10 Ocak 2019 04:26
Son Düzenlenme Tarihi: 10 Ocak 2019 13:43

KESK'in bölge mitingleri: İşyerinin olanakları ve enerjisini gösterdi

Eğitim Sen Genel Örgütlenme Sekreteri İsmail Sağdıç, KESK'in bölge mitinglerini ve yürütülen çalışmayı değerlendirdi.

KESK'in bölge mitingleri: İşyerinin olanakları ve enerjisini gösterdi

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

İsmail SAĞDIÇ
Eğitim Sen Genel Örgütlenme Sekreteri

Türkiye’nin içine girdiği ve giderek ağırlaşan kriz koşullarında, KESK’in “Yoksullaşmaya, İşsizliğe Güvencesizliğe Karşı Birlikte Mücadeleye!” sloganı ile başlattığı bölge mitingleri, İstanbul’da gerçekleştirilen mitingle sona erdi.

Anımsayacak olursak KESK, 17 Kasım’da İzmir, 9 Aralık’ta Samsun, 15 Aralık’ta Adana, 16 Aralık’ta Diyarbakır ve 22 Aralık’ta İstanbul olmak üzere beş bölge mitingi gerçekleştirdi. Bu mitinglere binlerce emekçi katılarak, krizin bedelini ödememe iradesini ortaya koydu. Mitinglere kamu emekçilerinin katılımı istenilen düzeyde olamadı. Fakat katılımdan bağımsız olarak, içinden geçtiğimiz koşullarda yoğun baskı, sindirme, tehdit, korku ve güvensizlik ortamında emekçilerin krizin bedelini ödememe iradesinin alanlarda gösterilmesi bakımından önemliydi.

Bu bakımdan bölge mitinglerinin sadece alan boyutuyla değerlendirilmesi eksik olacaktır. Mitingleri öncesi, sonrası ve yönelimler boyutu ile değerlendirmek, önümüzdeki döneme ışık tutması açısından önemlidir.

Elbette ekonomik krizin, ülkenin içinde bulunduğu siyasal ve sosyal koşulların mitinglere olumlu ya da olumsuz etkisi kaçınılmaz. Bu gerçeği de gözterek, mitinglerin taşıdığı iddiaya uygun kapsayıcılıkta örgülenemediğini söylemek gerekir. Bu kapsayıcılığı yakalamak için; hem kamu emekçilerinin bütününün örgütlerini, hem de işçi örgütlerini katmak için; bu örgütlerle görüşmeler yapılmaması, en azından çağırılar yapılmaması (onların mevcut pozisyonları ne olursa olsun) yaşanan en önemli eksiklik. Bu da, özellikle işyerlerinde yapılan ortak mücadele vurgusunun yukarıdan güçlendirilmesini, dolayısıyla bu örgütlerin üyelerinin ve örgütsüz kesimlerin yereldeki mitinglere katılımını olumsuz yönde etkiledi.

SENDİKA AYRIMI GÖZETMEDEN

Kuşkusuz bölge mitingleri faaliyetlerinin en önemli yanı, KESK ve üye sendikalar tarafından kürsünün işyerlerine kurulmuş olması, emekçilerle işyerlerinde bir araya gelme ve onlara doğrudan çalışma ortamlarında seslenme şeklinde gerçekleşmiş olmasıdır. Bölge mitinglerinin art arda sıralanması, özellikle Adana, Diyarbakır ve İstanbul mitinglerinin aceleye getirilmiş olması, işyeri çalışmalarına yeterince zaman ayrılamamasına, plan ve programlarda aksamalara neden olmuş oldu. Buna rağmen sendikaların işyerlerinde (çoğunluğu MYK üyelerinin katılımı ile) yaptığı toplantılar, işyerlerindeki emekçilerle buluşma açısından önemli olanaklar yarattı.

Kürsünün kurulduğu, toplantıların yapıldığı işyerlerinde, kamu emekçilerinin ortak talepleri çerçevesinde, sadece KESK’e bağlı sendikaların üyelerine değil diğer sendikaların üyelerine ve sendika üyesi olmayanlara da seslenme olanağı yakalandı. Hatta bir çok toplantıya, başka sendikaların üyelerinin ve hiçbir sendikaya üye olmayanların katılımı daha fazla oldu; talepleri doğru bulduklarını ve bu taleplerleri gündeme taşıma konusunda benzer düşünceleri paylaştıklarını, fakat mücadelenin ortaklaştırılaması gerektiğini ifade ettiler.

KESK ve sendikaların MYK üyeleri ve şube yöneticileri, hem kriz ve emekçilere yansıması hem de özgün işkolu talepleri ve yürüttükleri kampanyaları emekçilerle paylaşma, emekçilerin bu konulardaki düşüncelerini alma konusunda önemli bir enerjiyi de açığa çıkardılar. Bu açıdan bakıldığında bölge mitinglerinin, en önemli rolü işyeri çalışmaları açısından oynadığı tespitini yapmak mümkün.

ÖZGÜN TALEPLERLE GİDİLDİ

Mitinglerde sendikalar bir yandan krizin bedelini emekçilere yıkmak için hazırlanmış ‘Yeni Ekonomik Program’ ve 2019 yılı bütçesine karşı mücadeleyi örgütlerken, diğer yandan kendi işkolu taleplerini gündemleştirdi. Eğitim Sen, ‘Öğretmen Dünyayı Değiştirir’ kampanyası üzerinden öğretmenlik mesleğine yönelik saldırıları, ekonomik, sosyal, özlük hakları, eğitimin niteliğine yönelik sorunları ve işkolundan ihraç edilmiş 43 bine yakın eğitim ve bilim emekçisinin durumunu gündeme getirdi. KHK ihraçlarının işe iadeleri, güvenceli çalışma, ekonomik ve sosyal hakları çözülmüş bir ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ için taleplerini ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı ‘2023 Eğitim Vizyonu’ belgesine karşı ‘Nitelikli Eğitim’ kapsamındaki  taleplerinin propagandasını yaptı.

Eğitim Sen, ekim ayında başlattığı imza kampanyası ile bazı taleplerin gerçekleşmesi ve gündemleşmesi açısından önemli bir çaba içerisinde oldu. BES; bütçe, ek zam ve vergi adaletine dair talepler üzerinden faaliyet yürüttü. SES; sağlıkta şiddet yasasının ortaya çıkardığı sorunlar ve yıpranma payı vb. talepleri etrafında işyeri faaliyetini sürdürdü. Tüm Bel-Sen; toplusözleşmeler ve yaklaşan yerel seçimlere yönelik yerel yönetim emekçilerinin taleplerini gündemleştirdi. Ayrıca diğer işkolu sendikaları kendi özgün taleplerini bu dönemde önemli oranda işyeri çalışmalarında kullandı.

‘NEDEN ORTAK HAREKET EDİLMİYOR?’

İşyerlerinde buluşulan farklı sendikaların üyesi ve henüz sendika üyesi olmayan emekçilerin kendi taleplerinin dillendirilmesinden memnuniyet duyduğu, yapılan çalışmalara umutlu baktıkları, fakat henüz bu çalışmalara katılım ve alana gelme açısından kaygılı oldukları, ürkek yaklaştıkları da gözlenen bir durumdu. İşyerlerinde en çok sorulan sorular; başta 3600 ek gösterge, vergi dilimi oranlarının düşürülmesi ve sabitlenmesi, bütün ek ödemelerin temel aylığa dahil edilmesi, krizin bedelinin krizi yaratanlar tarafından ödenmesi vb. üzerineydi. Emekçiler, bu talepler için mücadeleye dair diğer sendikaların ne düşündüğünü ve neden ortak mücadele edilemediğini de sorguladılar.

Bölge mitinglerinin bir başlangıç olduğu, krizin bedelini ödememek gerektiği, bunun için birlikte mücadele edilmesi gerektiği hem mitinge katılanlar hem de sendika MYK’ları tarafından dillendirilen ve paylaşılan görüşlerdi.

BİRLİK SÖYLEMDE KALMAMALI

Bu süreç krizin bedelinin toplumun yüzde 99’una ödettirilmek istenmesinin programı olarak ifade ettiğimiz ‘Yeni Ekonomik Program’ın bertaraf edilmesi ve emekçilerin bu krizden ekonomik ve demokratik hak kazanımları ile çıkması; emekçilerin gemisinin bu fırtınada yüzdürülebilmesi için güç birliği yapmaktan başka yol olmadığı gösteriyor. Fakat birlikte mücadele adına bugün tuttuğumuz pozisyonun bunu sağlamadığı mitinglere katılımdan görüldü.

Bölge mitingleri öncesinde ne her zaman birlikte davranan KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin ortaklaşması ne de yerelde en geniş birlikteliği sağlamada başarılı olunabildi. Bu durum, yaklaşık iki aydır yürütülen çalışmanın en önemli eksikliği olarak kendini hissettirdi. Eğer gerçekten krizin bedelini emekçiler ödemeyecekse; buna uygun mücadele birlikteliklerini hem işyerinden emekçileri birleştirerek, il ve ilçelerde yerel platformlar üzerinden şekillendirerek, hem de diğer sendika ve konfederasyonları birlikteliğe katarak ilerleyebiliriz.

Bu doğrultuda bir yandan işyerlerinde ortak mücadele fikriyatının propagandası yapılırken, bir yandan üstte ortak mücadele için diğer sendikalara, onların şubelerine ve konfederasyonlara ortak tutum alma, krize karşı emekçilerin talepleri etrafında ortak mücadele etme çağırıları ve görüşmeler yapılmalıdır.

Hükümetin ve “yeni sistem”in sahiplerinin karşısında, en geniş emek cephesini birleştirip emekçilerin ve onların örgütlerinin ortaklaşacağı mücadele araçlarını harekete geçirebildiğimiz oranda yosullaşmaya, işsizliğe, güvencesizliğe karşı birlikte mücadele fikrinin yaşama geçmesi sağlanabilir.

ÖNCEKİ HABER

Adalet Bakanlığı: Basın faaliyeti dolayısıyla tutuklu yada hükümlü yok

SONRAKİ HABER

ABD Dışişleri Bakanlığı Avrupa sorumlusu Mitchell'dan istifa kararı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa