Bayhan: Halkın yönetim sürecine katılabildiği bir anlayışı savunuyoruz

EMEP MYK Üyesi İskender Bayhan ile Emek Partisinin seçim platformunu konuştuk.

25 Şubat 2019 19:57
Son Güncellenme Tarihi: 25 Şubat 2019 16:39
Paylaş

Emek Partisi MYK Üyesi İskender Bayhan Seçim Özel'de Zeliş Irmak'ın sorularını yanıtladı. Seçim Özel'de bu hafta Emek Partisi'nin seçim platformunu, yerel yönetim anlayışını, çalışma tarzını konuştuk. İskender Bayhan'ın değerlendirmelerinden öne çıkan bölümler şunlar:

"Egemen siyasetin yerel yönetimlerde işçi ve emekçilerden yana bir kent hayatı kuramayacaklarını söylüyoruz.

Emek Partisi olarak biz yerel yönetim anlayışımızı toptan değiştirilmiş bir zemin üzerine kuruyoruz. Bu açıdan EMEP’in platformu önem taşıyor.

Düzen partileri sandığı demokrasinin tek yolu olarak gösterirler. Bunun dışında yönetime katılım için alan açmazlar. EMEP bunun karşısında.

İşçi ve emekçiler kendilerine çizilen alana mahkum olmamalıdır. Aksine halktan yana bir yerel yönetim mümkündür.

İşçi ve emekçiler 5 yılda bir yapılan seçimlerin dışında da yönetim sürecine katılabilmelidirler.

Bugünkü kent yönetim anlayışının temelden değişmesi için mücadele etmemiz gerekiyor.

Seçilen arkadaşlarımız bir yandan emekten yana politikaları hayata geçirirken bir yandan işçi ve emekçileri yönetime katmak üzere örgütleyecek.

Bugünkü sistem içerisinde en ileri söylem rantın ‘eşit’ ve ‘adil’ dağıtılmasıdır. Bu çelişkili ve savunulamazdır.

Bir kentin yönetiminde tam yetkili halk meclislerine ihtiyaç var. Belediyenin önemli tüm kararlarında bu halk meclisi belirleyici olmalıdır. Tüm halk kesimleri bu mecliste temsil edilmelidir.

Halk meclisleri temsilcilerinin seçmen kitlesi tarafından geri çağrılabilmesi gerekir.

Kentte pek çok sınıfın temsilcileri var. Bugün patronlar kendi örgütlülükleriyle belediyelerde söz sahibi. Ancak emekçiler bu alandan uzak.

Halkın söz sahibi olduğu bir yönetimden bahsedebilmek için, onun karar sürecine katılabilmesini sağlayacak mekanizmaların kurulması gereklidir.

İBB’nin yıllık bütçesi 60 milyar lira. Bu paranın nereye nasıl harcanacağına kim karar veriyor, harcamaları kim denetliyor?

Tarif ettiğimiz yerel yönetim anlayışının bugün uygulandığı bir örnek yok. Bugünün en ileri örneklerinde bile halkın belediye meclisine müdahale hakkı yok.

Halkı yönetim sürecine dahil ederseniz bugünkü gibi kayyım atamak da kolay olmaz.

Bizim yönettiğimiz kentler, ancak biz örgütlüysek ve mücadele ediyorsak olabilir. Bunu sağlamamız lazım.

Liyakatli yöneticiler olsa söylemi iyi niyetten ibaret. Liyakat hırsızlığın önüne geçmiyor çünkü. Liyakatli hırsızlar da var memlekette.

EMEP, bildirgesinde ‘geri çağırma’ hakkına yer veriyor. Bu seçimde oy kullanan kişilerin 1/10’unun imzasıyla yönetimin geri çağrılabilmesi anlamına geliyor.

Belediye yönetiminin görevden alınabilmesi ancak geri çağırma hakkıyla halkta olmalıdır. Bunun dışında hiçbir şekilde yönetimin görevden alınmasını doğru bulmuyoruz.

Belediye hizmetleri halkın gelir düzeyine göre kademeli olarak ücretsiz, düşük ücretli ya da vergilendirmeli şekilde sunulmalıdır.

Belediyede yönetim kadrosu, o belediyede çalışan tavan işçi ücretinden yüksek maaş alamayacak. Ancak böyle hizmet etmek isteyenler seçilebilir.

Bugün şirketlerin belediyeler üzerindeki egemenliği kesinlikle sonlandırılmalıdır. Aksi taktirde halkçı belediyecilikten söz edilemez." (EVRENSEL WEB TV)

ÖNCEKİ HABER

EMEP'in Buca adayı Emreoğlu: Asıl karar sahibi halk meclisleri olacak

SONRAKİ HABER

Gökçeada’da silahlı bir kişi HDP aracını takip etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa