21 Şubat 2019 14:35

Avukatlar İstinafın onadığı Cumhuriyet Davası kararını protesto etti

İstinaf mahkemesinin Cumhuriyet Gazetesi davasında yargılanan eski yönetici ve yazarlar hakkında verdiği onama kararı Çağlayan'da protesto edildi.

Fotoğraf: Cansu Pişkin/Evrensel

Paylaş

‘Adalet Nöbeti’nden avukatlar ve Dışarıdaki Gazeteciler, istinaf mahkemesinin Cumhuriyet Gazetesi davasında yargılanan eski yönetici ve yazarlar hakkında verdiği onama kararını İstanbul Adalet Sarayı önünde bir araya gelerek protesto etti. Adliye önünde yapılan eylemde konuşan katılımcılar verilen kararın hukuksuzluğuna dikkat çekti.

İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Cumhuriyet Gazetesi davasında yargılanan eski yönetici ve yazarlar hakkında verdiği mahkûmiyet kararı geçtiğimiz günlerde istinaf mahkemesi tarafından onaylandı. Karara göre cezası 5 yılın altında olan Kadri Gürsel, Bülent Utku, Güray Öz, Önder Çelik, Mustafa Kemal Güngör, Musa Kart, Hakan Kara, Emre İper yeniden cezaevine girecek. Onama kararının ardından ‘Adalet Nöbeti’nden avukatlar ve Dışarıdaki Gazeteciler Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde bir araya gelerek istinaf mahkemesinin kararını protesto etti. Adliye önünde yapılan açıklamaya hukukçular ve gazetecilerin yanı sıra HDP Milletvekili Ahmet Şık, CHP Milletvekilleri Sera Kadıgil ve Ali Şeker de katıldı.

"MAHKEMELER İNFAZ KURUMU, YARGIÇLAR İNFAZ MEMURU"

Açıklamada ilk olarak Avukat Kemal Aytaç konuştu. Adalet Nöbeti’nin Cumhuriyet davasından doğduğunu hatırlatan Aytaç, “İstinaf mahkemesinin kararı bu ülkede artık mahkemeler olmadığı gibi yargıçların da olmadığını gösteriyor. Mahkemeler infaz kurumu, yargıçlar da infaz memuru olmuşlardır. Bütün bu zalimlikleri yapabilirler ama bu zulme uğrayan insanlar çok daha onurlu ve gönül rahatlığıyla yaşamlarını sürdürecekler. Onlar ise en rahat yataklarında bile vicdan azabıyla yatacaklar. Korkmuyoruz, korkmayız. Gerçeklerin sahipleri korkmaz" dedi.

"YARGI BİR KEZ DAHA SAFINI BELLİ ETTİ"

Cumhuriyet Gazetesi davasının avukatlarından Gülendam Şan Karabulutlar, meslektaşları ve gazeteciler hakkında verilen kararları protesto için nöbetin bitiminden iki ay sonra tekrar bir araya geldiklerini söyledi. Cumhuriyet Davası soruşturmasını başlatan ve iddianamede imzası olmasa da nihayetlendiren savcının ‘FETÖ’ davasının sanığı olduğunu anımsatan Karabulutlar, davanın başından sonuna kadar yaşanan hukuksuzlukları özetledi. Karabulutlar, “Kamuoyunda hakkında bu kadar çok haber yapılan davada yaşananları sağır sultan duydu ama mahkeme duymadı. İstinaf mahkemesine 6 ay önce giden dava dosyasını duruşmalı incelenmesi taleplerimiz görmezden gelindi ve mahkûmiyet kararları aynen onandı. 8 kişinin cezaları 5 yılın altında olduğu için temyiz yolu kapandı. Meslektaşlarımızdan Bülent Utku ve Mustafa Kemal Güngör’ün de aralarında bulunduğu 8 kişiden 7’sinin kalan cezalarının infazı için cezaevine girmeleri gerekiyor. Bu dava, verilen bu cezalar ve bu onama kararı halkın haber alma hakkının, basın özgürlüğünün, ifade özgürlüğünün açık ihlalidir. Yargı bir kez daha bu dava ile safını belli etmiştir. Yargı bir kez daha adaletten, insan haklarından yana bir karar vermektense otoritenin, iktidarın istek ve talimatlarını yerine getirmek üzere bir tutum almıştır” diye konuştu.

"DAVALAR SAVCILARIN DÜNYA GÖRÜŞÜNE BIRAKILDI"

Cumhuriyet davası avukatlarından Tora Pekin, kararı onanan 8 kişinin cezaleının beş yıldan az olduğu için temyiz hakları bulunmadığını söyledi. Pekin şöyle konuştu:

“150 civarında gazeteci cezaevinde. Tutuklu meslektaşlarımız cezaevinde sistemin adaletsizliğine, hukuk dışılığına, düşman hukukuna dikkat çekmek için dört haftadır açlık grevindeler. İstinafın kararı sonucu tekrar cezaevine girecek arkadaşlarımız da toplumsal barışı parçalamaktan, adaletsizlikten, üretmekten başka işlevi olmayan sistemin bir parçası sadece. Cumhuriyet davasının en başında söylemiştik; bu davada verilecek karar, Türkiye’de zaten olmayan basın özgürlüğün kâğıt üzerinde dahi sonu anlamındadır. Suçların ve cezaların şahsiliği ilkesi yok sayıldığı için herkes tüm yayınlardan sorumludur. Böylece bundan böyle medya kuruluşlarının yayın çizgileri olduğu gibi savcıların dünya görüşüne bırakılmıştır. Cumhuriyet Davası’ndan ve bugün süren sayısız davadan o dünya görüşünün ne olduğunu biliyoruz: ‘Eğer hükümete karşıysanız, yasaya da karşısınız demektir. Karşılığı da hapistir. Sistem de bu yapıyı koruyor. Canla başla korudukları sistem hukuka, Anayasa’ya, adil yargılama hakkına aykırı. İstinaf mahkemesine gerekçesiyle anlattık Anayasa’ya aykırı olduğunu ve dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) göndermesini istedik. Üstelik AYM aynı maddenin başka bir bendiyle ilgili olarak geçen hafta verdiği kararla bu itirazın ciddiliğini ortaya koymuşken! Ne yaptı istinaf mahkemesi, AYM’nin iptal kararını görür görmez birkaç gün içinde alelacele karar verdi. 200 sayfa istinaf dilekçesine 4-5 satırlık tek bir cümlelik onama kararı verdi. Gelinen noktada 2 yıla kadar ceza alanlar eğer cezalarını ilk kez istinaf mahkemesi verdiyse, temyize gidebilir. 5 yıldan çok ceza alanlar da gidebilir. Bir tek 5 yılın altında ceza alanlar, yani bu dosyadaki 6 arkadaşımız gidemez. Korudukları sistem bu. Biz sisteme karşıyız.”

"İYİ HUKUKÇULAR VAR AMA HUKUK YOK"

Daha sonra söz alan DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, “Bu ülkede iyi hukukçular var ama ne yazık ki hukuk yok. Avukatlar, siyasetçiler, gazeteciler, öğrenciler, işçiler, bilim insanları cezaevlerinde. Çünkü avukatlardan, siyasetçilerden, gazetecilerden, öğrencilerden, işçilerden, bilim insanlarından korkuyorlar. Onların korkusu bizim umudumuzdur” dedi.

Eski milletvekili Ercan Karakaş da istinaf mahkemesinin kararının hukukla bağdaşmadığını ifade etti. CHP Milletvekili Ali Şeker ise arkasındaki tabelayı göstererek, “Bu tabelada adalet sarayı yazıyor. Saray adaleti serbest bırakana kadar bu tabelanın değiştirilmesini talep ediyorum. Adaleti saraya hapsetmek suçtur” diye konuştu.

"BUNLARI CENNETİNE ALACAK BİR DİN YOK"

Dava kapsamında yargılanıp ceza alan gazeteci ve HDP Milletvekili Ahmet Şık, “Bugün burada gazeteci Ahmet Şık olarak konuşuyorum. Kararlar kimseye umutsuzluk vermesin bu karar geleceğin umududur. Hiç kimse enseyi karartmasın. Bu kararın çıkma talimatını veren Saray da oturan da dahil siyasiler, imza atan ve cemaat savcılarından, hakimlerinden yargıçlarından zerrece farkı olmayan bir parti yargıcı fiili işleyenlerin, burada bulunanların her biri, bu suça ortaklık edenler, medyasında ve başka alanlarda; ben hepsi için şunu iddia ediyorum: Hepsinin yatacak yeri var. O hapishaneye en tepeden başlayarak onları da sokmazsak namerdim ben. Eğer yardım etmezseniz siz de namertsiniz. Bütün suçlarını, hukuksuzluklarını ve planlarını din şarlatanlığının arkasına gizliyor ya bunlar; anladıkları dilden söyleyeyim o zaman, bunları cennetine kabul edecek bir din artık yeryüzünde yok” dedi.

"İKTİDAR TALİMAT DAVALARINI SOPAYA DÖNÜŞTÜRDÜ"

EMEP MYK Üyesi Levent Tüzel ise talimatla açılan siyasi davalarda sonucun bu şekilde olduğunu ifade etti:

“İktidar talimat davalarını bir sopa ve cezalandırmaya dönüştürmüş durumda. Yeni rejim gerçeğe, bilime, emeğe düşman. Zulüm ile abad olunmaz iktidar gerçeğin peşinde olanları susturamayacak.”

Önceki dönem Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı Avukat Several Ballıkaya da şöyle konuştu:

“Tutuklu meslektaşlarımızın hukuksuzluğa dikkat çekmenin tek yolu olarak bedenlerini açlığa yatırmalarını kamuoyu görsün istiyorum. Bir milletvekili hukuku sağlamak için 105gündür açlık grevinde. Bundan başka yol olmadığını gördü. Leyla Güven’i gören Türkiye’de hukuksuzluk olduğunu da görecek.” (İstanbul/EVRENSEL)

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Tunus’ta akademisyenlerden maaş ve istihdam protestosu

SONRAKİ HABER

Sultangazi'de atölyenin tavanı aşırı yükten çöktü: 1 işçi yaralı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa