30 Eylül 2012 18:39

Aynı tas aynı hamam

Başbakan Erdoğan’ın, “İmralı ile de görüşülebilir” demesinden sonra AKP’nin dördüncü kongresinin, 90’lara dönmüş siyasi atmosferin yeniden Haziran 2012 seçimleri öncesine dönebileceğine işaret eden bir “balkon konuşması”yla taçlanacağı bekleniyordu. Öyle olmadı; Erdoğan

Aynı tas aynı hamam
Paylaş
Nuray Sancar

NEO OSMANLICI ÇİZGİNİN TEYİDİ

Başbakan konuşmasında uzunca bir yer tutacak biçimde, Ortadoğu’daki şehirleri tek tek sayarak selam gönderdi. Kudüs’e gönderdiği selam ise “hasretle” diye bitiyordu. Suriye’de “bağımsızlık mücadelesi verenler”i ise ayrıca selamladı. Bu selamlar ve Anadolu’nun tarihini 1071 Malazgirt Savaşı’ndan başlatarak AKP iktidarını o zamandan bu yana kurulmuş Türk devletlerinin mirasçısı olarak göstermesiyle tamamlanan ideolojik çerçeve hükümetin neo Osmanlıcı çizgisinin bir kez daha teyidi anlamına geliyordu. Yüzünü doğuya dönmüş, eski Osmanlı topraklarında alttan alta hâlâ bir hak iddia eden Başbakan vardı karşımızda. Erdoğan böylece şimdiye kadar sürdürdüğü Ortadoğu politikalarını teyit etmiş oldu ve bir süredir Türkiye tarafından maddi manevi desteklendiği ayyuka çıkmış olan çetelerin mücadelesini bağımsızlık mücadelesi olarak adlandırdı.

KÜRT SORUNUNDA YENİ BİR ŞEY YOK

Kürt sorunu konusunda ise Erdoğan yeni bir şey söylemedi. Tersine devletin klasik çizgisi “terör örgütü ayrı Kürt sorunu ayrı” makamında gezinmeye devam etti ki, Kürt sorununun şiddetle çözümü tercihinden bir milim bile sapmayacağını gösteriyordu bu. Terörden ayırdıktan sonra, geriye kalan Kürt sorununun çözümündeki muhataplık sorunu ise baki kaldı. Zira Başbakan Şemdinli’deki kucaklaşma eleştirisi üzerinden karaladığı BDP’yi de dışlayarak muhatabını “benim Kürtlerim” dediği, siyasi temsiliyetinin kim olduğu, ne olduğunu açıklamadığı bir özne olarak belirledi. Ama anlaşıldı ki AKP’ye oy veren ve destekleyen Kürtlerdi onun Kürtleri. Kongre konuşmasının apolitik bir söylemle politika yapmak biçiminde belirlenmiş çizgisine uygundu bu da.

Erdoğan’ın esasen, ‘biz bize oy vermeyenlerin de Başbakan’ıyız’ derken bile kendisine oy veren yüzde ellilik profile seslendiği söylenebilir. Halkın başka hiçbir sorunundan söz etmeden geçmişteki başörtüsü yasağının nasıl üstesinden geldiklerini ve nasıl özgürlükçü bir sistem kurduklarını anlattı. Geçmişin bütün nahoş olaylarını, darbeleri ana muhalefet partisinin mal varlığına kaydederek Müslüman muhafazakar kesimlerin CHP’li tek parti döneminde nasıl ezildiklerinden dem vurdu.

DEVRALINAN MİRAS...

Başbakan, AKP’nin tarihsel çizgisini ise Menderes-Özal dönemine kadar uzattı. Özal’ın imzaladığı 24 Ocak kararlarının yüzde ellilik kitle içinde yer alan ve almayan geniş emekçi kesimlerin hayatlarını nasıl kararttığını, özelleştirmelerin, sağlık ve eğitimin paralı hale getirilmesinin mimarının Özal olduğunu, 12 Eylül darbesinin de sırf bu kararlar uygulanabilsin diye gerçekleştirildiğini söylemedi elbette. Devralınan mirasa bakılırsa AKP ile darbeler dönemi bitmiştir diye konuşması bu bakımdan çok manidardı. Ayrıca ekonominin kriz çanları çaldığı bu sıralarda Başbakan’ın memleketin iktisadi durumu üzerine pembe tablolar çizmesi konuşmanın bütünündeki hamasete yakışmıştı.

Başbakan yine bir hayal dünyasından seslendi.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Bu meyvesuyu ‘sosyalizmde üretilmiştir’

SONRAKİ HABER

Direnişçilere fabrikadaki işçilerden tam destek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...