13 Aralık 2018 02:54

'Tahir Abi için Lice davasının peşini bırakmayacağız'

Lice Adalet Arıyor Platformu, Lice Katliamı davasını Evrensel'e değerlendirdi: Tahir Elçi için davanın peşini bırakmayacağız.

Fotoğraf: MA

Paylaş

Orhan KURUL
Diyarbakır

Beraatla sonuçlanan Lice davasını değerlendiren Lice Adalet Arıyor Platformunun Sözcüsü Şiyar Kaymaz, “Bütün olumsuzluklarına rağmen adalet arayışımız sürecek” diyerek, davanın öldürülen avukatlarından Tahir Elçi için davanın peşini bırakmayacaklarını dile getirdi.

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde, 22 Ekim 1993’te Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın şüpheli bir şekilde öldürülmesinin ardından ilçe merkezinde 16 sivilin yaşamını yitirdiği, 36 kişinin ise yaralandığı olaya ilişkin açılan dava 25 yıl sonra sonuçlandı. Karar duruşmasından davanın tek sanığı dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı olan Emekli Albay Eşref Hatipoğlu beraat etti.

Yaşananların tanığı, katliamda eniştesini, arkadaşlarını kaybetmiş davanın müdahili ve aynı zamanda Lice Adalet Arıyor Platformunun da sözcülüğünü yapan Şiyar Kaymaz dava sürecini ve verilen kararı Evrensel’e değerlendirdi. 

‘ÖTELENEMEZ DİYE DÜŞÜNDÜK’

Katliamla ilgili iddianamenin zaman aşımına bir gün kala kabul edildiğini ve yargılamanın ancak 21 yıl sonra, 16 Ocak 2015’te başladığını hatırlatan Kaymaz, “Mahkemenin açılmasıyla biz kurumsal olarak takip etmek istedik ve katliama tanık olmuş, yakınlarını kaybetmiş, evi yakılmış dükkanları yağmalanmış Licelilerle platformu kurduk ve davaya müdahil olduk” dedi. Dünyanın gözü önünde yaşanan bu olayın, ötelenmeyeceğini düşündükleri için davaya müdahillik kararı aldıklarını belirten Kaymaz, “Bir vatandaş olarak mahkemelerde, yaşanan katliamı sorabilmek, mahkemelerden bunu talep edebilmek gibi bir hakkımız var. Hukuk devletlerinde, yaşadığın ihlali gider mahkemede sorarsın. Bu fikirle, yapmadığımız bir şeyi yapıp adalet arayışında bulunalım” diyerek müdahillik hikayesini özetledi.

‘TOPLUMSAL BARIŞA HİZMET EDECEK BİR DAVAYDI’

Davanın kamuoyuna doğru aktarılmasının da platformun kurulma amaçlarından biri olduğunu söyleyen Kaymaz, davaya dair olumlu fikirlerinin daha ilk duruşmada olumsuzlaştığını ifade etti. Bunu da “Biz sanığın mahkeme salonuna getirileceğini düşünürken dava için nakil kararı çıktı. Orda zaten önceden de var olan ‘Adalet çıkar mı kaygısı’ perçinlendi” diyerek anlattı. İlk mahkemede bu işin sonuçlanmayacağını da bildiklerini söyleyen Kaymaz, “Bütün olumsuzluklara rağmen o şey kırılacak diyorduk, mahkemeler bu katliamı teşhir edecek diye düşünüyorduk” dedi. Bu davanın toplumsal bir nitelik taşıdığını söyleyen Kaymaz “Toplumsal barışa hizmet edebilecek bir dava bu dava. Bu yüzden Türkiye için çok çok önemli bir dava niteliğinde. Fakat geldiğimiz noktada, ağacından yaprağına, kuşundan börtü böceğine, askerden sivile o gün Lice’de var olan her canlı bir mağduriyet yaşamışken tek sanık da beraat etti ne yazık ki” dedi.

İSİMLER DEĞİŞTİ KARAR DEĞİŞMEDİ

25 yıl içinde mahkemelerin isimlerinin değiştiğini ancak kararların değişmediğini söyleyen Kaymaz, “Önce DGM’ler vardı, askeri mahkemeler vardı, onların kontrolünde giden bir süreç vardı. Bugün DGM yok belki ama TMK yetkili mahkemeleri var. DGM’nin verdiği kararlarla bugün mahkemelerin verdiği kararlar arasında hiçbir değişiklik yok. Eskiden, DGM’lerde askeri hakim olduğu için kararlarda objektiflik olmuyordu deniyordu peki şimdi DGM de yok, askeri mahkeme de?”  diye sordu. 25 yıl öncesinden bu güne gelindiğinde teknolojiye endeksli olarak beklentilerinin arttığını ve davanın bu aşamada değil de daha ileri bir aşamada olması gerektiğini söyleyen Kaymaz “Mahkemenin söylediklerimizi beyan altına alıp taleplerimizi kabul görüp incelemesi gerekiyordu ancak şu ana kadar bütün taleplerimiz reddedildi. Düşünün keşif istiyorsunuz reddediliyor, Bahtiyar Aydın’ın katledildiği zaman yanında bulunan doktorun dinlenmesini istiyorsunuz reddediliyor, İhsan Batu’nun dinlenmesini istiyoruz reddediliyor ancak sanık Eşref Hatipoğlu’nun avukatı talep ediyor kabul ediliyor. Bu da çok net gösteriyor ki mahkemeler bağımsız değil” dedi.

‘ZİHNİYET CEZALANDIRILMALIYDI’

Davaya dair verilmiş kararı “Bu karar, olayların bir daha tekrar edeceğinin veya edemeyeceğinin garantisiydi. Verilen bu karar Lice’de yaşananların tekrarıdır. Evleri, iş yerleri yakılmış, yakınlarının arkadaşlarının öldürüldüğünü görenler bu kararla bunun bir daha olabileceğini düşündüler” şeklinde değerlendiren Kaymaz, mahkemede de “Burada birisinin cezalandırılmasının çok önemi yok. Bir şahsı cezalandırsanız ne olur cezalandırmasanız ne olur. Burada zihniyete ceza verilmeliydi. Bu da hem topluma hem de bunu yaşamış insanlara huzur verecekti” dediklerini aktardı.     

‘ELBET ADALET TECELLİ EDECEK’

Davanın böyle sonuçlanmış olmasından hareketle devletin ‘sizinle aile duygusu yaşamak istemiyoruz’ hissi yarattığını söyleyen Kaymaz, “Düşünsenize insanlar; sizden hiçbir şey beklemiyor, sizin mahkemelerinize, okullarınıza, hastanelerinize gitmek istemiyor. Karşılıklı ‘aile bağlarının’ zayıflığından başka nasıl açıklanabilir bu duygu?” dedi. “Bu ülkede yaşadığımızı fark ettirmek için, defalarca engel çıkarılmasına rağmen vatandaşlığın vermiş olduğu bütün haklarımızı kullanmak istedik” diyen Kaymaz, davanın bundan sonraki seyrine ilişkin “Bundan sonra normal işleyişe uygun olarak istinaf mahkemesine, ardından Yargıtay, AYM ve oradan da AİHM’ye gideceğiz. Ne çıkar bilmiyorum tabii! Bütün olumsuzluklarına rağmen adalet arayışımızı sürecek” dedi. Diyarbakır Baro başkanıyken öldürülen Tahir Elçi’nin davaya dair çok emeği olduğunu ve sürekli kendilerine ‘Aman ha bırakmayın’ dediğini söyleyen Kaymaz, “Tahir abi için bile olsa bu davayı mutlaka takip edeceğiz. Bu adalet arayışı mutlaka sürecek ve mutlaka bir gün tecelli de edecek” dedi.

ÖNCEKİ HABER

‘Yemen’de ABD yapımı bir trajedi’

SONRAKİ HABER

Salih Tekstil işçileri hakları için imza kampanyası başlattı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa