18 Ocak 2019 11:49
Son Güncellenme Tarihi: 18 Ocak 2019 21:34

Eğitim Sen'den yarıyıl raporu: Sorunlar derinleşti

Eğitim Sen'in 2018-2019 birinci yarıyıl değerlendirmesinde "AKP’nin eğitim politikalarının sonucunda özel okullar artıyor" deniliyor.

Fotoğraf: AA

Paylaş

Eğitim Sen tarafından yayımlanan  “2018-2019 Eğitim ve Öğretim yılı I. Yarıyıl Değerlendirmesi” adlı rapor eğitimdeki sorunları ortaya koydu. AKP’nin eğitim politikaları sonucunda özel okul sayısı artarken, 4+4+4 sistemi sonrası ortalama eğitim 7,5 yılda kaldı.

Eğitim Sen yayımladığı “2018-2019 Eğitim ve Öğretim yılı I. Yarıyıl Değerlendirmesi” adlı raporla eğitimdeki sıkıntılara dikkat çekti. Siyasi iktidarın temsilcileri ve MEB bürokratlarının “İşlerin iyi gittiği” yönünde bir algı yaratmaya çalışıldığının belirtildiği raporda; eğitimin özelleştirilmesi,karma eğitim karşıtı uygulamalar, okullarda öğrenciler arasında ve öğretmenlere yönelik şiddetin sürmesi ve ataması yapılmayan öğretmenler sorunu gibi çok sayıda sorunun bu eğitim ve öğretim yılında da öne çıktığı belirtildi.

BİRÇOK OKULDA KÜTÜPHANE VE SPOR SALONU YOK

4+4+4 sistemi sonrasında ortalama eğitimin 7,5 yılda kaldığını vurgulayan rapor, MEB verilene göre her dört okuldan birinin ikili eğitim yaptığı, okulların yüzde 87’sinde spor salonu, yüzde 62’sinde çok amaçlı salon, yüzde 61’inde ise kütüphane olmadığını ortaya koydu. Bölgesel, cinsel, sınıfsal vb. eşitsizlikler, anadilinde eğitim gibi en temel sorunların iktidar tarafından derinleştirildiğini aktaran raporda “2018 yılının Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı ilan edilmesine karşın çocuk işçiliğini denetleme konusunda etkili bir politika yürütülmediği açıkça görülmektedir” denildi. OECD tarafından yayımlanan “Bir Bakışta Eğitim 2018 Raporu”na da değinen raporda, Türkiye’nin öğrenci başına ilkokuldan yükseköğretime kadar 4 bin 652 dolar ile eğitime yapılan harcama oranı olarak OECD’de eğitime en az harcama yapan ikinci ülke olduğu belirtildi.

4+4+4 SONRASINDA ÖZEL OKUL SAYISI ARTTI

Rapora göre, 2018-2019 eğitim ve öğretim yılının ilk yarısında resmi 2 bin 577 anaokuluna karşın özel anaokulu sayısı 3 bin 596, resmi 2 bin 582 Anadolu lisesine karşın 2 bin 606 özel genel lise var. Eğitimin özelleştirilmesi politikaları sonucunda organize sanayi bölgelerine yakın alanlarda açılan  ve her öğrenci için okullara 4 bin 630 TL’den başlayarak, alanlara göre 6 bin 420 TL’ye kadar eğitim ve öğretim desteği verilen 420 Özel Mesleki ve Teknik Anadolu lisesinde  53 bin 595 öğrenci okuyor. “2003 yılında özel okulların resmi okullara oranı yüzde 2 iken, bugün bu oran yüzde 25’e çıkarak tüm zamanların rekoru kırılmıştır” denilen raporda, 4+4+4 düzenlemesinden sonra özel okulöncesi eğitim kurumlarında öğrencisi sayısının yüzde 53 artışla 236 bin 355; özel ilkokullarda öğrenci sayısı yüzde 40 artışla 233 bin 740’a; özel ortaokulda öğrenci sayısı yüzde 96 artışla 321 bin 779’a ve özel liselerde okuyan öğrenci sayısı yüzde 305 artışla 559 bin 838 sayısına ulaştığı belirtildi.

15 TEMMUZ’DAN DERS ALINMADI

Milli Eğitim Bakanlığının okullaşma politikasını siyasi gereksimin ve hedeflere göre oluşturulduğuna vurgu yapılan raporda, “İmam hatip okullarında okuyan toplam öğrenci sayısı, Milli Eğitim Bakanlığının üstün gayretleri ve devletin bütün imkânlarını seferber etmesi sonucunda 2018 itibariyle 1 milyon 350 bin 611’e çıkarıldı” denildi. MEB’in Diyanet İşleri Başkanlığı, İl müftülükleri ve çeşitli dini cemaatlerin uzantısı olan vakıf ve derneklerle yapılan protokollerin her geçen gün arttığına dikkat çeken rapor,  MEB ile Server Gençlik ve Spor Kulübü arasında imzalanan protokol kapsamında  pedagojik olarak sakıncalı olmasına rağmen, 6-13 yaş arası çocukların beş vakit namaz kılmak için camiye götürüleceğini hatırlattı. Raporda, “15 Temmuz darbe girişiminden hiçbir ders çıkarmayan iktidar ve MEB, aynı yanlışı tekrarlamayı sürdürmekte, eğitim kurumları başta olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanları Diyanet’in, dini vakıf ve derneklerin faaliyet alanı haline getirilmektedir” denildi.

ÖĞRETMENLERİN SORUNLARI BİTMEDİ AKSİNE DERİNLEŞTİ

Raporda, Milli Eğitim Bakanlığı 2023 Eğitim Vizyon Belgesi’nin temel hedefleri arasında yer alan ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ hazırlıkları geçtiğimiz aylarda başlanmasına rağmen Talim ve Terbiye Kurulu tarafından hazırlanan ön metinin özlük haklarını geriye götüren, iş güvencesini tartışmaya açan, performans ve rekabet üzerinden emeği değersizleştiren bir anlayışla hazırlandığı ifade edildi. 17 yıl içinde KPSS’ye giren her 100 öğretmenden sadece 16’sı öğretmen olarak atandığını belirten rapor, ataması yapılmayan öğretmenler sorunun artarak devam ettiğini belirtti. Ayrıca raporda eğitim emekçilerinin satın alma gücünün de enflasyon artışı nedeniyle belirgin bir şekilde düştüğü kaydedildi. (Ankara/EVRENSEL)

‘BİLİMSEL, DEMOKRATİK, LAİK VE ANADİLİNDE EĞİTİM İÇİN MÜCADELE’

Eğitim Sen Kocaeli Şubesi de 2018-2019 yılı 1. yarıyıl eğitim-öğretim dönemini değerlendirmek amacıyla basın toplantısı düzenledi. Eğitim Sen Kocaeli Şube Başkanı Hicran Turan yaptığı açıklamada ikili öğretim, niteliksiz eğitim hizmeti, eğitimin özelleştirilmesi, kalabalık sınıflar, karma eğitim karşıtı uygulamalar, taşımalı eğitim, fiziki altyapısı yetersiz okullar, okulda öğrenciler arasında ve öğretmene yönelik şiddetin sürmesi, öğrencilerin MEB’in eliyle dini cemaat ve vakıfların siyasal istismarına açık hale getirilmesi gibi eğitimde temel sorunlara değindi. “Mülakata dayalı sözleşmeli öğretmenlikten ısrar, araması yapılmayan öğretmen sorunu ve bunun gibi birçok sayıda sorun 2018-2019 eğitim ve öğretim yılının başlıca problemleri olmuştur” diyen Turan, 2023 Eğitim Vizyonu Belgesinin açıklanması ile beraber başlayan tartışmaların, önümüzdeki dönem yeni sorunların ortaya çıkacağını açığa çıkardığını belirtti.

Ayrıca siyasi iktidarın eğitim alanında ‘işlerin iyiye gittiği’ algısı yaratmak istediğini söyleyen Turan, “Türkiye’de çocuk işçiliği kalıcı ve toplumsal bir sorun olmayı sürdürmektedir. 2018 yılının Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı ilan edilmesine karşın çocuk işçiliğini denetleme konusunda etkili bir politika yürütülmediği açıkça görülmektedir” dedi. Turan, açıklamada çocukların eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanması için hiçbir somut adım atılmadığına dikkat çekti ve “Çocuk işçiler sorununun sürmesini, okullarda cemaat yurtlarında ve kurslarda çocuklara yönelik cinsel istismar ve şiddetin artışını eğitim sisteminde yaşanan sorunlardan ayrı değerlendirmek mümkün değildir” diye ekledi.

Eğitim sisteminde iktidar eliyle gerçekleştirilen dönüşümün, ülkedeki ekonomik, toplumsal ve siyasal koşulların gelişiminden ayrı ve bağımsız olmadığını vurgulayan Turan, “Bugün karşımızda iki seçenek bulunmaktadır; ya eğitim sistemi ve okullar tamamen iktidara teslim edilecek ya da sistemin eğitim üzerinden kendi çıkarlarına göre biçimlendirmek istediği çocuk ve gençlerimizin gerçek anlamda laik, bilimsel ve anadilinde eğitim alması için topyekûn mücadele edilecektir” dedi.

Eğitimin mevcut haliyle her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekildiğine dikkat çeken Turan, “Öğrenci ve velilerle birlikte kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelemizi tüm emek ve demokrasi güçleri ile birlikte omuz omuza sürdüreceğimiz bilinmelidir” dedi. (KocaeliEVRENSEL)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Eğitim Sen: Okullarda seçim propagandası yapılması yasaktır

SONRAKİ HABER

EMO Bilim - Akademi - Mühendislik buluşması gerçekleşiyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa