Rakel Dink: İnkarla yüzleşilmeli

Rakel Dink: İnkarla yüzleşilmeli

Kürt sorununa ilişkin çözüm yollarının tartışıldığı “Barışı Kurmak” başlıklı konferansın ikinci gününde konuşan Agos gazetesinin katledilen Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in eşi Rakel Dink, korkuların, ötekiye olan öfke ve önyargıların kendilerini her gün biraz daha küçülttü

Türkiye Barış Girişimi tarafından Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsünde düzenlenen “Barışı Kurmak” konulu konferans, ikinci gününde Rakel Dink’in açılış konuşması ile devam etti. Konuşmasına Ermenice başlayan Rakel Dink, ülkede yaşanan hak ihlalleri, inkar ve ırkçı politikalara dikkat çektikten sonra 19 Ocak 2007’de Agos Gazetesi önünde yapılan eylemin ardından bulduğu notu katılımcılarla paylaştı. Yerde bulduğu isimsiz notta “Başörtülü bir Kürt kadınıyım ve her şekilde baskıya uğruyorum” ifadesinin yazılı olduğunu belirten Dink, “Ben de Ermeni’yim, hem Ermeni kimliğimle hem de Hıristiyan kimliğimle baskıya uğruyorum. Babam 40 yıl kendi yaşadığı topraklar yüzünden mahkemelere gidip geldi. Ama davalar hâlâ bitmedi. Milli Eğitim Ermenice kitap bastı ama orada da Ali topu Agop’a atamadı. Kürtçe bariz siyasi yasaklı. Hıristiyan olmak ayrı bir baskı konusu. Ayrımcılık ve ötekileştirme devam ediyor” diye konuştu.

İNKAR POLİTİKALARINA ELEŞTİRİ

“Yaşam sorunlar dizisinden oluşur. Bir sorunu çözeriz başka bir şey çıkar daha sonra” diyen Dink, “Önemli olan sorunlardan nasıl çıkılacağının yolunu bulmaktır. Korkular, ötekiye olan öfke, önyargılar her gün bizi biraz daha küçültüyor. Bizi hem yaratandan, hem de özümüzden uzaklaştırıyor bunlar. Kendimizle ilgili gerçekle alçakgönüllü bir şekilde yüzleşmekten korkuyoruz” diye konuştu.  Dink, Almanya’da Ermeni bir kadın ile arasında geçen bir anekdotu da Kürtçe anlattı. Rakel, Dink, anekdottan yola çıkarak, inkar politikalarını eleştirerek, “Ne zamana kadar inkarlarla yaşayacağız. İnkarla huzur gelmez” dedi.

ÖZÜR DİLENMELİ

Dink, bu sözlerinin ardından 2005 yılında düzenlenen Ermeni konferansında eşinin Türkler ve Ermeniler için kullandığı ‘İkiz ruhlar’ benzetmesini hatırlattı. Dink, “Biri ameliyat masasındayken öteki acı çekiyordu.6-7 Eylülü herkes biliyor. Varlık vergisini herkes biliyor. İnkar da edilmiyor ama kimse kalkıp bir sorumluluk alıp, bunu yaptık özür dileriz demiyor. Bu denmedikçe düzelmez biliyor musunuz? Çünkü her şey tekrarlanıyor. Daha son günlerde gazetelerde, hayata dönüş operasyonu yazıldı. Her şey ortada, kanıtlar da var. Ama geçeği gizleme noktasında büyük bir ustalık var. Kimse bunun için özür diliyoruz dedi mi? Yalan rapor yazmakta usta bir ülke daha yok yeryüzünde. 301. madde hiç bu kadar konuşulmadı. O zamanlar eğer kaldırılsaydı o insanlık dışı madde çok şey yaşanmayacaktı. Tepedekilerin umurunda değil. Herhalde hoşlarına gidiyor ülkenin içinde bulunduğu durum. Maddede bir kelime oyunu yapıldı o kadar” şeklinde konuştu. .

ADALET OLMADAN BARIŞ OLMAZ

Dink, eşi Hrant’la birlikte kaldıkları Tuzla’daki çocuk kampını anlattı. “Adalet olmadan barışın düşünülemeyeceğine”vurgu yapan Dink, “Adalet de kendiliğinden gelmez. Adalet haklıya, hakkını iade etmektir. Hele ki ülkemizde tecavüzcüleri katilleri görüyoruz. Sosyal hukuk devletiyim diye övünülmesin hiç olmasa. Ülkede ki adaletin durumu belli” dedi.

Cenazeden sonra kendisine ‘Senden öfke, küfür bekliyorduk’ denilmesini örnek gösteren Dink, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Ben onu yapmadım. Yapanlar benden onu bekliyorlardı zaten. Ama nasıl yolu sevgi yoluna çevireceğiz. Ne mutlu barışı sağlayanlara. Barışı sağlarken ne söylediğimizin yanında nasıl söylediğimiz de önemlidir.” (İSTANBUL)


BARIŞ İÇİN ANADİL GEREKLİ

“Barışı kurmak” konferansının ikinci oturumunda “Çok dilli ve çok kültürlü yaşamın inşası” konuları tartışıldı. Dr. Necmiye Alpay’ın moderatörlüğünde yapılan oturumda, Prof. Dr. Carol Benson, , Prof. Dr. Ajit Mohanty ve Prof. Dr. Tove Skutnabb Kangas konuştu. Konuşmacıların yanı sıra Oral Çalışlar, Mete Çubukçu, Adalet Ağaoğlu, Tarık Ziya Ekinci gibi isimler de oturuma katıldı. Dil üzerindeki çalışmaları ile tanınan Kangas Helesinki Üniversitesinden Prof. Dr. Tove Skutnabb, Sevr ve Lozan’ı kıyaslayarak bazı tespitlerde bulundu. Türkiye’ye silah satışlarının nasıl yapıldığı, para harcamalarına ilişkin kimsenin bilgisi olmadığını söyleyen Skutnabb, paranın Kürt bölgesinin kalkınması için kullanılabileceğini belirterek, “Ana dil temelli çok dilli eğitimin savunulmasıdır. Bir takım iddialar var ama bunların çoğu aldatmadır ve bilgi eksikliğidir. Ana dilli temelli çok dilli eğitim ve öteki azınlık ana dillerine destek vermek lazım. Bunların devletin bölüneceğine yol açacağını söylemek yanlıştır” dedi. Skutnabb, azınlıklara mensup insanların haklarının korunması ve teşvik edilmesi çatışmaların engellenmesi bakımından etkili olduğunu belirtti. Dil alanındaki çalışmalarıyla bilinen ve birçok üniversitede dersler veren Hindistanlı Prof. Dr. Ajit Mohanty ise dil ve asimilasyon konulu bir sunum yaptı. Mohanty, “İnsanın kendi dili ve kültürüne duyduğu gurur, aslında barış ve huzur içinde yaşamanın bir koşuludur” dedi.

İsveç’ten Prof. Dr. Carol Benson da, uluslararası çok dilli eğitim politikaları konusunda bir sunum gerçekleştirdi. Eğitimin nasıl örgütlenebileceği ve çok dilli eğitim konusunda önemli belirlemelerde bulunan Benson, “Kaliteli eğitimi sağlamak barışın bir ön koşuludur. Aynı zamanda barış için de önemli bir durumdur” dedi.  (İSTANBUL)

www.evrensel.net