13 Mart 2019 04:12

Başka bir iktisat mümkün

"Söyleyecek sözümüz var" diyen öğrenciler buluştu.

Başka bir iktisat mümkün

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Begüm İNANÇ

İstanbul Üniversitesi

Sen bu dağı aşamazsın Kırk ayaklı karınca Aşacağım...” 

Akademiye, bilime, bilimden yana olan ne varsa ona yönelik baskı ve saldırıların arttığı, temsilciliklerin neredeyse ortadan kaldırıldığı, kulüplerin ödenek almak bir kenara kapatıldığı bir dönemin içinde 40 ayağının 39’u kırılsa da tek ayağıyla hâlâ “söyleyecek sözümüz var” diyerek birçok üniversiteden yüzü aşkın üniversiteli genç yan yana gelerek TÜÖBİK’i gerçekleştirdi.

Bu sene 17.si Dokuz Eylül Üniversitesi’nde düzenlenen kongre biz öğrencilerin bu sıkışmışlığının arasında nefes alma dayanaklarından bir tanesi oldu. Uzunca bir süre önceden kongre hazırlık süreci her üniversitenin kendi içerisindeki özgünlüklerine göre şekillendi. Kulübü olan üniversiteler kulüplerini dayanak haline getirirken bunun karşısında kulüpleri olmayan okullar okuma gruplarıyla öğrencilere başka bir alternatif sundu.

KAPİTALİZM DOĞASI GEREĞİ KRİZLERE GEBEDİR

“Ekonomik Değişimden Toplumsal Değişime” ana başlığıyla düzenlenen bu seneki kongrenin içeriğine bir giriş yapalım. 3 gün boyunca neredeyse her oturumda hem Türkiye’nin hem de dünyanın içinden geçtiği sürece dair birçok tartışma sürdürüldü. Bu tartışmaların esasını kriz, kriz döneminde kadın emeği, genç işsizlik ve gelecek kaygısı oluşturdu. “Kapitalizmin doğası gereği krizlere gebe olan bir sistem” olduğu herhalde kongrede en çok duyduğumuz cümle olmuştur. Peki bu cümle neyi ifade ediyor?

Kapitalizmin krizlerinin özellikle Türkiye’ye etkilerine değinecek olursak; kendi içinde sürekli olarak kriz yaratan ve bu kriz süreçlerini de en ağır yüküyle işçi sınıfı, emekçilerin ve öğrencilerin üzerinden aşmaya çalıştığını, bugün karşı karşıya olduğumuz tablonun da tam olarak bu olduğu üzerine tartışıldı. Bir oturumda Çukurova Üniversitesi’nden katılan bir arkadaşımız: “Buraya yüzlerce üniversite öğrenci olarak toplandık ve krizin etkilerini konuşuyoruz, peki buna dair bizler ne yapacağız?” sorusunu sordu. Kabaca, tüm Türkiye gençliği olarak krizin faturasını biz ödemeyeceğiz diye yola koyulup, bunun için de bulunduğumuz her alandan en fazla arkadaşımızı yan yana getirecek, yaşadığımız çelişkileri ısrarlı biçimde tartışabileceğimiz kimi yerde okuma grubu, kimi yerde yemekhane eylemleri, kimi yerde paneller-söyleşiler düzenlemek gibi mücadele hattını örmek ilk sorumluluğumuz.

HAYALLERE KARNIMIZ TOK

Belki kongrede bizi yan yana getiren, en fazla ortaklaştığımız konulardan bir tanesi genç işsizlik idi. Özellikle bizim gibi genç sosyal bilimciler açısından gelecek tablo daha karanlık görünüyordu. Her 5 gençten birinin işsiz olduğu Türkiye’de bu işsizliği yaratan sebepler arasında her yere mantar gibi üniversite; istihdamı olmayan bölümlerin açılması, kontenjanların arttırılması, niteliksiz eğitim almamız oldu. Kuşkusuz ki temel sebebi olmasa da bunlar arkadaşlarımızın yaptığı sunumlarda nedenler arasında yer alıyor. Açılış konuşmasında adeta kariyer zirvesindeymiş gibi: “kendini geliştir, 2 dil öğren, ehliyetini de aldığın zaman her türlü iş bulursun” diyen hocamızın söylediklerine inanmak bu tabloda güç. Türkiye’deki bu tabloya karşın diğer ülkeleri karşılaştıran arkadaşlarımız Sovyetler’de işsizlik gibi bir sorun olmadığını, bunun da farklı ekonomik model olmasıyla doğrudan alakalı olduğunu, yani kapitalizmde işsizliğin kesin bir çözümü olamayacağını aktardı.

KRİZİN YÜKÜ KADININ YÜKÜ

Tüm bu tartışmaların yanında kongrenin adeta en önemli gündemlerinden biri olan kadın oturumları da bir hayli tartışmalı geçti. Kadının ezilmişliği sorununu tarihsel bağlamda ele alan ve bunun kökenlerinin özel mülkiyetin ortaya çıkışıyla ortaya konulan sunumda kapitalizme gelinen süreçte kadınlar açısından krizin en ağır yükünün esnek çalışma biçimleriyle aşılmaya çalıştığı tartışıldı. Artık evi geçindirmenin tek bir maaşla sağlanamadığı günümüz toplumlarında kadınların çalışma yaşamına katılış biçimleri özellikle de neoliberal politikaların beslediği esnek çalışma biçimleriyle sağlanıyor. Burada patronun bundan kazancı ne olduğu sorulduğundaysa; örneğin eve iş vererek sigorta, yol ve yemek ücreti ödemeden evdeki yaşlı, çocuğu bile bu üretim sürecine sahil ederek yalnızca parça başı ücret veriyor. Kadınların istihdama katılmasının önündeki en büyük engellerden birinin de çocuk bakımının toplumsallaşmaması ortaya konulduğunda bugün açısından en acil taleplerden birinin ulaşılabilir kamusal kreşler olduğu tartışıldı.

Aslında buradaki yazıya sıkıştırılamayacak kadar güncel sorunları, taleplerimizi ve çözüm önerilerimizi konuştuğumuz iktisat kongresi içinden geçtiğimiz dönemde böylesi bir kongreyi düzenlemenin kendisi olanaksız gibi görünürken başka bir iktisadın da mümkün olduğunu, hiçbir şeyi tek başına gerçekleştiremeyeceği düşünülen gençlerin yan yana geldiğinde birçok şeyi yapabileceğini gösterdi.

 

Yerel Seçim 2019 İl il adaylar ve seçim sonuçları
ÖNCEKİ HABER

Üç güne sığmayan bir kongre: TÜOBİK!

SONRAKİ HABER

Ali İsmail'in ölümüne yol açan polis, Gezi davasında "şikayetçi" çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa