12 Aralık 2018 09:49

Demokratlıktan Cumhuriyetçiliğe Frank Sinatra'nın siyasi yaşamı

Frank Sinatra, ABD'de müzik dünyası ve eğlence sektörünü değiştirecek kadar güçlü olmasının yanında siyasetle de her zaman yakından ilgiliydi.

Fotoğraf: William P. Gottlieb/Wikimedia Commons

Paylaş

ABD’de 20. yüzyılın en büyük şarkıcılarından Frank Sinatra hayatı boyunca politikayla da içli dışlı oldu. Sicilya göçmeni bir ailenin çocuğu olarak 12 Aralık 1915’te New Jersey’e bağlı Hoboken’de doğan Sinatra, özellikle Demokrat Parti için aktif bir şekilde çalışan annesinin etkisiyle küçük yaştan itibaren özgürlükçü fikirlere yakın oldu.

Bir göçmen çocuğu olarak kendisini her zaman egemen kültürün hor gördüğü siyahlar ve Yahudilerle yakın hisseden Sinatra, tanınmış bir şarkıcı haline geldiği dönemde de siyasi görüşlerini gizleme gereği duymadı.

ROOSEVELT'E BÜYÜK DESTEK

1944 seçimlerinde Franklin Delano Roosevelt’in yeniden seçilmesi için elini taşın altına koydu. Mitinglerde, radyo programlarında konuştu, politik konserlerde siyah şarkıcılarla şarkı söyledi, dans etti, cebinden para harcadı. Öyle ki dönemin sağcı gazetecilerinin de tepkisini çekti ve kendisine sadece “Eğlenceyle” ilgilenmesi salık verildi.

Ancak, 2. Dünya Savaşı sonrası ülkenin içine girdiği antidemokratik atmosferde dahi eğilimlerini gizlemedi. 1945’te oynadığı kısa film ‘The House I live in’ ayrımcılığa karşı duruşunun önemli göstergelerinden biriydi. Bu filmin senaristi Albert Maltz, McCarthy döneminde rejimin hedefi olunca ona sahip çıktı. Ancak baskılar yoğunlaşınca o da kara listecilere boyun eğdi ve Maltz’la yollarını ayırdı. McCarthy dönemi, Sinatra’nın da “Komünistlikle suçlandığı” yıllar oldu.

DESTEKLEDİĞİ KENNEDY'LE ARASI BOZULDU

Roosevelt'in ölümü sonrası Harry Truman için de "sahaya çıktı." 1960’lara gelindiğinde John F. Kennedy’e desteğiyle bir kez daha Demokrat Parti saflarında aktif bir şekilde yer aldığını gösterdi. Bu yıllarda mafya lideri Sam Giancana ile olan ilişkileri sıklıkla gündeme taşındığı için bu destek zaman zaman Kennedy için tartışmalı bir hal almaya da başladı. Nitekim, Kennedy ailesiyle arası bozuldu.

CUMHURİYETÇİ PARTİYE KAYDI

Sinatra, sonrasında Cumhuriyetçi Parti’yle yakınlaşmaya başladı. ‘60’ların “radikal” söylemi ve Vietnam Savaşı karşıtı George McGovern’ın Demokratların başkan adayı olmasının bunda rol oynadığı söylenir.

Sinatra’nın İsrail devletiyle olan ilişkileri de “sağ” çıkışlar yapmasına vesile oldu. Dünya gündeminde İsrail-Filistin gerginliği kendine yer edinmeye başladıkça Sinatra, İsrail lehine sivri çıkışlar yapmaya başladı. Bunlar arasında 1967’deki Altı Gün Savaşı sırasında Mısır lideri Cemal Abdul Nasır’a karşı harekete geçmesi için Başkan Lyndon Johnson’a çağrı yapması, 1982’de Yaser Arafat’ın “Yakalanıp, infaz edilmesi” yönünde gerçekleştirdiği açıklamalar da var.

EN YAKIN BAŞKAN DOSTU: REAGAN

Sinatra’nın Cumhuriyetçilere yaklaştığının ilk göstergesi 1970’te California Valiliği için Ronald Reagan’ı desteklemesiyle oldu.  Cumhuriyetçi Başkan Yardımcısı Spiro Agnew ve sonrasında 60’larda nefret ettiği Richard Nixon’ı 1972 seçimlerinde destekledi.

Reagan, başkanlık için aday olunca 1980 seçimleri öncesi Reagan’ın kampanyasına 4 milyon dolar bağışladı. Bu desteğin karşılığını da fazlasıyla aldı. Reagan günleri, onun Beyaz Saray’a en yakın olduğu  dönem oldu. Reagan, Sinatra’nın suç dünyasıyla olan bağlantılarına ilişkin iddiaları da ciddiye almadığını açıkladı. Sinatra’nın Cumhuriyetçilerle beraberliği George H. W. Bush döneminde de devam etti.  Sinatra’nın Cumhuriyetçi yıllarında da değişmeyen özelliği siyahların haklarına yönelik hassasiyeti oldu. (KÜLTÜR SERVİSİ)

ÖNCEKİ HABER

Gaziantep Polis Okulu'nda öğrenciler zehirlenerek hastaneye kaldırıldı

SONRAKİ HABER

Salihli’de domates hasadı başladı: Üretici de tüccar da memnun değil

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa