14 Aralık 2018 15:38

TTB ve İTO: Barışı savunmak suç değildir

TTB ve İTO, hapis cezası alan eski üyeleri için açıklama yaptı: Bu yaklaşımın sahipleri barış talebini ortadan kaldırma suçuna ortak.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve İstanbul Tabip Odası (İTO), hapis cezasına çarptırılan eski üyeleri ve başkanları için basın toplantısı düzenledi. Açıklamada, barışı savunmanın suç olmadığı, hekimlik ve yurttaşlık görevi olduğu vurgulandı.

Kürt illerindeki sokağa çıkma yasakları sırasında yaşanan hak ihlallerinin durması için hükümete çağrı yapan ‘Bu suça ortak olmayacağız’ bildirisini imzalayan akademisyenlere geçtiğimiz yıl ‘terör örgütü propagandası’ suçlamasıyla davalar açılmıştı. Açılan davalar kapsamında yargılanan ve ertelemesiz hapis cezası verilen eski İTO ve TTB Başkanlarından Prof. Dr. Gençay Gürsoy ve Prof Dr. Özdemir Aktan ile cezaları ertelenen Prof. Dr. Şahika Yüksel ve Prof. Dr. Rezan Tunçay için basın toplantısı düzenlendi. Cağaloğlu’ndaki İstanbul Tabip Odası’nda gerçekleşen basın açıklamasında, “Başkanlarımız Prof. Dr. Gençay Gürsoy ve Prof Dr. Özdemir Aktan, üyelerimiz Prof. Dr. Şahika Yüksel ve Prof. Dr. Rezan Tunçay, bütün Barış Akademisyenleri onurunuzdur” yazılı pankart açıldı. Açıklamaya siyasi parti ve meslek örgütü, kitle örgütü temsilcileri ile akademisyenler ve TTB üyesi hekimler katıldı.

CEZA ALAN AKADEMİSYENLERİN 16’SI İTO ÜYESİ

Açıklamanın konusunun ‘barış’ olduğunu söyleyen İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, geçtiğimiz yıldan bu yana 529 imzacı akademisyene dava açıldığını, 63 akademisyene de ceza verildiğini hatırlattı. Barış istedikleri için cezalara çarptırılan akademisyenlerin 16’sının İstanbul Tabip Odası üyesi olduğunu belirten Saip, cezaları protesto etmek amacıyla toplandıklarını ifade etti. TTB Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, TTB’nin her dönem düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırlandırılmasına karşı çıktığını belirtti. Akademisyenlerin son zamanlarda mesnetsiz gerekçelerle mahkemelerde suçlu haline getirilmeye çalışıldığını ifade eden Adıyaman,  hiç kimsenin düşüncesi, sözleri, okuduğu şiir ya da giyim tarzından hedef gösterilemeyeceğini ve suçlanmayacağını söyledi. Adıyaman, TTB İstanbul Tabip Odası’nın başkanlığını, Yüksek Onur Kurulu ve Onur Kurulu üyeliklerini de yapmış olan 4 hekime 11 ve 12 Aralık’taki duruşmalarda verilen hapis cezalarına ilişkin basın açıklamasını okudu.

‘TTB’NİN ETKİSİ AĞIRLAŞTIRICI UNSUR KABUL EDİLDİ’

Adıyaman, “İTO ve TTB başkanlarından Prof. Dr. Gençay Gürsoy ve Prof Dr. Özdemir Aktan ile cezaları ertelenen Prof. Dr. Şahika Yüksel ve Prof. Dr. Rezan Tunçay’ın mahkemeye göre suçları, binlerce akademisyenin imza attığı bir bildiriye imza atmak, bildiri içeriğiyle uyumlu görüşlere sahip olmak ve bu görüşlerde ısrar etmek. 4 meslektaşımız, şiddeti reddeden düşüncelerini ifade etme haklarını kullanmışlardır. Dolayısıyla yaptıklarında insanlık yasalarının ve hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu koşullarda bir suç yoktur.” dedi. Adıyaman, Gürsoy’a üst sınırdan ceza veren İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçesini, kurmacaya ve hukuksuzluğa dayandırdığını söyledi:

“Mahkeme, 2006-2010 döneminde TTB Başkanı olan Prof. Dr. Gencay Gürsoy’u 2016 Ocak ayı ve devamında görevde olan TTB başkanı yapmış, TTB’nin bu dönemde akademisyenlerin düşünce ve ifade özgürlüğünün korunması talebini suç haline getirmiş, TTB’nin hekimlik ve sağlık ortamına ilişkin ürettikleri nedeniyle toplumda oluşan etkisini ise suçun ağırlaştırıcı unsuru olarak kabul etmiştir. Bu yaklaşımın sahiplerine demokrasiyi, hukuku, adaleti, vicdanı ve barış talebini ortadan kaldırma suçuna ortak olduklarını hatırlatmak istiyoruz! Ömürlerini kişisel çıkar ve ikbal beklentisinin çok uzağında; demokrasi, barış, özgürlük, eşitlik, toplum sağlığı ve iyi hekimlik mücadelesi ile geçiren; hekimlerin haklarının korunması ve halkın sağlık hakkına erişimindeki engellerin kaldırılması mücadelesinde sorumluluk alan hocalarımızla gurur duyduğumuzu kamuoyuyla paylaşıyoruz.”

‘SİYASİ REJİM İNŞASI’

2006-2010 dönemi TTB Başkanlığı yapmış olan Gençay Gürsoy da, içinde yaşanılan dönemi ‘hukukun tedavülden kalktığı ortam’ olarak yorumladı. Gürsoy, “50 yıllık TTB ve solculuk deneyimime dayanarak söylüyorum, toplumun değer yargıları, kabullenmeleri, reaksiyonları bakımından böyle bir dönem yaşanmadı. Yaşım itibariyle üç sıkıyönetim dönemine de şahitlik ettim. O dönem askeri yönetimlerin kalıcı olmadığına dair umutlarımız beklentilerimiz vardı. Gelip solu buldozer gibi dağıtıp solu sonra gidiyorlardı. Bu dönemin farkı ise yapının siyasi rejim inşası ile sürmesi. Tüm geçmiş sıkıyönetimler, baskı rejimleri belli bir birikim yaptı ama 2002’den beri yeni rejim inşasının tamamlanmakta olduğunu görüyoruz. Bu dava bunun örneği” dedi.

Gürsoy, 5 Mayıs 1984’te 1300 kişi tarafından imzalanan Aydınlar Dilekçesi’nin imzacılarından biri olduğunu anımsattı: “Aydınlar Dilekçesinden yargılanmıştık o dönem. Dava süreci bugünkü ile kıyaslanmayacak hukuki ölçüde sürdü ve beraat ettik. Bu dönem akademisyenlerin üniversiteden uzaklaştırıldığı, iyi yetiştirilmiş genç öğretim üyelerinin beyin göçüyle ülkeyi terk ettiği bir dönem yaşıyoruz. 7 ay içinde ülkeyi terk edenlerin sayısı benzer ülkelerin önünde.”

‘TTB YÖNETİCİSİ OLMAMIN BEDELİNİ CEZA İLE ÖDEDİM’

Mahkemenin cezanın artırılması ve erteleme konusunda kendisine ayrıcalık yaptığını ifade eden Gürsoy şöyle konuştu:

“Oğlum yaşındaki heyet yargıladı. Duruşma sırasında savunma avukatım, ‘müvekkilim oturabilir mi’ diye sordu. Mahkeme bunu reddetti. Önümüzdeki aylar içinde 80 yaşına varacağım. Oğlum yaşındaki hakim bizi ayakta bekletti. Bunu herkese yapmıyor. Baştan bir hedef alınma olduğu belli. Cezanın artırılmasında savunmam sırasındaki argüman etkili oldu sanırım. Savunmamdaki ‘savaş bir halk sağlığı sorunudur’ cümlesi mahkeme başkanının özel vurgusuna neden oldu. Mahkeme başkanı, ‘Siz bu görüşe katılıyor musunuz’ dedi. Ben de elbette katılıyorum dedim. Ve zannediyorum TTB yöneticisi olmanın bedelini bu ceza ile ödemiş oluyorum.”

‘AVUKATLAR DUVARA KONUŞSA TEPKİ ALMA ŞANSLARI DAHA KOLAY’

Eski TTB Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan da mahkemelerin akademisyen yargılamalarındaki tutumunu eleştirerek, “Avukatlarımız duvarlara konuşsa tepki alma şansları daha kolay. Tüm kararlar kes-yapıştır şeklinde çıkıyor. Bu yargılamalar barışı savunan insanların hanesine onur ibaresi olarak yazılacak” dedi. TTB Onur Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şahika Yüksel ise şöyle konuştu:

“Biz doktorlar zor iş yapıyoruz ama avukatlar da zor iş yapıyor. Sizi dinlemeyen ve değersizleştirmeye çalışanların karşısında hak aramaya çalışıyoruz. Suç ve ceza arasında bir ilişki vardır. Biz bu imzayı attığımız için suçluluk duymuyoruz. Suçluluğu başkaları düşünsün.”

‘REJİMLE BİRLİKTE HUKUK DA İNŞA EDİLİYOR’

Eski TTB Başkanı Prof. Dr. Eriş Bilaloğlu, yargılamaların olağandışı olduğunu ve bunun olağanlaştırılmaması gerektiğini söyledi:

“Herkesin başına geliyor yaklaşımından birbirimizi uyararak çıkmamız lazım. Rejim inşasına bir de adalet, hukuk monte edilmek durumunda. Bu toplantının konusu barış dedik ama hukuk aslında. Barışı talep edenlerin cezalandırıldığı noktadayız. Siyasal inşa sürecinde adalet ve hukuk yok.” Önceki dönem TTB Başkanı Raşit Tükel de, ifade özgürlüğünün AİHS ve Anayasa ile güvence altına alındığını, şiddet içermediği sürece bu hakkın kullanılması gerektiğini belirtti. Akademisyenlerin meslekleri gereği eleştirel olmalarının doğal olduğunu söyleyen Tükel, “Sağlıklı olma hali sadece klinik değil, sosyal ortam ve çevrenin iyileştirilmesiyle mümkün. Çatışma ortamı sağlığı bozuyor. Hekimler olarak barışın hakim olduğu düzende yaşamayı talep ediyoruz. Çok temel bir insan hakkı yargılanıyorsa orda asil yargılamanın olmadığını bilirsiniz” dedi.

DİŞ HEKİMLERİ: DÜŞÜNCEYİ İFADE ETMEK SUÇ OLMAMALI

TTB Geçmiş Dönem Merkez Konseyi Başkanlarından Prof. Dr. Gençay Gürsoy’a “silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçlaması ile 2 yıl 3 ay hapis cezası verilmesi üzerine bir açıklama da Türk Dişhekimleri Birliği’nden geldi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Hiçbir iktidar farklı düşünce ifade edenleri asla susturmamalı, aksine tartışarak en iyinin, en doğrunun bulunabileceği ortamı yaratmalıdır. Bu yöntem ayrıca toplumsal barışın ve huzurun sağlanmasının da olmazsa olmazıdır. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin sadece düşüncesini ifade eden bir kişiyi cezalandırması demokratik toplumlarda asla rastlanmayacak bir olgu iken Prof. Dr. Gençay Gürsoy ‘un bir sağlık meslek örgütü olan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanlığı yapmasının ‘suçu ağırlaştıran’ bir neden sayılması durumun vahametini daha da arttırmaktadır. Görevi adaleti sağlamak, yaşanabilecek haksızlıkları önlemek olan hukukçuların bu davada da Prof. Dr. Gençay Gürsoy’a yapılan haksızlığı bir an önce giderecekleri inancıyla kamuoyunun bilgisine sunarız.” (İstanbul/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

İzmir Barosu: Kazalara sessiz kalmayacağız

SONRAKİ HABER

Kocaeli'de bir kadın, eşinin babası tarafından darbedildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa