13 Aralık 2018 12:17

Mültecilerin medyadaki temsil biçimi hayatlarını etkiliyor

İzmir’de düzenlenen bir toplantıda mültecileri hedef gösteren haberlerin onların hayatlarını olumsuz etkilediğine dikkat çekildi.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

İzmir'de mültecilerin medyadaki temsili üzerine düzenlenen etkinlikte basında çıkan olumsuz haberlerin mültecilerin hayatlarını etkilediği belirtildi. Hak odaklı haberciliğin ise çözüm üretmeye ve toplumsal entegrasyona katkı sağlayacağı dile getirildi.

İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM) ile Gazeteciler Cemiyeti’nin ortaklaşa düzenlediği ‘Mülteci Hakları için Medya ve Sivil Toplum İş Birliği' beşinci ve son atölyesini İzmir'de düzenledi. 2 gün süren ve çok sayıda oturum ile atölyenin yapıldığı etkinliğe mülteci alanında çalışma yürüten  derneklerin temsilcileri ile ulusal ve yerel gazetelerin muhabirleri ve köşe yazarları katıldı.

Program süresince; mülteci tanımı, Suriye krizi ve Türkiye’deki güncel durum, medyada nefret söylemi gibi konular çeşitli üniversitelerden gelen akademisyenlerin ve dernek temsilcilerinin sunumlarıyla katılımcılara aktarılmaya çalışıldı. Proje, mültecilerin Türkiye medyasında temsil edilme yöntemleri ile ilgili farkındalık yaratmak ve yapıcı mesajları yaymak suretiyle mülteciler hakkında eksik bilgilendirme ve yanlış sunumları azaltmak gibi amaçları taşıyor. Daha öncesinde Hatay-Adana-Gaziantep ve Bolu illerinde etkinlikler düzenledi.

'MEDYA TOPLUMSAL ENTEGRASYONU HIZLANDIRACAKTIR'

Proje Koordinatörü Esra Yurt, 4 milyonu geçen sığınmacı sayısıyla Türkiye’nin en çok mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumunda olmasından dolayı konunun medya ayağının da önemini artırdığını dile getirdi. Yurt “Medya, konuyla ilgili kamuoyu oluşturan başlıca aktörlerdendir ve bu aktörün mülteci haberlerine yaklaşımı, politikacıların konuyla ilgili tutumlarını ve ülke halklarının konuyla ilgili fikirlerini doğrudan etkiliyor. Mültecilerin yanlış temsili ve haklarında yanlış veya eksik beyanda bulunulması, bütünleşme sürecine zarar veriyor. Daha iyi bilgilendirilmiş ve hassas medya mensupları iki toplumun entegrasyonunu hızlandıracaktır” dedi.

'TEK ÇÖZÜM ENTEGRASYON'

İGAM Başkanı Metin Çorabatır, mültecilerin yaşadıkları sorunların tek çözümünün entegrasyon olduğunu belirterek “Yani Statü elde ettirmek. Bu da şu demek, ayrımcılık yapılmayacak çalışma ve eğitim hakkı ile yeni bir hayata başlamalarını sağlamak. Mülteci haklarına ilişkin haklara sahip olmalarının yolunu açmak. Böylece ülkeye faydalı olunacak aslında. Onları ekonomiye de katarak bir entegrasyon oluşturulacak. Mülteci haklarına bakıldığında ise normal bir vatandaş kadar hakları olduğunu görüyoruz. Örneğin, bir mültecinin, kendi ülkesindeki hakları elinden almayacaksınız. Mülkiyet hakkı, fikri sanatsal mülkiyet hakkını tanınmalı. Dernek kurma hakkı, mahkemelere ulaşım ve mahkemelerde eşit olanaklar, ücretli çalışanlara izin hakkı, çalışma ve iş kurma hakkı, meslekleri olan avukat, mühendis, doktor gibi profesyonel meslek sahibi kişilere meslek icra etme hakkı, eğitim hakkı... vb haklara sahip olmalılar. Bu haklar ile beraber toplumsallaşma zemini düzenlenmiş ve mültecilerin de üretime bir taraftan katkı sağlamış olduklarını görebiliriz. Çözüm entegrasyon sağlamakta” dedi.

‘MÜLTECİLER İÇİN SUÇLAYICI İFADELER KULLANILIYOR’

Projede bağımsız araştırmacı olan Prof. Dr. Ülkü Doğanay, mültecilerin anlatıldığı haberlerin suçlayıcı olduklarını ifade ederek şunları söyledi:

“Televizyonlarda, gazetelerde hep mültecilerin suç olaylarını, mülteci kadınlara edilen tecavüzleri, mağdur kaldıkları şiddetleri görüyoruz. Başarı hikayeleri olan mültecileri haberlerde göremiyoruz. Mültecileri hep dilenen, hep parklarda, caddelerde yatan kişiler olarak gösteriyorlar. Halbuki onlarda memleketlerinde bizler gibi berberdi, memurdu, işçiydi.”

Mülteciler için kötü yorumların yapıldığını söyleyen Doğanay, “Bu insanlar için ‘Sırtımızdan geçiniyorlar. Çalışmıyorlar. Sürekli çocuk doğuruyorlar’ gibi yorumlar yapılıyor. Aynı denize girmekten bile rahatsız olunuyor. Sanki bu söylediklerimiz sadece Türklere özgü bir hakmış gibi davranılıyor” şeklinde konuştu.

'NEFRET SÖYLEMİ ÇATIŞMALARA NEDEN OLABİLMEKTE'

Medyada mülteciler hakkında çıkan nefret söylemi içeren haberlerin toplumsal entegrasyonu zorlaştırdığını belirten Mülteci Der Başkanı Av. İrem Geçmez de şunları söyledi:

“Olumsuz söylemlerin içselleştirmesine sebep olarak toplumsal çatışmalara ve kitlesel düşmanlıklara neden olabilmektedir. Bu içerikler sebebiyle mülteci kavramı halk tarafından ‘katil, hırsız, dilenci’ gibi kavramlarla özdeşleştirilmekte ve ötekileştirilmektedir. Böylece toplumda, mültecilerle günlük hayatta sürekli karşılaşmaktan rahatsızlık hisseden ve mültecilerin toplum içerisindeki varlığını bir tehdit olarak gören bir kitle ortaya çıkmıştır.”

‘DUYGULARI TETİKLEYEN DEĞİL ÇÖZÜM ÜRETEN MEDYA’

Medyanın mültecilerin insan haklarının korunmasını sağlamaya ve birlikte yaşamanın önünün açılmasında rol oynayabileceğini dile getiren Geçmez “Bu sorumlulukla hareket edilmelidir.  Hak odaklı, mültecilerin seslerini duyurmayı amaçlayan, onların yaşam mücadelelerine odaklanan ve toplumlar arası diyalogu kolaylaştıran, çatışma dilinden uzak, haberin bilgi aktarma boyutuna öncelik veren ve duyguları tetiklemeye değil; bilgi vermeye, çözüm üretmeye ve toplumsal entegrasyona katkı sağlamaya yönelik bir gazeteciliği savunmak büyük önem taşımaktadır” dedi. (İzmir/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Tunus’ta öğretmenlerden maaş protestosu

SONRAKİ HABER

Dersim’de 29 bölge geçici özel güvenlik bölgesi ilan edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa