01 Ekim 2012 15:50

Yöneticilerin Kürt fobisi devam ediyor

Suriye’de son dönemde adından sıkça bahsedilmeye başlanan Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) Eş Başkanı Salih Müslim’le bölgedeki gelişmeleri konuştuk. Müslim, Temmuz ayında Kürtlerin Rojava’daki yerleşim bölgelerini ele geçirmelerinden sonra Batı Kürdistan’ın ilgi odağı haline geldiğini, bir ç

Yöneticilerin Kürt fobisi devam ediyor
Paylaş
Murat Kuseyri

Paris’te yaptıkları basın toplantısının aralarında Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’nin danışmanın da bulunduğu pek çok kurum temsilcisi tarafından izlendiğini, önümüzdeki ay Almanya Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle görüşmelerde bulunacaklarını ifade etti. Kürtlerin yerleşim bölgelerini ele geçirmelerinden sonra Başbakan Erdoğan’ın Kürtlere yönelik saldırgan üslubunu  eleştiren Müslim, Erdoğan’a diyalog kurma çağrısını da yineledi.

Batı Kürdistan ve Kamışlı’daki son gelişmeler hakkında bilgi verir misiniz?

Suriye’de her gün çatışmalar oluyor ve yüzlerce insan öldürülüyor. Bizim politikamız Suriye’deki kanserin Kürt bölgelerine ulaşmasını engellemekti. Bunu başarabildik. Politikamızın özünü, demokratik ve siyasal yollardan taleplerimizi elde etmek oluşturuyor. Kamışlı, Batı Kürdistan’ın başkenti ve Suriye’nin de önemli bir şehridir. Kamışlı’da Kürtler çoğunlukta, ancak burada yaşayan Araplar, Süryaniler ve Ermeniler de var. Biz savaşın Kamışlı’ya yayılmasını engellemeye çalışıyoruz. Ama buna rağmen sızan bazı unsurlar küçük çaplı saldırılar yapabiliyor. Biz Kürt örgütleri olarak bunu engellemeye ve orada yaşayanları sakinleştirmeye çalışıyoruz.Orada rejim karşıtı ve yanlısı Araplar var. Biz, Kürt ve Araplar arasında bir çatışma yaşanmaması için her türlü çabayı gösteriyoruz.
Halk diğer bölgelerde yönetimlere el koydu. Kendi kendini yönetiyor. Kentler ve yerleşim biriminde Halk Meclisleri yönetimden sorumlu ancak devletin kurumları da çalışmalarını yürütüyor. Örneğin elektrik ve su kurumu, bankalar vb. çalışmalarını eskisi gibi sürdürüyor.  Bu kurumlar iktidarın parçaları değil, devletin kurumları. İktidar ile devlet arasına bir çizgi çizmek gerekir. Biz iktidarı yıkmaya çalışıyoruz ama devleti yıkmamaya çalışıyoruz. Devlet ve kuruluşları halkın hizmetinde olmalıdır.

Özgür Suriye Ordusu’yla diyalogunuz var mı?

Özgür Suriye Ordusu bir isimdir, bir markadır. Herkes bu markayı kullanıyor. Bütünlüklü bir yapısı yok. Çok parçalıdır. Onun için de bunlar farklı yerlerde farklı tutum alıyorlar. Çeteler ve hatta devlete bağlı bazı çeteler Özgür Suriye Ordusu adı altında çalışma yürütüyor. Bunlar yol kesip insanları soyuyorlar. Bunlarının neredeyse tamamı Suriye Ulusal Konseyi’ni (SUK) siyasi temsilcileri olarak görmüyor. SUK’u temsilcileri olarak gören kesimler Türkiye’den silah ve para alanlar. Bunların güçleri oldukça az. Bizim bölgelerimizde de bu tür yapılanmalar var. Bunlarla doğrudan ilişkilerimiz yok ama zaman zaman diyalog kurmak zorunda kalıyoruz. Geçenlerde Afrin’de gaz sıkıntısı vardı. Derik’ten temin etmeye çalıştık. Ancak tüplerin onların denetiminde olan bölgeden geçmesi gerekiyordu. Haber verdik. 2 bin tüpü taşıyan araçları Afrin’e gelinceye kadar korudular. Aynı şekilde biz de onlara yardımcı oluyoruz. Azaz bölgesinde devlet onlara çok vahşice saldırdı. Perişan oldular. Çoğunluğu bizim bölgeye geldi. Kendilerine ter türlü yardımı yaptık. Tutumumuzu takdirle karşılıyorlar ve bizleri Suriye devriminin bir parçası olarak gördüklerini söylüyorlar. Bizim doğru tutum aldığımızı ve örgütlü olduğumuzu söylüyor ve keşke biz de sizler gibi örgütlü olsaydık diyorlar.

Bir kaç gün önce Afrin’de Kürtlere yönelik saldırıları yapan kimler?

Her halkta olduğu gibi Kürtlerin içerisinde de kendi halkları için değil yabancı güçlerin emrinde olan kesimler var. Özgür Suriye Ordusu’yla ilişkileri olmamasına rağmen ona bağlı olduklarını söyleyen Selahattin Birlikleri adını kullanan birkaç kişi bu saldırıyı düzenledi. Savunma Birliklerinde yer alan bir arkadaşımızı öldürdüler. Salah Bedrettin bunun başını çekiyor. Bunlar Türkiye’den silah ve para alıyorlar. Bedrettin 1979 yılından bu yana halkımıza ihaneti sürdürüyor. Önce Saddam’dan para aldı. Sonra İran’a kaçtı. Şu anda Güney Kürdistan’da kalıyor ve sık sık Türkiye’ye giriş yapıyor.

Size karşı facebook gruplarında karalama çalışmaları var. Bunların arkalarında kimler var?

Bunlar Türkiye’den MİT veya Özel Savaş Dairesi’nden yönetiliyor. Kürt gençlerine yer ve para verip iki facebook grubu oluşturmuşlar. Urfa ve Antakya’da daireleri var. Sürekli olarak bizleri karalayıcı ve provokatif yayınlar yapıyorlar. Bu işi Avrupa’da yapan uzantıları da var. Biz onların bizim gibi düşünmelerini beklemiyoruz. Ama düşmanlık yapıyor ve gerçekleri çarpıtıyorlar. Ortalığı bulandırmaya çalışıyorlar. Biz her türlü eleştiriye açığız.

Eleştirilecek yanlarınız var mı?

Elbette var. Biz kendi kendimizi eleştiriyor ve özeleştiri yapıyoruz. Örneğin biz Yüksek Kürt Konseyi olarak hantal davranıyoruz. Bazı şeyleri erteliyor veya zamana bırakıyoruz. Örneğin Halk Savunma Komiteleri’nin (YPG) başvurusunu ele alalım. “Biz askeri gücüz, siyasetten anlamayız” diyerek Yüksek Kürt Konseyi’nin emrine girmek istediler. Ama kabul edildiklerine dair resmi bir açıklama yapılmasını talep ettiler. Aradan bir ay geçmesine rağmen bu talebi karşılamadık. İç çelişkilerimiz olabilir ama bu örgütlenmeyi daha etkin bir biçimde çalıştırabiliriz.

Kürdistan’daki illeri ele geçirmenizden sonra Erdoğan tehditvari açıklamalar yaptı. Erdoğan’a bir mesajınız var mı?

Bizim hiç bir biçimde Türk halkıyla bir sorunumuz olmadı. Yüzyıllardır birlikte kardeşçe yaşıyoruz. Biz evlilikler yapmış, kaynaşmışız. 1923’ten beri süren bir Kürt fobisi var. Hâlâ bazı Türk yöneticiler bundan kurtulamamış. Erdoğan kalkıyor Suriye halkı için özgürlük ve demokrasi istiyor. Biz Kürtler de Suriye halkının bir parçasıyız. O zaman kalksın desin Kürtler hariç herkes için demokrasi istiyorum. Bunu söyleyemiyor ama muhalefeti örgütlüyor ve Kürtlere karşı kışkırtıyor. Biz dilimizi, kültürümüzü yaşatmak,  kimlik ve statümüzün Anayasada güvence altına alınmasını istiyoruz. Suriye sınırları içinde demokratik özerklik istiyoruz. Biz Araplarla kardeşce yaşarız. Bu demokratik bir taleptir ve bunu burada yaşayan halklarla çözeceğiz. Sana ne oluyor? Sen herkese birliği reva görürken Kürtler birleşip Yüksek Konseyi kurdu diye buna karşı çıkman Kürtlere yapılan bir hakarettir. Birleşmeyin diyor. Kürtler birleşmeye layık değil mi? Tüm bu olanlara rağmen Erdoğan’dan bizi anlamasını istiyoruz. Biz diyaloga hazırız. Görüşelim. Ben Türkçe de biliyorum isterse kendisi Kürtçe öğrensin Kürtçe konuşalım ama konuşalım.
(Stockholm/EVRENSEL)


KÜRDİSTAN'DA KAÇ SİLAHLI YAPI VAR?

PYD bir siyasi partidir. Bir sistemin temsilcisidir. Biz bu sisteme Batı Kürdistan Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) diyoruz. Bunun pek çok sivil örgütü ve savunma komiteleri var. Yerleşim birimlerinin asayişini savunma komiteleri sağlıyor. Bunlar doğrudan halka ve Halk Meclislerine bağlı. Halk Savunma Komiteleri  (YPG) ise tamamiyle askeri ve silahlı bir örgütlenmedir.


ŞAM VE HALEP'TE YAŞAYAN KÜRTLERİN DURUMU NASIL?

Halep ve Şam’da Halk Meclisleri var. Halep’te Kürtlerin yaşadıkları iki mahalle, Eşrefiye ve Şeyh Mahsud var. Araplar da var ama çok azlar. Orada oluşan meclisler halkı koruyor. Bunun dışında da örneğin Haydariye’de yaşayan Kürtler var. Orada Arap, Türkmen ve Ermeniler de yaşıyor. Oraları örgütleyemedik ve çoğunluğu başka yerlere göç etti. Şam’da durum farklı. Zorova adlı bir mahalle var. Onlar kendilerini koruyorlar. Diğerleri Şam’ın değişik yerlerine dağıldılar. Bunların büyük çoğunluğu Kamışlı ve bizim bölgelere geldi. Ama Zorova’dakiler orada kalmayı sürdürüyor.


ERMENİ, ASURİ VE SÜRYANİLERLE İLİŞKİLERİNİZ NE DÜZEYDE?

Bizim onlarla her dönem ilişkilerimiz iyiydi. Şimdi de iyi. Onların temsilcileriyle sürekli görüşüyoruz. Biz kendilerine bizim bölgelerde yaşadıkları için güvencemiz altında olduklarını ve can güvenliklerini sağlayacağımızı söyledik. Onlar, kurduğumuz Halk Meclisleri içinde yer alıyorlar. Savunma Komitelerinde de yer almalarını da istedik. Bunu Ermeni ve Süryani mahallelerinin savunulması için istedik. Ne yazık ki olmadı.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Halk oyalama değil, somut adım bekliyor

SONRAKİ HABER

Ver paralıya vur abalıya

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...