10 Şubat 2019 15:09
Son Güncellenme Tarihi: 10 Şubat 2019 17:07

Suruç Çalıştayı’nda konuşan mağdurlar: Vazgeçmiyoruz

Suruç Aileleri İnisiyatifi ve 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği çalıştay düzenledi. Katılımcılar adalet ve barış mücadelesinin süreceğini söyledi.

Suruç Çalıştayı’nda konuşan mağdurlar: Vazgeçmiyoruz

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Cansu PİŞKİN
İstanbul

Suruç Aileleri İnisiyatifi ve 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği, “Katliam siyasetine karşı adalet arayışımızdan vazgeçmiyoruz” şiarıyla çalıştay düzenledi. Çalıştayda, 5 Haziran 2015’te Diyarbakır katliamı ile başlayıp Suruç ve Ankara ile devam eden katliamların birbiriyle bağlantılı olduğunun üzerinde durularak, saldırıyı gerçekleştiren IŞİD’in Gaziantep hücresinin 2012 yılından 2014’e kadar takip edildiği belirtildi. Takibe ve onlarca delile rağmen herhangi bir operasyon yapılmadığına dikkat çekildi.

Taksim Hill Otel’de gerçekleşen çalıştay, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Ankara Barış Mitingi Çağrıcıları, HDP ve CHP milletvekilleri ile Diyarbakır, Atatürk Havalimanı, Gaziantep, Reyhanlı, Sultanahmet, Taksim, Reina katliamlarının mağdurlarının katılımıyla gerçekleşti. Gezi Parkı eylemleri sırasında polisin attığı biber gazı kapsülünün başına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın ailesi, hak savunucuları, emek ve demokrasi örgütü temsilcilerinin de katılım sağladığı çalıştayda “Yaşadık”, “Gördük”, “Vazgeçmiyoruz” başlıklarıyla üç ana oturum yapıldı. Katliamlarda yaşamını yitirenler için yapılan saygı duruşu ile başlayan çalıştayda, Suruç Ailelerinden Yoldaş Aydın açılış konuşmasını yaptı.

“YALNIZCA ADALET DEĞİL BARIŞI DA İSTİYORUZ”

Aydın, birbirinin peşi sıra gerçekleşen katliamların yargılama süreçlerinin etkin bir şekilde yürütülmediğini söyledi. 2015 yılından bu yana yaşanan canlı bomba saldırılarında 359 kişinin yaşamını yitirdiğini, bin 733 kişinin ise yaralandığını hatırlatan Aydın, “Katliamlar çok sayıda insanın yaşamını etkiledi.  Düğüne de, barış mitingine de, Kobanê’ye de, içki içene de, yolda yürüyene de dolayısıyla hepimize dönüktü bu katliamlar. Katliamlara karşı adalet istiyoruz. Yalnızca adalet değil barışı da istiyoruz. Sokaklarda özgürce yürümek istiyoruz.” dedi. Aydın’ın konuşmasının ardından katliamlara ilişkin görüntülerin yer aldığı sinevizyon gösterimi gerçekleşti.

“DEVLETİN GÜVENCESİYLE GİTTİK KATLİAMLA KARŞILAŞTIK”

“Yaşadık” başlığında gerçekleşen ilk oturumda, 2015’ten bu yana katliamlarda yaşamını yitirenler ve yaralananların aileleri tanıklar olarak konuştu. İlk sözü Suruç Aileleri İnisiyatifinden Fethi Aydın aldı. Aydın, SGDF’nin çağrısıyla 300’den fazla gençle ilaçlarını, oyuncaklarını alıp yola koyulduklarını ve yıkılan bir kenti inşa etmek, çocuklara moral vermek için Suruç’a gittiklerini anlattı.  Aydın şöyle konuştu: “Ziyaretimiz devlet güvencesinde olacaktı. Çünkü SGDF tarafından çağrı yapılmıştı. Amara’ya az bir süre kala güvenlik güçleri bizi durdurup didik didik aradı sonra yolumuza devam edip Amara’ya geldik. Talepte bulunduk. Kobane’ye insanlara ses olmaya gidiyoruz dedik. ‘Bir seferde bırakmayız peyderpey gidersiniz’ dediler, hepimizin kimlik fotokopisini aldılar. Bizzat kaymakamla görüştük. Bu süreç uzun sürdü. Biz de açıklama yapıp peyderpey gidelim dedik. Daha açıklama bitmeden bu katiller içimizde kendini patlattı. 33 canımız şehit oldu yüzlerce yaralı bıraktık. Devletin güvencesiyle gittik katliamla karşılaştık. Bu katliam barışı da hedefledi.”

“SAVAŞ KONSEPTİ TEK ADAM REJİMİNİN İNŞASI”

Kobanê’yi yeniden inşa için kampanya çağrıcısı olan SGDF Eş Başkanı Okan Danacı, “devrimle buluşmak ve Kobanê’nin yaralarını sarmak için” yola çıktıklarını belirtti: “Rojava’da Kobanê devrimiyle buluşup inşa etmemiz gerekiyor dedik. Halkların birleşik mücadelesinde köprü olup Gezi’nin çocuklarını Kobanê çocuklarıyla birleştirmekti amacımız. Kobanê’deki direnişi buraya taşımamızdan korktular. Sonrasında savaş konsepti devreye sokuldu. 7 Haziran sürecini tersine çevirmek için savaş konseptine sarıldılar. Bu savaş konsepti, tek adam rejiminin inşasına gitti.”

“HİÇBİR KATLİAMI UNUTTURMAYACAĞIZ”

10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakinci, 10 Ekim dava dosyasına giren polis kamerasından çekilen fotoğraflara dair bir slayt gösterisi sundu. Sakinci, “Her platformda katliamı unutturmayacağımızın sözünü verdik. Yaşamanın pratikteki en zor karşılığı bu. Çünkü yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Biz unutmuyoruz ama bizim gibi düşünen insanların da unutmaması gerekiyor. Hiçbir katliamı unutturmayacağız.” dedi.

“MÜCADELEMİZİ BÜYÜTMEMİZ GEREKİYOR”

10 Ekim Barış Mitingi çağrıcılarından KESK Eş Başkanı Mehmet Bozgeyik, Türkiye tarihinin katliamlar silsilesinden oluştuğunu ifade etti. Savaş ve çatışma ortamına son verilmesi için barış mitingine çağrı yaptıklarını anlatan Bozgeyik, “Eşi benzeri görülmemiş katliam tarihiyle karşı karşıya kaldık. IŞİD’e nasıl yol verdiklerini ve bombacıların Ankara’ya kadar gelirken nasıl yakalanmadıklarını belirterek güvenlik güçlerinin sorumluluğu olduğunu söyledik. Kamu görevlilerinin yargılanmasını istedik. Adil bir yargılama gelişmedi katliamlara ilişkin. Katliamlara karşı olan kesimlerin dayanışması gerekiyor. Daha fazla acı yaşanmaması için mücadeleyi büyütmemiz gerekiyor.” dedi.

“5 HAZİRAN ÇÖZÜLMEZSE SURUÇ VE ANKARA DA ÇÖZÜLMEZ”

5 Haziran’da Diyarbakır’da gerçekleşen HDP mitingine dönük bombalı saldırıda yaralanan Lisa Çalan da konuşmacılar arasındaydı. Çalıştayda izletilen görüntülere ilk kez baktığını anlatan Çalan, “5 Haziran’dan sonra ne Suruç ne Ankara katliamlarından tek bir fotoğrafa bakmıştım ilk kez burada baktım sesim titriyor, yüreğim yanıyor. 5 Haziran çok fazla gündem olamadı, tartışılamadı. Geçen 4 yıllık zamanda tek 5 Haziran değildi. Birçok ilde taş taş üstünde kalmadı bu yüzden Kürtler adalete olan inancını yitirmiştir. Vazgeçmeyeceğiz elbette ama adalete olan inancımızın sizlerin desteğiyle yenilenmesi gerekiyor. 5 Haziran çözülmezse Suruç, Ankara, IŞİD’in hiçbir davası çözülmez. Çünkü orada başladı. Direniyoruz ama halen iyileşmiyoruz. Bunlar için bir arada olmak acıyı konuşmak önemli. Halen acılarımızla ve birbirimizle yüzleşemedik çünkü.” dedi.

“PATLAMADAN 1 SAAT SONRA BOMBACININ RESMİNİ GÖSTERDİLER”

Sultanahmet’te turist rehberliği yapan ve saldırıya tanık olan Sibel Şatıroğlu o gün yaşadıklarını şöyle anlattı: “Grubumda 12 kişiyi kaybettim. Karşıya baktığımda hepsinin yüzünü görüyorum. Evet bombacıyı gördüm. Kayıp olan bir zamanım var o arada uyarmışım yolcular öyle diyor. Bende kayıp olan bir süre var ve doktorlar da hatırlamamı istemiyor. Bombacı Avrupai görünümlü, tertemiz giyimli, tıraşlı biriydi. Bir anda görüldü.  İlk pimde patlatamadı ilk pimin sesini duydum onun üzerine dikkatimi çekti pim çekme hareketini gördüm o sırada kaçın diye bağırmışım. Patlamadan bir saat sonra bana bombacının resmini gösterdiler. Çok şaşırdım doğru kişinin resmiydi.”

Gaziantep’teki düğüne yapılan saldırıda oğlunu kaybeden Kasım Yavuz ise “Adalet ve barış istiyoruz. Birbirimizle yaşamak istiyoruz” dedi.

‘ŞİDDET HALİ SOKAĞA YANSIYOR’

Fotoğraf: Evrensel

"Gördük" başlığındaki ikinci oturumda, Suruç Katliamı’nda yaşamını yitiren ailelerin yanında yer alan ve onlarla dayanışma içinde olan HDP Milletvekili Oya Ersoy, Avukat Kazım Bayraktar, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Gazeteci Arzu Demir, Tarihçi/Yazar Erdoğan Aydın söz aldı.

İlk olarak Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı konuştu. 5 Haziran Diyarbakır patlamasının çok gündem olmadığını belirten Fincancı, patlamalar sürecine Suruç ile müdahil olabildiklerini söyledi. Fincancı, “400 vekil vermediğimiz için katliamlar süreci ve sokağa çıkma yasakları başladı. Yalnızca bombalar ve katliamlar değil çatışma sürecinin başlamasıyla binlere yakın insanların ölümüyle karşılaştık. Bu süreçte siviller ölmeye başladı. Ve ölen sivil yasıyı 350’yi aşmış durumda. Patlamalar bizi evlerimizin içine hapsetti bizi. Üzerinden 3 yıl geçtikten sonra buluşuyoruz” diye konuştu.

Fincancı 2009 Oslo Görüşmeleri ile 2012 Çözüm Sürecinin başlamasıyla kadın ölümlerinin düşmeye başladığını ancak sürecin sona ermesinin ardından 2018’de arttığını belirterek “Bu şiddet hali sokağa yansıyor” dedi.

KATLİAMLARI GERÇEKLEŞTİRENLER 2012’DEN BERİ TAKİP EDİLİYORDU

Katliam davalarına ilişkin bilgi veren Avukat Kazım Bayraktar, 2015’ten bu yana yaşanan katliamaları planlayan ve gerçekleştiren faillerin, 2012 yılından 2014’e kadar teknik ve fiziki takiplerinin yapıldığını ve dosyalarının mevcut olduğunu hatırlattı. 2011’de planlanan iç savaşla emperyalist güçlerin Suriye’yi yeniden paylaşmak istediğine değinen Bayraktar gelişen süreci şöyle anlattı:

“2012 yılında Antep’te başsavcı, emniyet müdürü, terörle mücadele şube müdürü bir araya gelerek El Kaide ve IŞİD  üyelerinin takibi kararı verdi. 9 Ağustos 2012’de Antep Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma dosyası açıldı. Soruşturma dosyası açıldıktan sonra takibe alınanlar ve fezlekelere yansıyan isimler katliamları gerçekleştiren isimler. Soruşturma sırasında illegal hücrelerin oluşması, illegal yapıların legal alanda dernek, şirket faaliyetleri, para akışları, örgüte insan kazandırmak için eğitim, Suriye’ye gidiş geliş, örgüte insan ve malzeme akışı, örgüte yardım yataklık yapan şahıslar, savaş sırasında yaralıların Türkiye’ye geçişi ve tedavileri tedavilerin hangi hastanelerde yapıldığı mahkeme kararıyla tespit edilmiş. İki yıl boyunca 85 kez teknik takip kararı alınmış, bu kadar takip yapılmış ve eldeki verilerle artık dava açılması gerekirken 2014 Nisan ayında soruşturma kapatılıyor. 2015 Mayıs ayında yani Diyarbakır katliamından 1 ay önce o güne kadar takip edilen çeteler hakkında Antep emniyeti, Başsavcılıktan operasyon için yazılı talimat istiyor. Başsavcı vermiyor. Diyarbakırdan 1 ay önce. Diyarbakır katliamını yapan şahsı katliamdan bir gün sonra Antep’te elleriyle koymuş gibi buldular. Diyarbakır katliamı takip altında yapıldı. Diyarbakır’dan sonra iki yıl boyunca takip ettikleri isimlere yine operasyon yapılmadı. Diyarbakır'dan sonra seçimlerde Erdoğan büyük bir oy kaybı yaşadı 10 gün sonra tekrar seçim dedi. Suruç hazırlığı bu politika için bir fırsat oldu.”

‘ORGANİZE GÖREV SUİSTİMALİ’

Suruç’u ve Ankara katliamlarını gerçekleştiren faillerin takip altında olmalarına rağmen ellerini kollarını sağlayarak olay yerlerine gittiklerinin altını çizen Bayraktar şöyle devam etti:

“Ankara mitingleri planlamasında özellikle solcu eylemlerinin planlamasında Vali imzası ile giriş kapıları tutulur, gelen araçlar kontrol edilir. Ancak eylemden saatler önce, gece saat 02.00’de kontrollerin kaldırılmasına bizzat vali karar verdi. Akarada’ki mitinglerde tek istisna. İki araç kontrolsüz girdi. Bu katillerin örgütlenmelerinin önünün açılması, katliamların önünün açılması için  organize görev suistimali yapıldı. Bu örgütün devlet içindeki uzantısı meçhul değil ama yaşadığımız süreçte yargılanmaları mümkün değil. Fakat tarih bir gün hesap soracak biz, kayıtlarını tutmaya devam edeceğiz.”

‘BU GÜNLERDEN MÜCADELE İLE ÇIKILACAK’

Yurt dışında olan gazeteci Arzu Demir, çalıştaya Skype bağlantısı ile katıldı. Demir, katliamlarda yaşamını yitirenlerin rakam değil yaşam olduğunu vurguladı. Demir, dayanışmaya ve birlikte mücadelenin öneminde dikkat çekti.

Tarihçi/Yazar Erdoğan Aydın, “Vahşet çetelerinin yönelimlerinin sistematik olarak iktidara muhalefet eden hak talep edenlere yönelmiş olması doğrudan bağlantılı. Bu katliamların iktidarın sıkıştığı her durumda gerçekleştiğini gördük. Hak ve barış talep edenleri sistematik olarak kıran bir strateji var. Bu toprakların katliamları Osmanlı'ya kadar dayanıyor. Dünden bugüne katledilerek asimile edilerek geldik. Bu günlerden dayanışma ile birlikte mücadele ile çıkılacağına inanıyorum” dedi.

‘FAİLLER ORTADA’

Son olarak konuşan HDP Milletvekili Oya Ersoy, “Bugün geçmişi konuşmuyoruz. Yaşanmış bitmiş bir süreç değil konuştuğumuz. Katliam süreçleriyle oluşan iktidar devam ediyor; yarın ne olacağını bilmiyoruz. Hepimiz bu sürecin mağdurları ve tanıklarıyız aynı zamanda bunu değiştirecek özneleriz” dedi.

IŞİD’in Diyarbakır, Suruç ve Ankara katliamlarını Gaziantep hücresinin yaptığını hatırlatan Ersoy şöyle devam etti:

“IŞİD tüm dünyada yaptığı katliamları üstlenirken Türkiye’dekileri üstlenmedi ama reddetmedi de. Katliamların hepsi dolaylı dolaysız AKP’nin işine yaradı. Hiçbirinin faili meçhul değil. Failler ortada. Bu kadar katliamdan sonra siyasi sorumlular istifa etmezken terfiler oldu. Mesela cihatçıların cirit attığı Antep valisi İstanbul valisi oldu. Hiçbir katliam yargı üzerine düşeni yapmadı. Hepsinde yayın yasağı getirildi, gizlilik getirildi. Nerde yayın yasağı varsa orda iktidarın sorumluluğu vardır. Kamu görevlileri yargılanmadı hiçbirinde”

Ersoy, bu süreçten çıkışın birlikte mücadeleden geçtiğini ifade etti.

‘HAK VE ADALET ARAYAN HERKESİN YANINDA OLMALIYIZ’

Fotoğraf: Evrensel

"Vazgeçmiyoruz" başlığında gerçekleşen son oturum ise forum şeklinde gerçekleşti. Oturumda, demokratik ve barışçıl yollarla yürütülen adalet mücadelesi için birlikte mücadelenin yolları tartışıldı.

Oturumda ilk olarak Cumartesi İnsanlarından İkbal Eren konuştu. Eren, "23 yıl Galatasaray Meydanı’nda oturarak her hafta birilerin adını zikrettik. Her hafta suçu işleyeni de işleteni de deklere ediyoruz ama Cumhurbaşkanı bunu duymuyor. Katliamlara yol veren tek bir şey var, devlet. Biz burada Ahmet’in, Mehmet’in değil devletin önüne geçelim. Çünkü ona yol veren devlet. Büyüklerimden hesap soruyorum. Eğer dedelerim Ermeni aydınların gözaltında kaybedilmesine, TKP’li 15 gencin Karadeniz’de kaybedilmesine, Sabahattin Ali’nin kaybedilmesine göz yummasaydı biz Cumartesi Anneleri olmazdı. Kayıplar yaşanmazdı. Öyleyse bu hataya düşmeyelim yan yana durmayı becerebilelim. Korkup sokağa çıkmaz, hak, adalet arayanın yanında olmazsak bir gün adaletin bize de lazım olacağını görürüz. Hak ve adalet arayan herkesin yanında olmalıyız.”

‘ADALET BİR GÜN MUTLAKA GELECEK’

Daha sonra söz alan HDP Milletvekili Murat Çepni adalet için, katledilen kesimlerin mücadelelerinin birleştirilmeleri gerektiğini vurguladı. Suruç katliamında yaralanan Güneş Erzurumluoğlu da çalıştaya Skype bağlantısı ile katıldı. Erzurumluoğlu, “Üç yılı geçti hala bir hastane odasındayım. Artık en iyi arkadaşım bir tekerlekli sandalye aynı zamanda bir güç de benim için. Onunla eylemlere gidiyorum. Mahkemelerde bizimle dalga geçiyorlar ama ben biliyorum ki adalet bir gün mutlaka gelecek” dedi.

ÖNCEKİ HABER

Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) Ankara'yı salladı

SONRAKİ HABER

Gençlik ve Spor Bakanlığına ilişkin atama kararları yayımlandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa