13 Aralık 2018 04:02

Bir hayal alır mıydınız?

Pelin Yalavaç; Tacim Çiçek'in bilim kurgu ve masal tadındaki romanı 'Bir Hayal Satıcısı'nı yazdı.

'bir hayal satıcısı' romanının kitap kapağı 

Paylaş

Pelin YALAVAÇ

Yazar ve okur bir hayal alışverişinin taraflarıdır belki. Peki bir masal anlatıcısı için de bunu söylemek mümkün mü? Esrarengiz bir şekilde, müşteriler ve ocakçı tarafından fark edilmeden bir kahvehaneye giren ve sonradan kendisini hayal satıcısı olarak tanıtan aksakallı ihtiyar kahvedekilere masal anlatmayı teklif eder, bir sıcak çayın hatırına. Zaten alıcılar da hazırdır ve kurulurlar etrafına.

Masal dinlemeye ikna olan insanlar oldukça hayal satıcısı olmak zor olabilir mi? Masallar hayalidir, hayal dünyamıza açılan kapılardır ama içinde masalların anlatıldığı bu romanda gerçekler bize masallarla dokunuyor: Hem gerçek, hem de masallarla örülü. Yanı başımızda rastlayabileceğimiz karakterler masal karakterleriyle yer değiştirmiş ve adına ‘büyüklere’ diyebileceğimiz masallar çıkmış ortaya ama bu romanın dokusunda sadece. Masal dinleriz ve onlara ihtiyaç duyarız, bunlar aslında gerçeğe ulaşmamızı sağlayan ilmeklerdir.

Gerçeklere masallar aracılığıyla bakabilmek güzel, üstelik bu bakışın sihirli, büyüleyici bir yanı da var. Ama romanın tamamı bizi masal gerçeğine taşıyor: Bazı sorulara okurken yazarın açıklamalarıyla cevap aldığımız, bazılarının cevabı ise bize bırakılan, iç dünyamıza dönmemize ve kendimizce çıkarımlar yapmamıza fırsat tanıyan, okuyucuyu da bir yerde hikayeye katan bir anlatımı var. Bilmece ya da yapboz ile uğraşma tadında. İnsanlara ve olaylara ilişkin soru işaretleri beni kimi zaman yordu ve zihnimde bölünmelere neden oldu ama yazarın tekdüze bir anlatımdan bu sayede uzaklaştığını da görebiliyorum.

KAHVEHANE SAMİMİ HİSLER YARATIYOR

Romandaki karakterler ve ana mekan olarak seçilen kahvehane sıcak, samimi hisler yaratıyor hatta okurun içinde bir sandalye çekip kahvehanedeki gruba katılma ve anlatılan masallara kulak verme isteği filizlenirse şaşırmamak gerek. Romanın içine çekilip, duygusal bir yakınlık kurmamak elde değil.

Ama yine de kahvehane kültürü ve onun başlangıcı olan kıraate dair bilgi düzeyindeki girizgah bir parça metnin temposunu düşürüyor, bu düşüş bu tarihsel bilginin çok da gerekli olup olmadığını sorgulatıyor okura. Ama hemen sonra başlayan hikayeyle her şey yine bütünlük kazanıp ahengini koruyor, tempo yine kazanılıyor. Hatta okur biraz silkeleniyor, dedikodunun varlığını ve kötü yüzünü hatırlıyor bir kez daha.

Metin o kadar kıvamında ki bu haliyle anlatının ana mekanı olan kahvehanede içilecek keyifli bir Türk kahvesi tadında şekeri, kahvesi ve suyu tam ayarlanmış, dumanı üstünde; kitap bittiğinde tadını damakta bırakıyor. Doyuruyor. Ama bir sonrakini bekleme sabrını göstermeye davet eden bir buruklukta.

BİLİM KURGU VE MASAL TADINDA

Romanı tek bir tür içine sokmak çok doğru olmaz çoğu kez. Bu yargı ‘Bir Hayal Satıcısı’ için de geçerli elbette ama yine de birbirine çok uzak mı yoksa çok yakın mı olduğu hakkında kolayca karar veremeyeceğimiz iki türü anmak mümkün: Bir parça bilim kurgu tadı ve bir başka parçasıyla masal.

Kitabı bitirirken başka ikilinin izi kalıyor: Biri yazarın dili, mekan ve karakterleriyle okura yansıtabildiği sıcaklık ve samimiyet duygusu, diğeri merak duygumuzu sürekli tetikleyen ‘gizem’. Romanların içine biraz masalımsı ögelerin konulmasının kaçınılmaz oluşu hayata da biraz masal gerektiğinden olabilir mi?

KÜNYE
Bir Hayal Satıcısı
Tacim Çiçe
kh2o kitap
102 sayfa

ÖNCEKİ HABER

Paralarını alamayan işçiler intihara kalkıştı

SONRAKİ HABER

Hindistan'daki selde ölü sayısı 136'ya çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa