09 Şubat 2019 22:11

EMEP: Krize, eşitsizliğe ve şiddete karşı tek gücümüz birliğimiz

EMEP İstanbul İl Örgütü dayanışma etkinliğinde, yerel seçimler için demokrasi güçlerine ortak mücadele çağrısı yapıldı.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Eylem NAZLIER
İstanbul

İstanbul'da düzenlenen dayanışma yemeğinde konuşan EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, "Birleşebilecek, ortaklaşabilecek en geniş demokrasi güçleriyle, halk güçleriyle, en geniş siyasal kesimlerle kendi kaderimizi belirlemek için bir mücadele ortaya koymamız gerekiyor" dedi.

Emek Partisi (EMEP) İstanbul İl Örgütü tarafından Kağıthane'de bulunan Figaro Düğün Salonu’nda dayanışma yemeği düzenlendi. Dayanışma yemeğine aralarında Metin Göktepe'in annesi Fadime Göktepe, CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, CHP Beyoğlu Belediye Başkan adayı Alper Taş, HDK İstanbul İl Eş Sözcüsü Mevlüt Aykoç'unda olduğu çok sayıda siyasi parti ve sendika temsilcilerinin yanı sıra yüzlerce işçi ve emekçi katıldı.

"Tek adam ittifakına oy yok. İş, ekmek, özgürlük için birleşelim", "Türkiye'de demokrasi, Ortadoğu'da barış. Yaşasın halkların kardeşliği", "Emeğimize, doğamıza ve İstanbul'a sahip çıkalım" dövizlerinin asılı olduğu dayanışma yemeğinde müzisyen Abbas Şahin ve Grup Gerduni sahne aldı. 

Açılış konuşmasını Emek Partisi İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros gerçekleştirdi. 2019 yılına ekonomik krizle girdiklerini söyleyen Sema Barbaros, "Elbette iktidarından muhalefetine pek çok sorumlusu olan bu kriz, aynı zamanda kapitalizmin olağan sonucudur. Krizi bir manipülasyon ve dış güçler oyunu olarak ortaya koyan sermayenin sözcüsü AKP gerçeği daha fazla saklayamamaktadır" dedi. 

"KRİZE, EŞİTSİZLİĞE VE ŞİDDETE KARŞI TEK GÜCÜMÜZ BİRLİĞİMİZ"

Barbaros, geçtiğimiz günlerde iş cinayetinde hayatını kaybeden Sedat Yeşilköy'ü anarak şunları söyledi: "Örgütlenmekten başka çözümün olmadığı can yakıcı şekillerde ortaya çıkıyor. Her gün 5 işçi arkadaşımızı iş cinayetlerinde kaybediyoruz. Ve maalesef ölenler rakamlar değil insanlar. Kadın cinayetlerinde Ayşeler, Şuleler, Helinler... Yüzyıllardır eşitlik mücadelesi veren kadınlar kapitalizmin krizinde şiddetin eşitsizliğinden elbette en çok etkilenenler. Önümüz 8 Mart ve biz İstanbul'da pek çok noktada işçi kadınlarla buluşmaya, yan yana gelmeye, mücadeleyi ilmik ilmik örmeye devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki krize eşitsizliğe ve şiddete karşı tek bir gücümüz var, o da birliğimiz."

31 Mart yerel seçimlerine aynı zamanda anti demokratik uygulamalar ile girdiklerini söyleyen Barbaros, "Maalesef işçilerin emekçilerin kadınların kendi partileriyle seçime girmesi engelleniyor. Emeğin başkenti İstanbul için ayrıca bir sorun. Bugüne kadar iktidarın yağma, talan, rant olarak gördüğü emek sömürüsünün her türlüsünü gördüğümüz bu şehirde geçtiğimiz gün yaşanan 3 işçinin hayatını kaybettiği Bayrampaşa yangını, Kartal'da yaşanan felaket bunun sadece iki kanıtıdır. Bugüne kadar İstanbul'u yönetenler kaçak, güvencesiz yapıları teşvik etmiş, şirket ve kâr mantığıyla belediyeleri yönetmiştir" diye konuştu. 

"TEK ADAM VE İTTİFAKINA KARŞI BİRLEŞMELİ VE ÖRGÜTLENMELİYİZ"

Barbaros son olarak şunları söyledi: "AKP'ye benzeterek yapılacak bir muhalefet çözüm değildir. Bizim çağrımız elbette tek adama tek partiye Cumhur İttifakı'na oy vermemek ve iş, ekmek, özgürlük için her yerde birleşmek, mücadele etmek ve örgütlenmektir. İşçilerin, emekçilerin gerçek birliğini sağlamak demokratik halkçı bir belediyecilik için olmazsa olmazdır. Bugün bizi böyle bir görev beklemektedir."

"SAVAŞÇI, EMPERYALİST POLİTİKALARA KARŞI DEMOKRASİYİ ORTAYA ÇIKARALIM"

Yemekte konuşan EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, "Dönüşümün sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz. Tek adam rejiminin etkileri, yargı alanından, çalışma hayatına, toplumsal hayata kadar geniş bir alanı sarmış durumda. Şimdi bu iktidar hiçbir şey yapmamış gibi karşımıza geçmiş yerel yönetimlere giderken diyor ki şeffaflık, danışarak yönetim birlikte yönetim. Kamuoyundan da bunlara inanmasını bekliyorlar. Sanki kentlerin bağrına bir hançer gibi saplanan gökdelenler bunların marifeti değilmiş gibi. Sayıştay raporlarına yansıyan yolsuzluk, hırsızlıklar bunların marifeti değilmiş gibi. Kendileri itiraf etti, 'Hırsız bizim hırsızımız biz bu hırsızın yanındayız' dedi. İşte kara düzenin kara yüzü olduğu gibi ortada. İşte bu noktada bizlerin omuzlarına ağır sorumluluklar düşüyor. Onların baskılarına karşı onların şiddetine karşı demokrasi seçeneğini ortaya çıkaracak mıyız? Onların savaşçı politikalarına karşı, emperyalistlerin atına binip Osmanlı kılıcını salladığı çatışmacı, işbirlikçi politikalarına karşı anti-emperyalist bir gücü, halkların dayanışmasını, halkların kardeşliğini, bölgede demokrasiyi ortaya çıkarabilecek miyiz? Onların sömürü politikaları karşısında emeğin haklarını işçi sınıfının haklarını sağlamlaştırmamız ve işçi sınıfının sadece ekonomik sosyal haklarının değil, siyasal haklarının da dahil olduğu bir çalışmayı ortaya koyabilecek miyiz? Bütün bu yükün sorumluluğu bu yükün ağırlığı ile biz önümüzdeki dönem görevlerimizi iyi belirlemeliyiz" dedi. 

"SEÇİM SÜRECİ BİR MÜCADELE SÜRECİDİR"

Gerici iktidarın gerici politikalarının karşısında halkın seçeneksiz olmadığını söyleyen Selma Gürkan, "Önümüzdeki dönem yerel seçimler. Yerel seçimler elbette bizim için sadece sandık ve seçim çalışması değil. Bizler yerel seçimleri o gerici kuşatmanın dağıtılması için, demokrasi mücadelesinde bir olanak olarak değerlendiririz. Birleşebilecek ortaklaşabilecek en geniş demokrasi güçleriyle, halk güçleriyle, en geniş siyasal kesimlerle kendi kaderimizi belirlemek bir mücadele ortaya koymamız gerekiyor. Seçim süreci bir mücadele sürecidir. Demokrasi mücadelesinde birlikte yol yürüdüğümüz arkadaşlarımızdan adaylarımız var. Bunlardan bir tanesi de Alper Taş arkadaşımız. Sadece parti olarak bizlerin değil, bütün hepimizin bu ortaklıkları bu birliktelikleri sağlamak ve halkın karsısına alternatif bir seçenek çıkarmak gibi bir gerek ve sorumluluğumuz var. Bu tekellerin, bu burjuva düzeninin tek bir sonucu vardır. Sömürüdür, savaştır, baskıdır, şiddettir. AKP'nin uyguladığı bütün politikalar bunlardır. Bizler halkın gerçek demokrasisini ortaya koyabilmek, birliğimiz ile bu gerici karanlığı geriletmek ve buradan aydınlık bir Türkiye'nin, halk demokrasisine dayanan bir yönetimin ön adımlarını atmak için kararlı bir şekilde bu seçim sürecinden başarıyla çıkmamız gerekir" ifadelerini kullandı.

ALPER TAŞ: HALKIN SÖZ, YETKİ, KARAR VE İKTİDAR OLDUĞU BİR BEYOĞLU ÖRNEĞİ GÖSTERELİM

CHP Beyoğlu Belediye Başkan adayı Alper Taş ise şunları söyledi: "Beyoğlu'nu size anlatmama gerek yok. Neden, niçin aday olduğumu da anlatmak istemiyorum. Burada sinevizyonda bir işçi arkadaşımız halk meclislerinden söz etti. Bu sağ zihniyet sola ait bütün fragmanları aldı ve içini boşalttı. "Yerinde yönetim" dedi, "Mahalle Meclisleri" dedi, asla bunları yapmadı, bunları bir istismar aracı olarak kullandı. Şimdi adayım ve bütün rüyamız şu: Beyoğlu Belediyesi'ni kazanalım ve Türkiye'nin kalbinde gerçekten halkın söz, yetki, karar ve iktidar olduğu Beyoğlu'na bağlı 45 mahalleden halkın kendisini yönettiği bir demokrasi örneğini bütün Türkiye'ye somut olarak hep beraber gösterelim. Rize'nin Pazar ilçesinden geliyorum. İmam Hatip öğrencisiydim. Pazar'da iki siyasi anlayış vardı. Biri Halkın Kurtuluşu, biri Devrimci Yol. Bu geleneğin iki sloganını çok sevdim. Bu slogandan biri "İş, ekmek, özgürlük, bir diğeri "Söz, yetki, karar, iktidar halka". Bu iki sloganı hep beraber birleştirebiliriz Beyoğlu'nda" 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Simav'da yün fabrikasındaki trafo patladı: 3 işçi yaralandı

SONRAKİ HABER

Dünyanın en çok alkol tüketen ülkeleri açıklandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa