10 Aralık 2018 04:19

Denizcilik eğitiminde son durum: İşe alımda en önemli standart torpil

İşe alım standardının torpil olduğu sektörde nitelikli bir eğitim almanın gerçekten bir önemi var mı

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Piri Reis Üniversitesi’nden genç denizciler
İstanbul

Eğitim, hepimizin bildiği gibi en fazla tartışılan konulardan birisi. Dolayısıyla bu tartışmalar denizcilik eğitiminde de ciddi bir şekilde yansıma buluyor. Yaşanan bu sorunlardan dolayı geçen haftalarda İTÜ’de sektörün önde gelen şirketleri, üniversiteler ve izleyici olarak denizci öğrencilerin katıldığı bir denizcilik eğitim çalıştayı düzenledi. Biz de öğrenciler olarak bu etkinliğe katılıp, yaşanan tartışmaları dinleme fırsatı bulduk. Bu yazıda da eğitim çalıştayında sektörün farklı kesimlerinin (armatörler, üniversiteler, öğrenciler) denizcilik eğitimine dair fikirlerini aktaracağız.

İlk söz hakkı sektörün önde gelen şirketlerine verildi. Direk başladılar, mezunlar niteliksiz, stajyerler eğitimsiz. Suçu öğrencilerin iyi ve nitelikli eğitim göremediği üniversitelerde değil de öğrencilerde arıyorlar. Oysa öğrencilerin, sorunlu olarak gördükleri denizcilik eğitimi konusunda tek bir söz söyleme hakları yok. Bu yüzden eğitimin niteliksizliği hakkında suçlanacak son kesim öğrenciler. Buna ek olarak, denizcilik eğitimindeki yetersizliği kendi şirketlerinin gemilerinde gerçekleştirdikleri eğitimlerle kapatmaya çalıştıklarını ve bu eğitimleri yapmak için yüz binlerce dolar harcadıklarını belirttiler.

İŞSİZ SAYISI ARTIYOR

İkinci olarak staj için gerekli kontenjana sahip olmadığını, devletin staj için özel gemiler yapması gerektiğini söylediler. Halbuki staj için gerekli kontenjan sağlayamayan bu şirketler, mezun olduğumuzda bize nasıl iş imkanı sunabilecekler? Tabii ki hepimize yeterli iş imkanı sunulmayacak ve sunulmuyor da. Diğer tüm sektörlerdeki gibi denizcilik sektöründe de işsiz mühendis sayısı giderek artıyor. Oysa denizcilik sektörünün cazibesi onun iş garantisi ve maaşlarındaydı. Ayrıca birkaç şirket işe ve staja alım şartlarından en önemlisinin torpil olduğunu açık ve net bir şekilde ortaya koydu. Hem mezunların ve stajyerlerin eğitiminin niteliksiz ve yetersiz olduğunu söyle hem de ironik bir şekilde işe alımda bir numaralı yöntemin torpil olduğunu söyle. Bu ne yaman çelişki? Bugün bir arkadaşımız 3.5 ortalamaya ve iki yabancı dile sahipken kendine ne staj, ne de iş bulabiliyorsa, sizce sorun nitelikte mi, yoksa şirketlerin torpile öncelik vermesinde mi?

İkinci oturumda söz hakkı denizcilik eğitiminde önde gelen beş üniversitenindi. Ortak bir ağızdan ilk söyledikleri üniversitelerde yeterli sayıda denizcilik eğitimi verecek akademisyenin bulunmadığı, denizde çalışmak daha çok para kazandırdığı için üniversitelerde eğitim görevlisi ve akademisyen olarak çalışmayı tercih etmediklerini söylediler. Peki denizcilik eğitimi verecek yeterli akademisyen yoksa şu anda bu eğitim kimler tarafından veriliyor? Biz biliyoruz. Yeterli akademik eğitim almamış, yıllarca gemilerde çalışmış ama bize bildiklerini aktarmada oldukça sıkıntılı, bizi birer öğrenci olarak değil emir eri, asker, altında çalışan bir eleman olarak gören öğretim üyeleri tarafından. İkinci olarak bahsettikleri öğrencilerin denizciliğe ilgisi olmadan bu bölümü tercih etmeleri ve sonradan ikinci ve üçüncü sınıfa geldiklerinde denizciliği bırakmaları.

REKLAM BAŞKA GEÇEK BAŞKA

Bize sorarsanız öğrencilerin denizciliği bilmeden tercih etmelerinin ilk nedeni Türkiye’deki diğer mesleklerde işsizliğin yüksek ve maaşların düşük olması, denizcilikte de işsizliğin bir sorun olmadığı ve maaşlarının da yüksek olduğu beklentisidir. Bu beklenti denizcilik eğitimi veren üniversitelerin yaptığı “Denizcilikte iş garantisi” vs gibi reklamlarla beslenmektedir. Mesela, okulumuzdaki bu mesleği yeni tercih etmiş öğrenci arkadaşlarımızı dinlediğimizde piyasada verilen maaşın iki üç katı maaş alabileceklerini, istedikleri zaman istedikleri şirketlerin gemisinde iş bulabileceklerini, istedikleri zaman da kafalarına göre işten çıkabilecekleri algısına kapıldıklarını görüyoruz. Bu algı kendiliğinden oluşan bir algı değil. Reklamların ve yanlış yönlendirmelerin sonucunda oluşturulmuş bir algıdır. Bu algıyla okula gelmiş arkadaşlarımız da ikinci, üçüncü sınıfa geldiklerinde soğuk gerçeklerle yüz yüze kalıp, beklentileri boşa çıkınca mesleği bırakma- bölüm değiştirme gibi yönelimlere eğiliyorlar.

Sonuç olarak denizcilik eğitiminde akademisyen eksikliğinin ve çeşitli sorunların hat safhada olduğu üniversiteler tarafından söylenirken öğrencilerin nitelikli eğitim almaları mümkün mü? Haydi diyelim ki mümkün, en önemli işe alım standardının torpil olduğu sektörde nitelikli bir eğitim almanın gerçekten bir önemi var mı?

 


MÜCADELEDEN BAŞKA YOL VAR MI?

Piri Reis Üniversitesi’nden bir grup öğrenci
İstanbul

Dünyanın her yerinde her, meslekte daha iyi haklara sahip olmak için çalışanların birleştiği ve hakları için mücadele ettiği kurumlara sendika denir. Denizcilik alanında da tüm dünyada 146 ülkeden 658 sendikayı içinde barındıran ve 20 milyon üyeye sahip bir federasyon bulunuyor, Adı ITF (Uluslararası Taşıma İşçileri Sendikası). ITF tüm taşımacılık sektörünü kapsayan bir federasyondur. Taşımacılığın yüzde 84'ü deniz yoluyla yapıldığı için denizcilik sektörü ITF'de daha önemli bir yer tutmaktadır. Bizde Piri Reis Üniversitesi öğrencileri olarak ITF Türkiye müfettişi ve sorumlularıyla deniz taşımacılığı ve ITF'in buradaki etkisi, faaliyetleri, amaçları hakkında bir eğitim semineri düzenledik.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra dünyanın en büyük şirketleri, bankaları, armatörler taşımacılık sektörüne hızla yatırım yapmaya başlamıştı. Kapitalist rekabetten dolayı daha fazla kâr elde etmek için işçi maliyetini minimum seviyeye getirmek ve denizcilikteki uluslararası kuralları, yasaları esnetip aşabilmek için bazı atılımlarda bulunmuşlardı. Bunlardan biri elverişli bayraktır. Elverişli bayrak Panama, Malta gibi vergilerin düşük ve kuralların olmadığı ülkelerin bayraklarını gemilere çekerek zorluk yaşamamasıdır. Bu sayede refah seviyesi düşük Hintli, Filipinli ve benzeri ülkelerin vatandaşlarını daha ucuz ve düşük maaşla çalıştırılıyorlar. ITF'de bütün dünyadaki ülkelerin vatandaşları için MLC 2006 adında bir toplu iş sözleşmesi hazırlamıştır ve bunu uygulatmak için denizcilik sendikalarıyla beraber dünya çapında bir mücadele vermiştir. Zorlu bir mücadele sonucunda armatörlerin çoğuna bunu kabul ettirmiştir. Bu sözleşmenin genel kapsamı şu şekildedir; çalışma saatleri, sosyal haklar, minimum maaşlar, iş kazası ve sağlık durumlarında deniz emekçisinin haklarını garanti altına almıştır. Okulda bu konular hakkında gerekli bilinçlendirme çalışmaları yapılmadığı için ancak bu etkinlikte derli toplu ve etraflıca öğrenebilme fırsatı bulduk.

Her şeye rağmen Türkiye denizcilik sektöründe çalışma koşulları yeterli bir seviyeye gelememiştir. Peki bunun için ne yapabiliriz? Geçmişteki denizcilik mücadelelerini göz önünde bulundurduğumuz zaman geriye tek bir çıkış yolu kalıyor. Birleşmek ve haklarımız için mücadele etmek.

ÖNCEKİ HABER

İZBAN yönetimi grev öncesi işçileri suçladı; sendika şirketi yalanladı

SONRAKİ HABER

Ataması yapılmayan Öğretmen Güler Adam intihar etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa