02 Ocak 2019 03:32

Devlet 5 yıldır tehdit edilen Münevver Kızıl'ı koruyamıyor

Ayrıldığı erkek tarafından 5 yıldır tehdit edilen Münevver Kızıl, başvurduğu devlet kurumlarının vurdumduymaz davrandığını söylüyor.

Devlet 5 yıldır tehdit edilen Münevver Kızıl'ı koruyamıyor

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Elif Ekin SALTIK
İstanbul

Tuzla Serbest Bölgede faaliyet gösteren Ismaco fabrikasında çalışırken sendikalaştıkları için işten atılan işçilerden biri Münevver Kızıl. Konuşkan ve dirençli bir kadın. Bu direnci sadece fabrikadaki çalışma koşullarına karşı değil, yıllardır kendisini tehdit eden adama, defalarca başvurduğu devlet kurumlarının vurdumduymazlığına karşı da gösteriyor. 

2011 yılında taksi şoförlüğü yapan Seyfettin Tanko ile bir buçuk yıllık bir birliktelik yaşamış. Bu süre zarfında Tanko’nun sık sık sergilediği tutarsız davranışları, tutmadığı sözleri, yalanları nedeniyle ayrılık kararı almış. Daha önce de ayrılık kararı aldığını ancak “ikna edildiğini” söyleyen Kızıl, aldatıldığını da öğrenmiş sonradan. Tam da işten atılıp direnişe geçtikleri dönem, 2013 yılının mart ayında Tanko’dan da ayrıldığı dönem Münevver Kızıl’ın. 

Ondan sonra başlayan şiddet ve ölüm tehditlerinin, yıllardır bitmek bilmediğini söylüyor: “Neredeyse altı senedir şiddetin, ölüm korkusunun ardı arkası kesilmedi. Bana yapılanlar anlatmakla bitmez; tehdit, hakaret, öldürme teşebbüsü, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal... Adıma sahte kimlik düzenleyip hat alma bile var. Benimle alakası olmayan bu GSM hatları nedeniyle bin 500 lira para cezası bile aldım.” 

‘GÜVENDE DEĞİLİZ’

Seyfettin Tanko’nun, 2014 yılında Maltepe Meslek Hastalıkları Hastanesinde yattığı sırada evine girip elektriği kaçak bağladığını ve kendisini ihbar ettiğini anlatıyor Kızıl. 2015 yılında kamyonetini üzerine sürerek kendisini öldürmeye teşebbüs ettiğini, 13 yaşında olan kızını öldürmekle tehdit ettiğini... Sosyal medyada Münevver Kızıl adına hesaplar açıp, telefonlarını paylaşıp isteyen erkeklerle birlikte olabileceğini yazdığını... Fotoğrafını bastırıp üzerine dağdan indiğini, terörist olduğunu ve fuhuş yaptığını yazarak bunları Münevver’in ve kız kardeşinin yaşadığı mahallelere astığını... 

Fotoğrafları ağlaya ağlaya topladığını belirten Kızıl, “Ve bu dosyadan sadece mala zarar verme davası açıldı” diye yakınıyor. Anlattıkça yeniden yeniden yaşadığı bu olaylar karşısında düştüğü çaresizlik nedeniyle intihar teşebbüsünde bile bulunmuş. “Şu an yeniden hayata dönme savaşı veriyorum. Kendimizi hiçbir şekilde güvende hissetmiyoruz” diyor.

‘DEVLETE DEĞİLSE KİME SIĞINAYIM!’

Kolluk kuvvetlerine ve yargıya başvurduğunda karşılaştığı tutumdan da şikayetçi. “Hukukun ne kadar erkek egemen davrandığını görüyorum. Bana destek olmak için gelen kadın arkadaşlarım duruşma salonuna alınmıyor. Hakim kadın olsa dahi sanıktan yana tavır gösteriyor. Gerçek adalet sağlanmıyor. Müştekinin mağduriyetinin üstüne bir de yargı kurumları mağdur ediyor” diyen Kızıl, yine de yılmadan, her seferinde karakola gidip suç duyurusunda bulunmuş. 

Karakolda karşılaştığı tutuma karşı tepkisini ise şöyle dile getiriyor: “Ağlaya zırlaya burnumu çeke çeke Pendik Çınardere Karakoluna gittiğimde polisin alaycı gülmesi, konuşması, ‘Ooo Münevver Hanım, siz burayı ikinci eviniz bellediniz’ demesi benim bu devlete güvenimi sarsıyor. Ben devletin kapısına sığınmayacaksam kimin kapısına sığınayım! Ölmem ya da öldürmem mi gerekiyor? Benim de kızımın da can güvenliği yok ve başımıza herhangi bir şey gelirse bunun failleri bellidir. Seyfettin Tanko ve ağabeyi Mehmet Tanko. Ben şu an Mehmet Tanko tarafından da tehdit ediliyorum. Ve bundan Türkiye adalet sistemi de, kolluk güçleri de sorumludur.” 

KADIN ÖRGÜTLERİ VE BASINI DESTEK OLMAYA ÇAĞIRIYORUM

“Beş buçuk yıldır adliyelerden çıkmıyorum, artık bitsin” diyen Münevver Kızıl, kadın örgütlerine dayanışma çağrısında bulunuyor: “Bütün kadın örgütlerini, sivil toplum örgütlerini ve basını bana destek olmaya çağırıyorum. Beş buçuk senedir adliye kapılarında resmen sürünüyorum. Oturduğum apartmanda komşularım bana kötü gözlerle bakıyor, ‘İmza toplayalım, attıralım’ diyorlar. Bu sadece benim olayım değil, ben bütün kadınların hikayesinin içindeyim. Hâlâ şiddete, ölüm tehdidine maruz kalan kadınlar var, hem onların çığlığı olmak istiyorum hem de hiçbir kadın susmasın diyorum.” 
 

 

ÖNCEKİ HABER

Mahmud Abbas: Yüzyılın Anlaşmasını kabul etmeyeceğiz

SONRAKİ HABER

Sudan’da eylemler sürüyor: Eczacılar başkentte greve başladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa