31 Aralık 2018 05:11
Son Düzenlenme Tarihi: 31 Aralık 2018 07:13

2018'de sağlık: Şu an 500 ilaç temin edilemiyor

Sağlık alanın 2018'ni değerlendiren ATO Başkanı Bulut, kriz ortamının sağlığı çok kötü etkilediğini, ilaç alımlarında sıkıntı olduğunu söyledi.

2018'de sağlık: Şu an 500 ilaç temin edilemiyor

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Derya KAYA
Ankara

Sağlık alanı, kriz gerekçesiyle bazı ameliyatların yapılmadığı ve şiddetin sürdüğü bir yıl yaşadı. Ankara Tabip Odası Başkanı Vedat Bulut, krizin sağlık alanına etkisine dikkat çekerek, şu anda 500 kadar ilacın piyasada temin edilemediğini söyledi.

Türkiye’nin sağlık alanında biyoteknolojik ürünlerin temininde yüzde 80-85 oranında dışa bağımlı olduğuna dikkat çeken Bulut, “Yani ithalat olmasa veya hastanelerin bu malzemeleri alacak parası olmasa sağlık sistemi sürdürülebilir değildir” dedi. On yıl öncesinin SUT fiyatlarında ısrar eden sistem hastanelerinin ameliyat malzemesi satın alamaz, ameliyat yapamaz duruma sürüklendiğini kaydeden Bulut, özellikle 3. Basamak Sağlık Hizmeti sürdürmeye çalışan üniversite hastanelerinin ödemelerini zamanında alamadığını ve aldığındaysa yüzde 30’a varan önemli kesintilerle karşılaştığını ifade etti. 2001 krizinde de pek çok hastanenin benzer sıkıntılar nedeniyle ameliyat ipliği ve pansuman malzemesi bile alamaz hale geldiğini hatırlatan Bulut, “Yüzlerce yerel veya ulusal ölçekli tedarikçi firma iflas etmişti. Ancak o dönemdeki ekonomik krizi dile getirebilen basın organları mevcuttu ve totalitarizm yoktu. Hükümet her alanda sorunları halı altına süpürmek ve görünmez kılmak peşindedir, böylece kamuoyu aldatılmaya çalışılmaktadır” dedi.

ÇOK SAYIDA İLAÇ BULUNAMIYOR

Şu anda 500 kadar ilacın piyasada temin edilemediğini belirten Bulut, özellikle kronik hastalıklar, kanser ve romatoloji alanında kullanılan ilaçların bundan etkilendiğini söyledi. Ücretlendirmeyi yeterli bulmayan bazı ilaç şirketlerinin zaten piyasadan çekildiklerini, ilaçlarını Türkiye'ye sunma ve ruhsatlandırma işini bıraktıklarını ifade eden Bulut, kullan-at malzemeleri olarak tanımlanan kateterler, sondalar gibi malzemelerin temin edilemediğini ve tekrar sterilize edilerek kullanılma yoluna gidildiğine dikkat çekti. Bulut, bazı özel hastanelere ve Sağlık Bakanlığı hastanelerine pozitif ayrımcılık yapılarak ödemeleri yapılırken, üniversite hastaneleri ve bazı diğer özel hastanelerin ödemeleri kısılarak ekonomik açıdan köşeye sıkıştırıldığını söyledi. Amacın üniversitelerde kadrolaşmak ve özel hastanelerin el değiştirmesini sağlayarak servet transferi olduğunu belirten Bulut, “Hastaların 2017 yılında cepten yaptığı yıllık ortalama harcama 500 TL’nin altındayken, şu anda 1000 TL’nin üzerinde” dedi.

Fotoğraf: Evrensel

HÜKÜMET POLİTİKALARI SAĞLIKTA ŞİDDETİ KÖRÜKLEDİ

Sağlık alanında bir başka can yakıcı sorun ise sağlıkta şiddetin her geçen gün geçtikçe artması. Son olarak bu yıl Ekim ayında İstanbul’da görev yapan Dr.Fikret Hacıosman’ın hastanede silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmesi konunun aciliyetle ele alınması gerektiğini gösterirken, Kasım ayında hükümetin “Sağlıkta şiddeti önleyeceğiz” diyerek hazırladığı torba yasa ise şiddete karşı önleyici ve caydırıcı politika ve düzenlemelere sahip olmadığı gerekçesiyle meslek örgütleri tarafından eleştirildi. Bulut da son çıkarılan torba yasada “Sağlıkta Şiddeti Önleme” maddesinin bir önleyicilik içermediğini belirterek, “Aksine hükümet bu alanda popülist davranarak sağlıkta şiddeti körüklemektedir. TTB'nin 2014 yılında sunduğu taslak ve CHP Milletvekillerinin verdikleri yasa önerileri tamamen göz ardı edildi. AKP milletvekilleri kaçak güreşi tercih ediyorlar” dedi. Yeni torba yasanın da ''Sağlıkta Şiddete'' çözüm getirmediğini söyleyen Bulut, son durumda şiddetin hükümet tarafından hekimlere uygulandığını ifade etti. Torba yasadaki anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırı maddelerden bir kısmının halkın desteği ve sahadaki eylemlilikler sayesinde komisyonda ve TBMM Genel Kurulu'nda giderildiğini belirten Bulut, “Torba yasayla güvenlik soruşturması nedeniyle atanamayan hekimlere 450 gün çalışma yasağı kanunlaştı. Bu Anayasa Mahkemesinde reddedilecektir, bu gerçekleşmezse AİHM'den yüksek tazminat yükümlülükleri Türkiye için getirilecektir. Bunu hükümet yetkilileri de biliyor. Bu iptaller gerçekleşene kadar muhaliflerine ne kadar zarar verebilirlerse o kadarını vermeyi planlamışlardır. Sonuçta doğacak tazminat yükünü de bütçeye yükleyerek kendilerinin zarara uğramayacağının rahatlığı içerisindeler” dedi.

‘ŞEHİR HASTANELERİ KARADELİK GİBİ SAĞLIK BÜTÇESİNİ YUTACAK’

Sağlık alanında bu yıl en çok tartışılan konulardan biri de şehir hastaneleri oldu. 2003-2018 yılları arasında 617 hastane inşa etmekle övünen hükümetin bu hastanelerin çoğunu Şehir Hastaneleri için feda ettiğini belirten Bulut, “Ulaşım, doluluk garantileri, ödeme garantileri vb. nedenlerle bu hastaneler bir karadelik gibi sağlık bütçemizi yutacaktır. Orta ve uzun vadede daha nitelikli sağlık hizmeti sağlamayacak bu yatırımlar, kısa vadede de beklentileri karşılamamıştır” dedi. Cumhurbaşkanının Erdoğan’ın “Bu hastanelerin müşterisi inşallah çok daha artacak” sözlerine atıfta bulunan Bulut, “Halk sağlığını korumazsanız elbette hasta sayısı fazla olacaktır ve bunun bir övünme vesilesi olamayacağı açıktır. Bu zihniyete hastaların müşteri olmadığını anlatmaksa olanaksız gibi. Şehir hastaneleri lobileri halk sağlığında yatırımları giderek azaltma yönünde bir baskı kuracaklardır. Zaten bütçe çöküşü nedeniyle ''Halk Sağlığı'' için bütçe kalmayacaktır” dedi.

 

ÖNCEKİ HABER

Cüzdanlara uygun yılbaşı menüsü

SONRAKİ HABER

İzmir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu yeniden aday olmak istiyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa