10 Mart 2019 15:18

Adana'da krize karşı kadın dayanışması çağrısı

Adana'da Ekmek ve Gül'ün düzenlediği 8 Mart etkinliğinde yüzlerce kadın bir araya geldi. Etkinlikte krize karşı kadın dayanışması çağrısı yapıldı.

Adana'da krize karşı kadın dayanışması çağrısı

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Adana'da Ekmek ve Gül Kadın Korosu, Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliği düzenledi. Yüzlerce kadının bir araya geldiği etkinlikte Türkçe, Kürtçe ve Arapça türküler söylendi. Etkinlikteki konuşmalarda krize, şiddete ve eşitsizliğe karşı birlikte mücadele vurgusu öne çıktı.

"TEK ÇARE KAPİTALİZMİN FELAKETİ OLMAKTA"

Etkinliğe katılan Ekmek ve Gül Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Fulya Alikoç, illerden dergiye yazan kadınların krizin yakıcı sonuçlarından bahsettiğini belirterek “Kriz bizim için işçileşmek, işsizleşmek demekse, yoksullaşmak demekse, daha fazla şiddet, istismarın üzerinin örtülmesi, kadınların çığlıklarının duyulmaması demekse biz, krizden çıkmak için hangi tarafta olacağımızı belirlemeliyiz” dedi.

Emek ve sermaye arasındaki uzlaşmaz çelişkiyi “Birinin selameti, diğerinin felaketi” diye tanımlayan Alikoç, “Biz hem Ekmek ve Gül’den hem de işçi kadın buluşmalarından gördük ki milyonlarca kadın bu uzlaşmazlığın bir tarafı. Dolayısıyla krize karşı tek çare kapitalizmin felaketi olmakta. Bu yüzden gücümüz birliğimiz” dedi.

“KRİZ; İŞSİZLİK, KAYIT DIŞI SÖMÜRÜ ÇARKININ ARASINDA KALAN KIZ ÇOCUKLARI DEMEK”

Fotoğraf: Evrensel

Krizin yakıcı sonuçlarını anlamak isteyenlerin istatistikler yerine Ekmek ve Gül sayfalarına bakmalarının yeterli olduğunu dile getiren Alikoç, “Ülkenin emekçi kadınları krizle nasıl başa çıkıyor ancak oradan anlayabilirler. 50 yaşında emekli olup kredi ödenmek için yeniden işçileşen kadınlar, okula gitmesi gereken çağda kayıt dışılığın sömürü çarkının dişlilerinin arasında kalan kız çocukları, ücretsiz aile işçiliği yapan kadınlar… Kriz sadece işçileşmek değil aynı zamanda işsizleşmek demektir. İşten atılırım korkusuyla iş yerindeki performans tacizleri, tutanak tutma tehditleri altında mobbinge, tacize ve tecavüze boyun eğmek zorunda bırakılmak, istihdamda yer almak için bunarlı göğüslemek zorunda olmak demektir” diye konuştu.

“KRİZ; GENÇ YAŞTA, ÇOCUK YAŞTA EVLİLİK DEMEK”

Krizin, bütün toplumsal cinsiyet ön yargılarını ve adaletsizliği aşıp aldığı lisans diploması ile geçici işlerde asgari ücretle çalışmak demek olduğunu anlatan Alikoç, “Tarım dışı kentteki genç kadın işsizliğini eklediğimizde, ne eğitimde ne de istihdamda olmayan genç kadıları eklediğimizde, her yüz kadından 60’ı geleceğini belirsiz şekilde yaşıyor. Genç yaşta, çocuk yaşta evliliklere zorlanıyor, istemedikleri bir hayatın kuşatması altında yaşıyorlar” dedi.

“KRİZ ‘ÇOCUĞUMA MEYVE ALAMIYORUM’ CÜMLESİ DEMEK”

Ekmek ve Gül sayfalarına en çok yansıyan konuların faturalar ve pazar fiyatları olduğuna dikkat çeken Alikoç, “Kriz sadece çocuğun bulunduğu odadaki peteği yakıp diğer odaları söndürmek demek. Elektrik faturası kabarmasın diye erken saatlerde yatmak demek. Kriz ‘Çocuğuma meyve alamıyorum’ cümlesi demek. Türkiye’nin her yerinden gelen mektuplarında en sık rastladığımız cümle ‘Kendimi eksik ve yetersiz hissediyorum’. Çocuklara kriz ne demek, fatura ve pahalılık ne demek bunu açıklamak da kadınlara düşüyor. Kriz aynı zamanda huzursuzluğun artması, çocukların bakımı için anneannesinin ya da babaannesinin  yanına gitmesi demek. Çünkü kreş yok” dedi.

“ŞİDDETE KARŞI SES OLMAK, KRİZE KARŞI MÜCADELE DEMEK”

Dergi sayfalarına yansıyan kadına yönelik şiddet ile ilgili haber ve mektuplardan örnekler veren Alioç, “Kriz kadınların daha fazla dayanışma içerisinde olması demek. Serap’ın yaşadığı şiddetin sessizleşmesi demek. Bu krizi yaratanların yaptığı bir şeyse, kadınların yaşadığı şiddete karşı onun sessi olmak, krize karşı mücadele demek” dedi.

"MİLYONLARCA KADIN BU UZLAŞMAZLIĞIN TARAFI"

Krizin nedeni sorulduğunda toplumun iktidar ve muhalefet diye bölündüğünü ifade eden Alikoç, krizi yaratanların bu algıyla krizi yönettiğini belirterek “Krize neden olan 12-16 saate varan vardiyalarla kadınları çalıştırdıkları aşırı üretim döneminin bugün yarattıkları krizin üstünü örtmek için yarattıkları kutuplaşmanın bir tarafı olma hali krizin sermaye tarafından yönetilme biçimidir. Biz kadınlar olarak bu kutuplaşmanın tarafı mıyız, onu düşünmemiz gerekiyor. Sermayeden çıkmak için iki çıkış yolu var. Biri sermayenin, biri emeğin yolu. Birinin selameti öbürünün felaketi. Biz hem Ekmek ve Gül’den hem de işçi kadın buluşmalarından gördük ki milyonlarca kadın bu uzlaşmazlığın bir tarafı. Dolayısıyla krize karşı tek çare kapitalizmin felaketi olmakta” dedi. (Adana/EVRENSEL)

Yerel Seçim 2019 İl il adaylar ve seçim sonuçları
ÖNCEKİ HABER

Etiyopya Havayolları uçağı düştü: 157 kişi hayatını kaybetti

SONRAKİ HABER

İranlı şair Füruğ Ferruhzad'ın hayatı sahneye taşındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa