman uygulayın’ demek. Parlamentoyu da kullanacağız. Sesimize ses vereceğini düşündüğümüz, mücadelemize destek vereceğine inandığımız vekillerimizle de görüşeceğiz. Dedik ya, biz kadınlar yan yana gelip, mücadele etmezsek bir şeyler değişmez. Biliyoruz ki dergimiz bu yan yana gelişlerde bizim köprümüz, mücadelemizin harcı olacak.  Tıpkı geçen kampanyada gerek mektuplar gerekse de yazılarla Kocaeli’nden Kayseri’ye seslerimizi birleştirdiysek şimdi de kadına yönelik şiddete, tacize, tecavüze ve çocuk istismarına karşı mücadelemizi birleştirebiliriz. Haydi ellerimizi birleştirelim….

 

“DUR” DEMEK İÇİN YOLA ÇIKTIK, BİRBİRİMİZDEN GÜÇ ALDIK

Kayseri Ekmek ve Gül Grubu Her geçen gün artan kadına yönelik şiddete karşı Kayseri’de daha önce yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde biriktirdiklerimiz üzerinden daha etkili ve hedefli bir çalışma yürütmek üzere çalışmalara başladık. Geçen yıl, kadına yönelik şiddetin önlenmesi, devletin ve hükümetin görevlerinin hatırlatılması ve somut önlemlerin alınması talebiyle yürüttüğümüz imza kampanyasından çok şey biriktirdik. Bunlar bize, kadınların taleplerinin ne olduğunu ve nasıl bir ruh hali içerisinde bulunduklarını gösteriyordu. Özellikle Ziya Gökalp Mahallesi’nde, Fethiye davasının mağduru kadınla dayanışmak ve Kayseri’den ona güç vermek üzere yaptığımız eylem bize kadınların birbirinden destek almaya ne kadar ihtiyacı olduğunu gösterdi. Bunun bir zorunluluk olduğu, bu sorunları aşmanın ve kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi için bundan başka da çaremiz olmadığını bir kez daha gözler önüne serdi. Kadınlar şiddetin nedenlerine dair farklı şeyler düşünseler de, artık kadınların şiddet görmesini, öldürülmesini istemedikleri, bu gidişe bir dur demek gerektiği konusunda hemfikirler. Ancak bunun için nasıl bir adım atılması gerektiği konusunda sıkıntı yaşıyorlar. Biz de bir ilk adım olarak şiddetin son dönemde artmasının nedenleri ve AKP hükümetinin bu konudaki sorumluluğunu açıkladığımız ve taleplerimizi bir kez daha yinelediğimiz bildirilerimizle kadınlarla buluşmaya başladık. Niyetimiz daha çok kadınla buluşmak, ne yapabileceğimizi birlikte konuşmaktı. Birlikte ev toplantıları planladık. Bu toplantılarda kadına yönelik her türlü şiddeti konu alan film gösterimleri de yapacağız. Kendi yaşadıklarımıza, komşumuzun yaşadığına bir de çemberin dışından bakalım istedik. Yapacağımız bu toplantılarla çözümü ve taleplerimizi ortaklaştıracağız. Mahallemizde ortaklaştırdığımız sesimizi, taleplerimizi 25 Kasım vesilesiyle yapacağımız salon etkinliğinde tüm Kayserili kadınların sesi ve talepleri haline dönüştüreceğiz. Kocaelili kadınlardan güç alacağız, onlarla gücümüzü ve mücadelemizi birleştireceğiz.

Dergimizi pdf formatında görüntülemek için tıklayın

www.evrensel.net