02 Mart 2019 09:33

Fransa'da Benalla davası Macron’un iktidarını sarsıyor

Deniz Uztopal, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un Güvenlik Şefi Alexandre Benalla hakkında soruşturmada ortaya çıkan siyasi skandalları yazdı

Fransa'da Benalla davası Macron’un iktidarını sarsıyor

Fotoğraf: Fransa Hükümeti (CC BY SA 3.0)

Paylaş

Deniz UZTOPAL
Paris

Sarayın güvenlik şefinin, polis kıyafeti giyerek katıldığı 1 Mayıs yürüyüşünde sivilleri dövdüğü görüntülerinin ortaya çıkmasının ardından başlayan hukuki süreç ve siyasi tartışmalar Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a zor zamanlar yaşatıyor. 

Temmuz ayından bu yana süren Benalla davası zaman geçtikçe “Macron davası”na dönüştü. Paris sokaklarında küçük bir kıvılcımla başlayan dava, giderek Cumhurbaşkanlığı konutu olan Elize Sarayı ve Başbakanlık konutu olan Matinyon Sarayı’nı saran bir yangın oldu.  Ne Macron, ne Başbakan Edouard Philippe ne de yakın çevreleri, bu ateşi söndüremiyor. 

Buz dağının görünen yüzü olan Benalla davası, giderek görünmeyen yüzü de su üstüne çıkartıyor. 

EMEKÇİLERİ HİÇE SAYAN CUMHURBAŞKANI

Fransa’nın “genç Cumhurbaşkanı” bundan 22 ay önce seçildiğinde ülke siyasetine birçok yenilik katma vaadiyle gelmişti. Gençti, geniş kitleler içinde olumsuz bir yönü bilinmiyordu, Eski Cumhurbaşkanı Hollande’ın danışmanlığını yapmış, ardından ekonomi bakanı olmuş, fakat kurnaz davranıp toplumda artan tepkileri kendi üzerine çekmemek için görevinden istifa etmişti. Mayıs 2017’de seçilme ihtimali çok düşüktü, fakat desteğini aldığı mali sermaye olası rakiplerini teker teker eledi. 

Macron görevine hızlı başladı. Sarkozy ve Hollande’ın hayal ettiği ama cesaret edemediği emekçi düşmanı karşı reformları art arda sıraladı: Servet vergisini kaldırdı, yeni bir iş yasası ve terör yasası onaylattı, başta gösteri ve yürüyüş hakkı olmak üzere birçok özgürlüğe ciddi kısıtlamalar getirdi, sosyal yardımları sınırladı, eski sistemi büyük oranda altüst eden yeni bir eğitim yasasını onaylattı. Tüm bunları yaparken sağlı ve sollu meclis muhalefetini küçümsedi, yadırgadı ve hatta aşağıladı. Ama bununla da sınırlı kalmadı. Mali sermayenin temsilcisi olarak kendi sınıfından olmayan tüm emekçi ve hatta orta sınıfları bile horladı. 

HALKA ETMEDİĞİ HAKARET KALMADI

Sarkozy, kendi döneminde banliyö gençlerine “ayak takımı” demişti; Hollande yoksulları “dişsizler” diye küçümsemişti ama Macron bunların da ötesine gitti ve bunu gizli değil, kameraların önünde yaptı. İş bulamadığı için dert yanan bir gence “Karşı caddeye geçsem iş bulurum” diye cevap vererek esas sorumlunun işsizler olduğunu ima etti. Kendisini protesto edenlere “kimileri rezalet çıkarmaktansa gidip iş bulabilirler mi diye baksalar daha iyi yaparlar” diye seslendi, protesto hakkını “rezalet çıkarmak”la eş anlamda kullandı. 

Mücadele eden vatandaşları “değişime karşı gelen Galyalılar” diye nitelendirerek kendisinin ilerlemeyi, mücadele edenlerin ise geçmişi temsil ettiğini ima etti. Yine onları “tembel ve sinik” olarak da nitelendirdi. Ayrıca, “Bir tren garında başaran insanların yanı sıra hiçbir şey olmayan insanlarla da karşılaşıyoruz” dedi. 

Cumhurbaşkanının bu tavrı kuşkusuz ‘Sarı Yelekliler’in mücadelesinin patlak vermesinde önemli bir rol oynadı. 

‘BU DAVANIN TEK SORUMLUSU BENİM’

Görüldüğü gibi Macron hangi sınıfın hizmetinde olduğunu gizlemeyen bir Cumhurbaşkanı. 1870 ile 1880 arasında “3. Cumhuriyet”in monarşist dönemi bir tarafa bırakılırsa Fransa’nın modern tarihinde bunun çok nadir örneği bulunur. 

5. Cumhuriyet’in yarı başkanlık sistemine dayanarak Macron kimsenin bizzat kendisine dokunamayacağını bilerek geleneksel kurumların işleyişinin üstünde bir isleyiş inşa etti. Bunun ortaya çıkması geçen 1 Mayıs’ta yaşanan vaka ile başladı. 27 yaşında olan ve Macron’un güvenliğinden sorumlu Kabine Başkan Yardımcısı Alexandre Benalla’a ve Benalla’nın yakın dostu ve Macron’un partisi LREM’in güvenlik sorumlusu olan Vincent Crace’ın, polis gibi giyinerek gençleri hırpaladığının videosunun ortaya çıktı. Görüntüler 19 Temmuz’da Le Monde gazetesi tarafından yayımlandı, yani olaydan iki buçuk ay sonra. Birkaç gün sonra savcı “kamu görevlisinin şiddet kullanması”, polis olmadığı halde “polisin yetkisini gasbetmesi” ve “kamu otoritesine ait olan sembolleri kullanması” nedeniyle soruşturma başlattı. 

ARAŞTIRMA KOMİSYONLARI KURULDU

Macron’un en yakınlarından birine dava açılması nedeniyle Meclis ve Senatoda birer araştırma komisyonu kuruldu. İçişleri Bakanının, Paris valisinin, Macron’un kabine başkanının, komiserlerin vs… teker teker verdikleri ve saatlerce süren ifadeleri haber kanallarından canlı yayımlandı. Bu vesileyle kabinenin, olayı 1 Mayıs akşamı öğrendiği, ertesi gün güvenlik kameralarınca kaydedilen görüntüleri polisin Benalla’ya verdiğini, iki hafta işten uzaklaştırma kararı verilen kabine başkanının bu süre içinde maaşını almaya devam ettiği, yetkilerinin alındığı iddia edilmesine rağmen Benalla’nın birçok resmi törende Macron’un yanında ya da temsilcisi olarak görev üslenmeye devam ettiği, polisin baskın yapmak için gittiği evinde “Evde kimse yok” ve “Kapı kapalı” diye geri döndüğü, daha önce birçok defa silah ruhsatı talebi reddedilmesine rağmen Cumhurbaşkanlığının müdahalesi ile ruhsat aldığı, kasasındaki silahın kayıplara karıştığı vs... gibi gelişmeleri öğrendik. 

AYRICALIKLARI ELİNDEN ALINMADI

Sonuçta Benalla işten atıldı, fakat Elize Sarayı’ndan ayrılırken diplomatik pasaportları ve kripto telefonunu da beraber götürdü. Hiç kimse de ondan bunları geri istemedi. Senatoda verdiği yeminli ifadede bu pasaportları Elize Sarayı’ndan birine ekim ayında iade ettiği ileri sürülmüştü halbuki. Hatta son olarak, Saray’da çalıştığı dönemde,  Paris’e gezmeye gelen Rus oligarklara özel koruma ayarlama konusunda yakın dostunun kurduğu şirkete aracı olduğu öğrenildi… 

Macron’un kanatları altında olan Benalla, cumhurbaşkanının her şeyin üstünde olma davranışından cesaret alarak neler yapmamış ki. Açıktır ki Macron birçok şeyden haberdar ve davanın başlarında 25 Temmuz’da topladığı milletvekilleri önünde bir açıklama yapmış ve “Bu davanın tek sorumlusu benim, gelin benden hesap sorun” diye resmen muhalefete ve kamuoyuna meydan okumuştu. Toplumda ise, 27 yaşındaki bir gencin sadece “Macron’un adamı” olmasından kaynaklı bu kadar yasayı ihlal edebilmesi tartışıldı. Bu süreçte ortaya çıkan Sarı Yelekliler Hareketi, bu nedenle, aslında bir nevi kendilerini hor gören, aşağılayan, küçümseyen bir Cumhurbaşkanından hesap sorma hareketi oldu. 
Cumhurbaşkanının yakın çevresi, yayılabilecek bu olayın üzerini kapamak için önlemler alıp senaryo hazırlarken, Macron hâlâ üst perdeden konuşmaya devam ediyordu. 

BAŞBAKANIN GÜVENLİK EKİBİNİN ŞEFİNİN İSTİFASI

Son günlerde iki olay Benalla davasına ciddi siyasi boyut kazandırdı. Birincisi; geleneksel olarak muhafazakar olan Senato Araştırma Komisyonu, 6 aylık bir çalışmadan sonra raporunu yayımladı ve Elize Sarayı’nın sorumluluğuna vurgu yaptı. Senatörler meselenin sadece “27 yaşındaki bir gencin (Benalla) birkaç yumruk atması” olmadığını, onun böyle davranmasına neden olan ve merkezi Elize Sarayı olan bir sistemin varlığına dikkat çektiler. 

Macron’un yakın çevresinin verdiği ifadeler ile daha sonra ortaya çıkan gerçekler arasında ciddi çelişkilerin olduğuna dikkat çeken komisyon, yargının devreye girmesini talep etti. Muhafazakar bir kurum olan Senato Komisyonunun sunduğu bu rapor, kuşkusuz bu davaya ciddi siyasi bir boyut kattı. Elize Sarayı şimdilik “kuvvetler ayrılığı”nın ardına gizlenerek hesap vermeme niyetinde, fakat bu ebediyen sürmeyecek. 
Öte yandan raporu, bir siyasi partinin değil siyasi kurumların en köklülerinden biri olan Senatonun hazırlamış olması, etkisinin kısa sürede geçmeyeceği ve kalıcı izler bırakacağı anlamına geliyor. Pandora’nın Kutusu açıldı ve kapanmayacak.

GİZLİ SES KAYDI

İkincisi ise 31 Ocak’ta Mediapart gazetesinin kamuoyuna açıkladığı gizli bir ses kaydı. Bu kayıt Alexandre Benalla ve yakın dostu Vincent Crace’ın bir görüşmesinin kaydını içeriyor. Mediapart gazetesine göre bu buluşma 26 Temmuz’da gerçekleşti, yani ikisi hakkında davanın açıldığı ve bir araya gelmelerinin kesinlikle yasak olduğu bir dönemde. Kayıtta Benalla “patronun” ve “madamın” kendisini desteklediklerini, onlardan yazılı mesaj aldığını belirtiyor. Konuşmada ayrıca, Macron’un partisinin binasında bulunan ve aleyhlerine olabilecek kimi “belgeleri” yok etmekten bahsediliyor.

Kayıtla ilgili bir soruşturma başlatıldı ve yargının vereceği kesin karar önemli. Fakat şu ana kadar şüpheler, bu görüşmenin Başbakanlığın Güvenlik Ekibi Sorumlusu Marie-Elodie Poitout’nun özel evinde yapıldığı yönünde. Poitout destek sunmak için Benalla’yı evine davet ettiğini, görüşmede eşi Şokri Wahrim’in de bulunduğunu kabul etti. Fakat ona göre bu görüşmede Vincent Crace yoktu. Dolayısıyla söz konusu kayıt onun evinde gerçekleşmemişti. Fakat Poitout’un konumu, bu inisiyatifi tek başına almadığı ve emri Başbakanlıktan aldığı fikrini doğuruyor. Üstelik olay kamuoyuna yansır yansımaz Poitout’un derhal görevinden uzaklaştırılması da bu fikri güçlendirdi. 

GAZETE BİNASINA POLİS BASKINI TARTIŞMA YARATTI

Eklemek gerekir ki Başbakanın talimatlarına bağlı olarak Paris Savcısı bu kayıtları ele geçirmek için 6 Şubat’ta Mediapart’ın binasına bir baskın emretti. Fakat gazeteciler bu baskının yasal olmadığı ve bir gazetecinin kaynaklarını gizleme hakkı olması nedeniyle polisleri geri çevirdiler. Polisler eli boş dönmek zorunda kaldılar. 

Birkaç gün sonra ise Mediapart elindeki kayıt örneklerini savcılara teslim etti. Şu ana kadar yeni bir gelişme olmadı, fakat kayıtların gizli ve önemli teşkilatlar kullanarak yapıldığı açık. Savcıların böylesi bir kayıt yapılması için resmi emir verdiğine dair ise bir bilgi yok. 
Gözler Elize Sarayı’ndan sonra bu sefer de Başbakanlık Sarayı Matinyon’a döndü. 

Olayın böylesi büyük boyutlar alması Macron’u ve de Başbakanın kendisini “kurtarmaması” nedeniyle Benalla’nın birçok şeyi itiraf edeceği sanılıyor. 

Görünen o ki Benalla’nın, işçi sınıfın Uluslararası Mücadele Ve Dayanışma Günü’nde attığı iki yumruk Macron’a çok pahalıya patlayacak. Herhalde buna üzülecek bir emekçi yoktur. 

Yerel Seçim 2019 İl il adaylar ve seçim sonuçları
ÖNCEKİ HABER

Esat Yılmaer’den “efsane Chicago Bulls röportajı”na dair yeni açıklama

SONRAKİ HABER

Emine Ocak: Kızlarımı ve oğullarımı aramaktan vazgeçmeyeceğim

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa