Kültür ‘mafyanın’ elinde

Kültür ‘mafyanın’ elinde

İnternet yayıncılığının, blog yazarlığının pıtrak gibi çoğaldığı bir dönem yaşıyoruz. Günlük gazeteler, kitaplar, dergiler her geçen gün İnternet’ten yayın yapmayı gündemine daha da yakın tutuyor. İşte böyle bir süreçte birkaç ‘deli’ İnternet yayıncılığıyla çıktıkları yolun r

Sevda Aydın

‘Kültür sanat mafyası’ aylık kültür sanat dergisi olarak yayınlanacak. Gerçi aşağıda Özçelik’in açıklamalarından okuyacaksınız ama yine de ilk söyleyen ben olayım Zaytung, Levent Üzümcü ve Jehan Barbur yazılarıyla her ay dergide olacak.

www.kulturmafyasi.com yoluna yanına basılı bir dergi ile devam edecek. Bu gelişmenin nedenleri nedir?
Yaklaşık iki yıldır İnternet’te yayın yapıyoruz www.kulturmafyasi.com sitesinde. Blog olarak başlamıştık. Tahminimizden çok daha fazla ilgi gördü. Bu ilgi bizi de yönlendirdi. Daha çok çalıştık, daha çok özen gösterdik. Zamanla başka yazarlar da katıldı aramıza ve şu an 20’den fazla yazarı var sitenin. İlk önce sinemayla, kitap eleştirileri ile başlamıştık şu an kültür-sanat alanının her alanına hatta zaman zaman güncel siyasete varan konulara dair yazı ve röportajlarımız oluyor. Uzun zamandır bizim olur mu diye düşündüğümüz bir hayaldi kültür mafyası’nı yazılı bir matbu olarak görmek. Bu yaz itibariyle de deneyebileceğimize karar verdik ve çalışmalara başladık. Biraz tabii akıntının tersine bir süreç oldu. İnsanlarla bu fikrimizi konuştuğumuz zaman deli gözüyle bakıyorlar bize. Haklılarda çok çılgınca bir şey bizim yaptığımız. Sadece akılla olan bir iş değil bu. Biraz da duygu istiyor. Bu konuda biraz muhafazakarız galiba. Yazarlarımızın çoğu ‘80 kuşağı. Arada kalmış bir kuşağız. Bugünün Iphone kuşağı gibi değiliz. Teknolojiye giremiyoruz tam anlamıyla. Iphone var ama kullanamıyoruz, İnternet’i, sosyal medyayı içselleştiremedik. Ben hâlâ kitap kokusunu arıyorum, dergi alıp okumayı istiyorum. İnternet’ten çok az yazı okuyabiliyorum. Açıkçası böyle insanların hiç de az olmadığını düşünüyorum. Bize bu deli cesaretini veren de bu oldu.

YAZARINI GAZETEDEN ATANLAR MAFYA

Neden Kültür Mafyası?
İsmi çok karizmatik ama burada çok ironik bir durum da var. Biz mafya değiliz. Mevcut piyasadaki gruplar, bunları maniple eden siyasi, ekonomik şirketler esas mafya. Bir yazarını yazısından dolayı gazeteden atanlar mafya. Ya da yazarının yazısını sansürleyenler mafya. Bizim yaptığımız bu isimle ironik bir gönderme. Yapmak istediğimiz çerçeveyi belirleyen, işaret eden bir isim olduğunu düşünüyorum. Her anlamda bağımsız bir güç olarak yaşıyor Kültür Mafyası. Elbette herkesin farklı ideolojik görüşleri var ama ekonomik olarak hiçbir gruba, cemaate bağımlı değiliz.  

İlk sayıda neler var?
Sitemizin konseptini oluşturan kendimize has kategori isimlerimiz var. ‘Sinemafya’, ‘Sorgu odası’, ‘Mafyoloji’ vb. bunların aynısını siteden dergiye taşıdık. Taşırken de biraz geliştirdik. İçerik olarak sanatın her alanına dair bölümlerimiz var. Bunların dışında da ‘Gizli celse’ dediğimiz haber bölümlerimiz var. Bu sayıda Türkiye’nin önemli sorunlarından biri olduğunu düşündüğümüz tutuklu öğrencilerle ilgili gizli celsemiz var. Zizek’i Sorgu Odası’na aldık. Hem dünyanın siyasi ve kültürel ortamına dair hem de Türkiye özelinde sorular sorduk Zizek’e. Gerçi onun cevapları da biraz tartışma yaratacak gibi duruyor. Sinemaya, edebiyata, resime, güncel sanat eserlerine dair kritiklerimiz var. Yani dolu dolu bir dergi.

Yazarlarınızın arasında kimler var?
Şu an 25 yazarımız var ve bu 25 yazar belirli bir samimiyetle oluştu. Kolektif bir şeklide gönüllü olarak çalışıyorlar bizimle. Levent Üzümcü, Jehan Barbur ve Zaytung ekibi dergi sürecinde aramıza katıldılar ve her ay bizimle olacaklar. Cumhuriyet gazetesinden Esra Açıkgöz var. Farklı alanlardan insanlar da var. Yazarlarımızın katkıları da kuşkusuz önemli. Örneğin öğrencilerin en büyük kabuslarından biri olan öğrenci işleriyle münasebetleridir. Zaytung da buna dair bir yazı hazırladı. Gerçekten çok iyi ve komik bir yazı olmuş. Keza Levent Üzümcü’nün ‘Bize yalan söylediler’ başlıklı bir yazısı var. Gündemdeki muhafazakar sanat-özgür sanat tartışmalarına da değinen kendi görüşlerini anlattığı bir yazı yazdı. Jehan Barbur da güzel bir öykü yazdı bu sayıya. Bir de ‘Yer altı röportajları’ diye bir yazı dizimiz var. Genelde röportajlar ünlülerle yapılır. Hayatın içinden insanlarla röportaj yapma fikri çok da akla gelmez. Mesela mezar kazıcıları. Birileri ölüyor ve mezar kazıcıları onları gömüyor. Bu çok önemli bir iş. Bu adamlar kim? Nasıl bir ölüye en son yaklaşan, dokunan biri olmayı seçmişler? İlk sayımızda mezar kazıcıları var ‘Yer Altı Röportajları’nda. Sayfalar ve haneler diye bir bölümüz var. Burada da bir yazarın yazdığı ev ve yazılarını paylaşıyoruz. Yazmak ve yazdığın yer çok önemliydi bir zamanlar. Bugün laptoplarla insanlar nerede olursa olsun yazabiliyorlar. Bu sayımızda Rıfat Ilgaz’ın şimdi müze olan evini, odasını, eşyalarını ve eserlerini bu sayfalarımıza taşıdık. Güzel bir dergi oldu yani. (İstanbul/EVRENSEL)


YAYINCILIKTA DURUŞ EKSİKLİĞİ VAR

Türkiyedeki kültür-sanat dergiciliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dergi çıkarmaya karar verdiğimiz de önce şunu tartıştık. ‘Biz nasıl bir dergi olsa okurduk’ genel olarak söylemek gerekirse gördüğümüz en önemli eksiklik bir duruşun olmaması.

Nasıl bir duruş?
Kültür–sanatta, edebiyatta, sinemada vs. işin boyutu biraz toplumsallaşıyor. İktidar mekanizması, güç ilişkileri işin içine giriyor. Bunlara dair laf söyleyen bir filmde, romanda bir duruş gerekiyor. İllaki bir yerlere temas gerekiyor. Yayıncılıkta da bu temas ve duruş eksikliğini gözlemledik. Siteyi yaparken kurduğumuz duruşumuzu dergiyi yaparken de korumaya çalıştık. Eksik gördüğümüz bu tavrı, duruşu Kültür mafyasının tamamlayacağını düşünüyoruz. Bu duruşumuzla yazılarımızı, haberlerimizi hazırlıyoruz.

Tiyatro üzerinden başlayan ama sanatın tüm alanlarında sürdürülen özgür sanat-muhafazakar sanat tartışmalarına nasıl bakıyorsunuz?
Kültür-sanat alanları iktidar odaklarının maniple etmek istedikleri alanlar. Muhafazakar sanatın ortaya çıkışı da böyle oldu. Bir dönüşüm var son yıllarda yaşanan Türkiye’de. Politik olarak bazı mekanizmalarda değişiklikler yapılıyor. Sineması, edebiyatı, resmi ile çok değerli bir alan sanat. Bunun üzerinden bazı imajları, kodları yansıtmak önemli ve dışarıdan baktığımız zaman belki de tek eleştirel duran alanlar da buralar. Buraları bahsettiğimiz o mafya birer savaş alanına çevirerek ele geçirmeye çalışıyor. Biz de bu savaşa eleştirel bir tavırla yaklaşıyoruz. 

www.evrensel.net