Erdoğan: Terörün uzantılarıyla görüşmeyiz

Erdoğan: Terörün uzantılarıyla görüşmeyiz

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hafta sonu yapılacak AKP Olağan Büyük Kongresi öncesinde televizyon kanallarını gezmeye devam ediyor. NTV ve Star'ın ortak canlı yayınında soruları cevaplayan Erdoğan, bir yandan "Gerekirse İmralı'yla görüşürüz" derken diğer yandan BDP'yi "terörün siyasi uzantısı" olarak

"Batı, Kürt sorununu çözmemizi istemiyor" diyen Erdoğan, Başkanlık sistemini de en ileri ülkelerin sistemi ilan etti.

Başbakan Erdoğan, Erhan Ertürk’ün moderatörlüğünde canlı yayınlanan programda, NTV Yayın Koordinatörü Nermin Yurteri, Star Haber Koordinatörü Nazlı Öztarhan ve Sabah gazetesi Başyazarı Mehmet Barlas’ın sorularını yanıtladı.

GEREKLİ GÖRÜRSEK İMRALI'YLA GÖRÜŞÜRÜZ

PKK ile gerçekleştirilen Oslo görüşmelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, "Başbakan olarak Emre Taner Bey döneminde İmralı'ya gönderdim, daha sonra Oslo'ya gönderdim. Daha sonra Hakan Fidan Bey döneminde bu adımları attık. Şu anda gerekli gördüğümüz halde bu adımları atarız. Bütün ülkeler istihbarat teşkilatını bu iş için kullanır. Şu anda bizim MİT ne zaman adım atılması gerekirse bu adımı atabilir. Bu konuda bizim atmaması istikametinde bir ön kabulümüz yoktur. Yeri geldiğinde bu adımı atarız" dedi.

Medyadan destek alamadıklarını belirten Erdoğan, "MİT ada ile ilgili Oslo ile ilgili görüşmelerini çok açık, net ve samimi bir şekilde ortaya koymuştur. Burada benim müsteşarımla ilgili atılan adımın arkasında kim vardı, ben varım. Çünkü bu arkadaşımızı oraya getiren benim. O göreve gönderen de benim. O zaman beni hesaba çekin. Niçin onun üzerinden hareket ediyorsunuz. Burada dürüst davranılmasının gereğini istiyorum. Yargının burada seçtiği yöntemi doğru bulmadım. O anda atılan adımların öncelikleri itibarıyla yanlış olduğunu gördüğüm için de bu çıkışımı o gün yaptım, bugün de yaptım, yarın da yaparım. Bu evsahipliğini yapanlar tarafından böyle bir şeyin yapıldığını hissettiğimiz andan itibaren oralarda bir daha bu tür toplantıları arkadaşlarımızın yapması mümkün değil. Norveç'i bundan böyle çok daha farklı bir şekilde değerlendirmeye tabi tutarız" diye konuştu.

ÇÖZÜM İÇİN SİLAH BIRAKMA ŞARTI

Bölgede artan çatışmalar ve askeri operasyonlara ilişkin soruları da yanıtlayan Erdoğan, sorunun çözümü için yine PKK'nin silah bırakması gerektiğini belirterek, şunları dile getirdi: "Terör örgütü alan hakimiyeti gibi bir gayret içerisine girmiştir. Ama başarılı olamamıştır. Şu anda askerimiz onlara gereken dersi sormuş ve sormaktadır. Bugün Çukurca'da çok ciddi manada gereken dersi vermiştir ve vermeye devam etmektedir. Çözüm noktasında bazı bölücü terör örgütüyle berabermiş gibi davranan ve açıklama yapanlar var. Ne diyorlar, silahlar sussun. Silahın susması bir çözüm değil ki, silahın çözülmesi bir çözümdür. Terör örgütü silahı bırakacaksa bizler de hükümet olarak bu operasyonları minimize ederiz. Askerin ve polisin silahı bırakması sözkonusu olamaz. Bizim çözüm için, eğer İmralı'ya arkadaşlarımız gitmişse, Oslo'ya gitmişse, bunlar çözüm için en kararlı atılmış adımlardır. Ne şahsımın ne arkadaşlarımızın bu konuda millete ihanet içerisinde olacak bir istihbarat verilmemiştir."

'SİYASİ UZANTILARLA GÖRÜŞMEM'

Erdoğan, Kürt sorunu için müzakerelerin yeniden başlatılması tartışmalarına ilişkin, "Bu ara gerek ana muhalefetin genel başkanı ve gerekse diğer uzantılar, çözüm için bir araya gelelim diyor. Biz çözüm için hiçbir zaman kaçmadık ki. Muhalefet partisi lideri randevu istedi, verdik. Terörle kim içiçe? Terörle içiçe olanla neyi konuşacağız. Terör örgütüyle mücadele ama siyasi uzantılarıyla müzakere dedik. Bakıyorsunuz bu partinin 9 milletvekili teröristlerle kucaklaşıyor, yanak yanağa öpüşüyor. Şimdi nasıl olacak da ben teröristle yanak yanağa olan, sarmaş dolan olan bir eş başkanla nasıl konuşacağım. Artık siyasi uzantılarla müzakere noktasında değilim" diye belirtti. Bölgede sadece BDP ve AKP'nin olduğu belirten Erdoğan, buna ilişkin şunları ifade etti: "Bölgede şu anda parti olarak iki parti var. Biri AK Parti'dir birisi BDP'dir. Niçin CHP bölgede yok? Niçin MHP bölgede yok? Sadece tabela partisi olarak bulunmak yetmiyor. Bir mücadeleyi bölgede vereceksek bu partiler de orada bulunmalı. Orada CHP'nin de, MHP'nin de herhalde gönüldaşları vardır."

'TERÖR ÖRGÜTÜYLE YÜRÜYENLERİN YERİ PARLAMENTO DEĞİL'

Erdoğan, BDP'li milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin ise şunları söyledi: "Hakkında fezleke hazırlanan milletvekilleri var. Bunlar parlamentoya geldiği anda bizim bakış açımız, eğer siz terör örgütüyle beraber yürüyeceksiniz, onların yeri parlamento değil Kandil'dir. Burada partimin takınacağı tavır, açıktır nettir. Parlamento dışında mücadelesini sürdürsünler. Onlarla aynı çatı altında olmayız. Parti kapatılmasına karşıyım. Ama şunu da bilin ki, anayasa değişikliği olayında partilerin kapatılması için biz mücadele ederken ne CHP, ne MHP, ne BDP bizim yanımızda yer almadı. Bizim içimizden bazı kişiler gitti onların yanında yer aldı. 330'u yakalasaydık partilerin kapatılması tarih olacaktı. Biz partilerin kesinlikle kapatılmasına karşıyız, suç işleyen bedelini ödesin diyoruz."

'HABUR'U PROVOKE ETTİLER'

Popülizmi reddeden bir siyasetçi olduğunu söyleyen Erdoğan, "Ne gerekiyorsa onu söylerim. Yerel seçimler öncesinde gerekli adımları atarım. Habur olayında dağı bununla çökerteceksek yapalım. Parti yandaşlarını oraya dökmeseydi, daha olumlu olurdu. Ama provoke ettiler. Kesinlikle ülkemizin, milletimizin menfaati neyse o adımı atarız. Pazar günü yaptığımız açıklamada göreceksiniz" dedi.

'BATI SORUNU ÇÖZMEMİZİ İSTEMİYOR'

Almanya ve Fransa'nın Kürt sorununun çözümünü istemediğini öne süren Erdoğan,  "Terörist başları cirit atıyor. Finansal destek veriyorlar. Suçluların iadesi nerede? 'Terör örgütü' diyeceksiniz, ellerini kollarını sallayarak dolaşacak" dedi.

'BATTIKTAN SONRA MI ZAMMI DÜŞÜNECEĞİZ?'

Zamlar konusuna değinen Erdoğan şöyle konuştu:  "Battıktan sonra mı zammı düşüneceğiz. Yunanistan, İspanya ve İtalya ne durumda görüyorsunuz. Onların durumuna düşemeyiz."

Erdoğan, doğal gaz zammına ilişkin de şunları söyledi: "Doğalgaz zammı yüzde 10-15 gibi bir şey. Ekonomi yönetimdeki arkadaşlarımın başarılı olduğuna inanıyorum. Mali disiplinden taviz vermeyi düşünmüyoruz. Bunu kimse frene basma olarak algılamasın."

'BAŞKANLIK EN İLERİ ÜLKELERİN SİSTEMİ'

Başkanlık sistemini "En ileri ülkelerin uyguladığı sistem" olarak tanımlayan Erdoğan "Benim üç önerim var; başkanlık, yarı başkanlık, partili cumhurbaşkanı sistemi olabilir. Yargıyı parlamento seçebilmelidir" dedi. (HABER MERKEZİ)


BALYOZ'A İLİŞKİN NE DEDİ?

"Balyoz davasıyla ilgili olarak birincil mahkemenin birçok çalışmayı yaptığını biliyorum. Geniş tabanlı bir çalışma yapıldığını biliyorum. Adalet Bakanlığı’yla biz de bu süreci takip ettik. Sanıklar süreci tahrik etti. Bu kadar zamanda bitmesini başarılı buluyorum. Neticesi benim ilgi alanım değil. Gerekçesini görmeden değerlendirme yapmak durumunda değilim. Adil mi, adil değil mi diye değerlendirme yetkim yok. Burası nihai sonuç değil. Yargıtay’ın vereceği kararı bilmiyoruz. Dava dairelerine de gidebilir. Yargıtay’ın hakkaniyete uygun bir karar verilmesini umuyoruz. Muvazzaf askerlerin tutuksuz yargılanmasını istiyorum.

'MAHKUMLAR EŞLERİ İLE GÖRÜŞEBİLECEK'

Babalıktan, kocalıktan men söz konusu değil. Herkes normal olarak görüşmeleri, ziyaretleri yapacaktır. Bu yeni dönemde içerideki mahkumlarla ilgili olarak belki tutukluyu da katacağız, eşler birbirleriyle cezaevi dışında hazırlanmış odalarda 24 saat görüşebilecekler. Türkiye’de böyle bir uygulama yok, biz başlatacağız. Aile görüşmesi olarak adım atacağız. Ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırılanlar için de geçerli olacak. Duruşma salonu önünde ağlamalar doğaldır, oradaki duyguların dışa vurmasıdır.

Hilmi Paşa, 4 yıl Genelkurmay Başkanlığı yaptı. Genelkurmay Başkanlarının hepsiyle, Yaşar Paşa, İlker Paşa’yla da iyi çalıştım. Darbeyi artık düşünmek istemiyoruz. Bu ülkenin evlatları darbeyi kitabından silmiştir. Meclis Darbe Komisyonu’na çağrılmadım. İhtiyaç duyulursa belki çağırırlar. 27 Nisan’ı bir muhtıra olarak değerlendirmeyi düşünmüyorum. Muhtıraysa hiçbir yaptırımı yok. Sadece bir açıklama yapmışlardır. Hükümet ertesi gün değerlendirmeyi yapmış. Asıl muhtırayı hükümet yapmıştır. TSK-hükümet arası ilişkiler normalleşmiştir. Orduya saygı, bizim tabanımızda kimseyle mukayese edilmeyecek kadar fazladır. Ordumuzu yönetenlerin zaman zaman yanlışları olmuştur. Normalleşme süreci görüyorum. Bu ordumuzun gücünü daha da artıracaktır. Genelkurmay Başkanı operasyonlarda karargahı yönetiyorsa bu moral değerlerinin yükseldiğini gösteriyor. Operasyonu yöneten bir Genelkurmay Başkanı var. Emniyet de aynı şekilde. Bakanlarımız o bölgelere gidiyorsa, moral değerlerini yükseltmek içindir. Yazılı ve görsel medyanın desteğine çok ihtiyacımız var."


SURİYE SORUNU

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad gidicidir. Yakın zamanda gidebilir, buna dayanamaz. ABD Başkanı Barack Obama’nın seçimini önemsiyorum. Hayalkırıklığına uğradığım ülke Rusya’dır. Katliamın yanında yer alıyor. Çin de Rusya’nın yanında yer alıyor. İran’ı ne anlamak ne anlatmak mümkündür. Ölçüsü nedir ben anlamış değilim. Manaf Talas, Özgür Suriye Ordusu lideri değil. Suriye'den ülkemize sığınan bir albaydır. Gıda, giyecek ve ilaç yardımı var. Silah desteği vermiyoruz, lojistik destek veriyoruz. Suriyeli kardeşlerimizi kamplarda misafir ediyoruz."


KILIÇDAROĞLU'YA 'HAİN' DAVASI

CHP Genel Başkanı’nın iddialarının hepsi palavra. Kemal Kılıçdaroğlu’ndan ben tazminat almaktan bıktım ama o tazminat ödemekten bıkmadı. Bu da yargıya gidecek, çünkü orada ‘hain’ diye bir ifade var. Kimse bu ülkenin başbakanına ‘hain’ diyemez. Talimat verdim, dava açacaklar. Bununla mı biz terörle mücadele edeceğiz? Çok yanlış oynuyor, yanlış gidiyor. Böyle siyaset yapacaksa millet bunları hiçbir zaman iktidar yapmaz. Millet bizim arkamızdadır. Biz ne ABD’ye, ne Rusya’ya bu milletin değerlerini hiçbir menfaat karşısında değişmeyiz.

www.evrensel.net