19 Mart 2019 04:42

Merter'den izlenimler: Hep patronlar mı siyaset yapacak?

Ercüment Akdeniz, Güngören Belediyesi Bağımsız Meclis Üyesi Adayı Gönül Karagenç adına yürütülen seçim çalışmasından izlenimlerini yazdı.

Merter'den izlenimler: Hep patronlar mı siyaset yapacak?

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Ercüment AKDENİZ

Merter’de sokaklar hareketli. Cuma namazı için Sancaktepe Camii’ne akıyor işçiler.

Elde bildiri, broşür bir grup EMEP’li işçilere sesleniyor. Güngören Belediyesi Bağımsız Meclis Üyesi Adayı Gönül Karagenç’e oy istiyorlar. İşçilerle konuşmak, görüş almak için güzel ortam.

Fotoğraf: Evrensel

Ayakkabı İşçisi (Ön Montajcı) Mesut Usta yaklaşıyor. Sorular cevaplar peş peşe, hızlı hızlı. “Emekliyim ama çalışmak zorundayım” diyor. Kızının düğünü için 37 bin lira kredi çekmiş. Çalış çalış, borcun yarısını ödeyebilmiş. “Borç bitince de rahat yok, geçim zor” diyor en son. Önümüzde akan işçi kalabalığında hem genç çok, hem emeklilik yaşı geçmişler.

***

Ayaküstü söyleşiye Nedim Usta dahil oluyor. Başında kasketi, boynunda atkısı ile neşeli bir yüz. Suser’de, Uzel’de uzun yıllar işyeri temsilciliği yapmış. Sonra 12 Eylül darbesi, fişlenme ve mecburiyetten ayakkabı işçiliği. Usta yerinde durur mu: Bu kez ayakkabı işçileri derneği çalışmaları.

Nedim Usta 1980 öncesinin TKP’lisi. Şimdi CHP’de. “E peki, neden buradasın?” diye soruyorum. Yanıtı şu: “EMEP’li arkadaşlarıma destek için geldim. Aslında sosyal demokratların yeri burası olmalı, siyaset işçilerin içinde yapılmalı.” O da EMEP bildirilerini dağıtıyor. Yerelde birlik sağlayamadığı için CHP örgütüne de kızgın biraz.

“Bu Merter’de gördüğüm en üzücü mesele ne biliyor musun?” diye soruyor bana. “İşçiler baliden, kimyasaldan hep kanser. Arkadaşın hasta, evde zannedersin ama ölmüştür, çok sonra öğrenirsin...”

Fotoğraf: Evrensel

Nedim Usta’dan öğrendiğimi bir şey daha var: Bu bölgede her sabah 7’de üç amele pazarı kurulurmuş. Yüzlerce insan ve başlarında onları kiralayan komisyoncular. Göç sonrası amele pazarının profili değişmiş. Göçmen/mülteci işçiler kiralanıyormuş artık günlük, haftalık. kuralsız, kayıtsız.

***

Cuma namazında yan yana saf tutuyor işçiler: Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı birlikte. Çıkışta Suriyeli ve Azeri işçilerle konuşuyoruz. Ciddi bir ayrımcılığa uğramadıklarını söylüyorlar, biraz çekingen. O ara kendisine bildiri uzatılan biri şöyle tepki gösteriyor: “Suriyelileri geri gönderecekseniz size oy verelim”!

Göçmen/mülteci işçi sayısı arttıkça ücretlerin düştüğünü söyleyenler az değil. “Ne yapsınlar, savaştan kaçmışlar” diyen işçiler de var epey. Eski işçi önderlerinden Mehmet Turp, genç bir saya işçisini yanıma getiriyor. Genç ama 19 yıllık sayacı! Çocukluktan beri çalışıyor yani. Adın ne diye soruyorum:

“Özgür... Aslında Hüseyin” diyor

“Nasıl yani?”

“Bizim köye gelen ebe erkekmiş. Özgür ismi ondan. Annem de babasının ismini yazdırmış kimliğe, Hüseyin ondan...”

Gülüyoruz epey.

Kazakistan’dan evli Özgür. Eşi ve iki çocuğu da orada. Belki bu yüzden belki değil: göçmen işçilere daha sıcak Özgür/Hüseyin. “Suriyeliye kızacağına bilinç vereceksin, hak aramasını öğreteceksin. Hem hak arayanları da var” diyor.

***

Seçimin nasıl tecelli olacağından bağımsız herkes seçim sonrası ekonomik felaketi konuşuyor. İyimser olan yok. Yüzler mutsuz, yorgun, Yürüyen kalabalıktan sigara dumanları yükseliyor.  Ama yere bildiri atılmıyor. Bildiriler hep cepte. Ve son işçi kümesi çıkarken camiden, son bir haykırış duyuluyor:

“İşimiz ekmeğimiz için birleşelim arkadaşlar. Krizin yükünü ödemeyelim. Hep patronlar mı siyaset yapacak; biz işçiler de siyaset yapalım.”

ÖNCEKİ HABER

Tuzla adayı Ali Doğan: Patron aday oluyor, işçi neden olmasın?

SONRAKİ HABER

Metrobüste cinsel saldırı: Ben susmayacağım, sen utanacaksın!

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa