Bağımsız İşçi Aday Özbey Dursun: İşçilerin sesi olsun

Avcılar Belediyesi Bağımsız Meclis Üyesi Adayı Özbey Dursun, Seçim Özel'de çalışmalarını anlattı.

18 Mart 2019 13:57
Son Güncellenme Tarihi: 18 Mart 2019 20:44
Paylaş

Avcılar Belediyesi Bağımsız Meclis Üyesi Adayı Özbey Dursun Seçim Özel'de Zeliş Irmak'ın sorularını yanıtladı. Özbey, yerel yönetim anlayışını, çalışmalarını ve neden aday olduğunu anlattı.

"Yaklaşık 30 yıldır İstanbul’da yaşıyorum. 41 yaşındayım. İstanbul’un çeşitli semtlerinde yaşadım. Yaklaşık 6-7 yıldır Avcılar’da yaşıyorum. Lise yıllarından beri örgütlü mücadelenin içerisinde yer aldım.

Partimize (Emek Partisi) karşı YSK tarafından yasal olmayan bir süreç işletildi, seçime katılamadı. Bu yüzden bağımsız aday oldum.

İkili bir seçim sürecine geldi Türkiye. AKP, MHP gerici ittifakı bir yanda, CHP, İYİ parti ittifakı bir yanda. Biz bu iki ittifakın da işçi sınıfının çıkarını temsil edemeyeceğini, işçilerin sorunlarına çözüm bulamayacağını düşünen bir taraftayız. Bölgemizde yaşayan işçi arkadaşlarımızın bugün yaşadığı sıkıntıların farkındayız. Bu sorunları çözebilmenin yolu örgütlü bir mücadeleden geçiyor, örgütlü mücadeleye yapılan çağrı kıymetli ve seçim sonrasında da bu süreci ilerletmek gerekiyor. Bunun için aday oldum.

Bugüne kadar belediye yönetimlerinde işçi arkadaşlarımız yer almadı. Diğer düzen partileri ya zenginleri aday gösterdi, ya müteahhitleri aday gösterdi, işçi arkadaşlarımız oralarda söz sahibi olamadı. Biz bunun yıkılması gerektiğini, işçi arkadaşlarımızın belediyenin her kademesinde söz, yetki ve karar mekanizmalarında bulunması gerektiğini savunuyoruz. İkincisi de biz yerellerde halk meclislerinin kurulmasından yanayız. Bu halk meclislerine orada yaşayan yoksulların, işçilerin, emekçilerin katıldığı halk meclisleri kurulmalı. Bu halk meclisleri de belediyeleri denetleyebilmeli. Belediyeler bugüne kadar hep rant alanına dönüştürülmüş. Gördüğünüz gibi İstanbul’da artık nefes alacak durumumuz kalmamış, doğamızı kirlettiler, çevremizi kirlettiler, beton yığını haline getirdiler. Artık bu beton yığınları içerisinde insanlar işine gücüne gidip gelmekte çok büyük zorluklar çekiyorlar. Trafikte çok büyük sorunlar var. Avcılar gibi bir bölgede büyük deprem riski var. Buna dair bugüne kadar hiçbir çalışma yapılmadı. Biz bunları halk meclislerinde konuşarak çözüm bulacağız.

Halk meclislerinde gelir gider tablosu başta olmak üzere belediyede yapılacak tüm çalışmaların Avcılar halkının görebileceği şekilde yayınlanması gerektiğini savunuyoruz. Biz eğer bugünden yarına belediye meclis üyeliklerini kazanırsak, halk meclislerinin kurulması, belediyenin gelir gideri de dahil olmak üzere halkın bunları kontrol etmesini sağlamaya çalışacağız. Bugüne kadar ranta açılmış bölgelerimiz var. Avcılar bölgesinde de var.

Bir işçinin orada olmasının, olup bitenleri denetlemesi, görmesi, dönüp işçilere, yoksul halkımıza anlatması açısından kıymetli olduğunu düşünüyoruz.

Bizim seçim çalışmamız başladığı günden bugüne kadar fabrika önlerinde, işçi duraklarında çalışmalarımızı yürütmeye çalışıyoruz. Bizim ana sloganımız ‘Üreten bizsek yöneten de biz olmalıyız.’

Bizim mücadelemiz seçim bittikten sonra bitmeyecek. Biz bu mücadelenin içerisindeyiz. Ben de bir sendikacıyım. Kendim de bir işçiyim. Bizim sorunlarımız, dertlerimiz ortak. Bu ortak sorunları çözebilmenin yolu da örgütlü mücadeleden geçiyor. Türkiye işçi sınıfı tarihine de baktığımızda işçi sınıfının en fazla mücadele ettiği dönemde en fazla hakkımızı kazandığımız dönemler olduğunu görüyoruz. İşçi sınıfı hareketi biraz geriye düştüğü anda bugüne kadar kazandığımız tüm haklar elimizden alınıyor. Bunlara karşı mücadele etmenin yolu sadece seçimlerde oy kullanarak olmaz. Seçimler sonrası da işçi sınıfının ortak mücadelesini yaratmak ve birlikte başarıya ulaşmak gerekiyor. Bunu anlatmaya çalışıyoruz. Olumlu tepkiler de alıyoruz. İşçi arkadaşlarımız bir işçinin belediye meclisinde olması gerektiğini savunuyorlar.

Bu ekonomik krizde işçi ve emekçilerin kendi sorunlarını başkasının çözmesini beklememesi gerekir. Bu derdimizi bir nebze olsun işçi kardeşlerimize anlatabilirsek seçimlerde kendimizi başarılı olmuş sayacağız.

Bugün ülkenin birçok ekonomisti seçim sonrasında çok ciddi işçi kıyımlarının olacağını, hayat pahalılığının artacağını, ülkedeki ekonomik durumun daha da kötüye gideceğini söylüyor. Biz de bugünden yarına baktığımızda bunun böyle olacağını görüyoruz.  Önümüzdeki dönemin daha sıkıntılı bir dönem olacağını düşünüyorum. Bu bakımdan da bugün yaptığımız çalışmalarda en çok buna vurgu yapıyoruz. Ekonomik krizi yaratan biz değiliz, ekonomik krizin faturasını da biz ödemek zorunda değiliz. Bu krizi yaratanlar, ülkeyi yönetenler. 16 yıldır bu ülkeyi yöneten AKP iktidarı bugüne kadar işçi sınıfının ekonomisinin gelişmesine dair hiçbir şey yapmadı. Ülkemizin elinde bulunan tüm fabrikaları satmasına rağmen, doğal alanlarımızı rant alanına çevirmesine rağmen yoksul halkımız daha da yoksullaşmış, zenginler daha da zenginleşmiştir. Bunun kırılmasının yolu mücadeleden geçiyor.

Geçen hafta emekli bir ağabeyimizin evini ziyaret ettik. 6-7 yıldır emekli olmasına rağmen halen çalışmaya devam ediyor. Son bir oğlu kalmış ‘onu da evlendirdikten sonra işi bırakabilirim’ diyor. Yani özellikle işçi mahallerinde gezdiğinizde pazar yerleri artık yangın alanına dönüşmüş, insanların artık çok büyük geçim sıkıntıları var. Bırakın tiyatroya, sinemaya gitmeyi, kültürel bir faaliyette bulunmayı en doğal barınma, beslenme ve giyinme ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak hale gelmişler. Bunu sokakta çok fazla görüyoruz." (EVRENSEL WEB TV)

ÖNCEKİ HABER

Hollanda'nın Utrecht kentinde silahlı saldırı: 3 ölü, 9 yaralı

SONRAKİ HABER

Burada konuşan yazarımız Ercüment Akdeniz: Türkiye,AB'nin Bangladeş'i oldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa