08 Aralık 2018 19:25
Son Düzenlenme Tarihi: 08 Aralık 2018 19:51

Artık işçiler öldükleri için değil direndikleri için gündeme gelececek

3. Havalimanı İşçileriyle Dayanışma Platformu: Artık işçiler öldükleri için gündeme gelmeyecekler, direndikleri için de gündeme gelecekler.

Artık işçiler öldükleri için değil direndikleri için gündeme gelececek

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Eylem NAZLIER
İstanbul

İnsanlık dışı çalışma koşullarına ve iş cinayetlerine karşı başlattıkları eylemlerde tutuklanan ve ilk duruşmada serbest bırakılan işçiler için İstanbul Havalimanı İşçileriyle Dayanışma Platformu basın açıklaması gerçekleştirdi. Taksim’de bulunan Eğitim Sen 2 No’lu şubede gerçekleşen açıklama da “3. havalimanı işçilerinin haklı isyanı yargılanamaz! Daha önce biz kazandık yine biz kazanacağız” pankartı açıldı. Açıklamaya tutuklanan işçiler ve sendika yöneticileri ile HDP Milletvekili Züleyna Gülüm de katıldı.

‘YOL PARAMIZI ÇIKARALIM ÖYLE İŞİ BIRAKALIM DEDİK’

Burada ilk konuşmayı İstanbul Havalimanı işçisi Baran Kırğın gerçekleştirdi. Kırğın, “Ben Siverek’in bir köyünde yaşayan 21 kişilik ailenin çocuklarından birisiyim sadece. İnternette görmüş olduğum ilan üzerine havalimanına geldim. Bize vaat edilen 2500 liralık maaşla biz oradan yola çıktık geldik. 3. havalimanında işlemlerimizi tamamladıktan sonra işe başlamak üzere önce bir iş verenle görüşelim dedik biz görüştüğümüzde bize dedi ki arkadaşlar 'Size 2500 lira maaş vadettik ama maaşınız 1800  liradır'. Burada bizim mecburiyetimizden yararlandılar. Ben 1200 km yoldan gelmişim, yol parası vermişim, üzerimdeki bütün parayı harcamışım; işe gireceğim sıra bana bunu söylüyorlar. İlk günden beri çeşitli sorunlarla karşılaştık. Yol paramızı çıkaralım öyle işi bırakalım dedik” dedi.

‘ZEHİRLENDİM AĞRI KESİCİ İLE GÖNDERDİLER’

“Yemekhanelere gidiyoruz, yüzlerce metre kuyrukta bir saat bekliyoruz yemek alabilmek için” diyen Kırğın, “Biz yemeklerin hijyenik olmadığından dolayı sorunlarımızı anlattık. Kahvaltıda verilen ambalajlı ürünlerin son kullanma tarihinin geçtiğini gördük. Biz onları yemeden ekmekle, çayla kahvaltımızı yapıyorduk. Ben bir ay orada çalıştım, 3 kere zehirlendim. Revire gidiyorum, kusuyorum. Ağrı kesici ile gönderiyorlar. Sabah yağmurun altında servisi bekliyorduk. Hastalandık yine ağrı kesici ile bizi taburcu ediyorlar” diye konuştu.

‘ORTAÇAĞ KOŞULLARINDA ÇALIŞTIK’

Kırğın açıklamasının devamında yaşadıkları problemleri şu sözlerle aktardı:

“Kaynakçı arkadaşımız profile dokunur dokunmaz iki metre fırladı, elektrik çarptı. Ölümden döndü. İş güvenlik uzmanı ne tutanak tuttu, ne de hastaneye götürdü. İşe devam etti. Mesai olarak sabah 8 ile akşam 5 arasında çalışmamız söylendi. Öğlen de 45-50 dakika sırada bekliyorsun ve o yemeği 5-6 dakika içinde yiyip tekrar işe dönmek sorundasın. Eğer geç kalırsan azar işitiyorsun. 1 saat  molam var, bunun 45 dakikası sırada bekliyorum. Gece mesai zorunluluğu oluşturdular. Zorunlu mesai oluşturdular. Akşam 9’a kadar çalışıyorsun, 15-16 saat ortaçağ koşullarında çalışıyorsun. Yattığımız ranzalar kir ve pas içinde. Kapıları kapanmayan otobüslerde bizi taşıyorlar. Tahtakurularında dolayı arkadaşlarımızın vücudunda yara bere halinde olmuş. Dilekçe yazıyoruz, herhangi bir sorun çözülmedi.”

'DARPLA İFADEMİZ ALINDI'

Kırğın olayın yaşandığı güne dair, kötü koşullara karşı binlerce işçinin isyan ettiğini belirterek, “Eyleme ben de katıldım, buna kayıtsız kalmam imkansızdı. Milletvekili Züleyna Gülüm gelmişti. Bizim sıkıntılarımızı sordu. Hangi partiden geldiği bizim için önemli değildir. Söz konusu muhabbette fotoğraflarımız çekilmiş. Gözaltı sürecinde o fotoğraflarımızı gösterdiler. Çirkin itamlarda bulunuldu vekil arkadaşlarımıza. 'Bu o..  kimdir? Bu kancıklar kimdir?' gibi ahlaksız ithamlarda bulunuldu. Ben ilk defa gözaltına alındığım için avukat hakkının tanınması gibi konularda bilgim yoktu. Avukat hakkımız tanınmadı. Bazı arkadaşlarımızın darpla dudakları patlatılarak ifadelerimiz alındı” dedi.

‘BİZ DİRENDİK’

Kırğın cezaevinde uyuşturucu satıcıları arasına konulmasına da tepki gösterdi ve şunları sööyledi:

“21 kişilik koğuşta 50 kişi kaldık. Bizim yanımıza uyuşturucu tacirlerini koydular. Aramızda 18 yaşında olan gencecik olan çocuklarda vardı. Dergiler, kitaplar bize verilmedi. Gazeteler verilmedi. Sürekli yandaş medyanın kanallarını izlemeye maruz kaldık. Biz direndik, kazandığımızı düşünüyoruz. Artık işçiler öldükleri için gündeme gelmeyecekler, direndikleri içinde gündeme gelecekler.”

BABASI SAKATLANDI, KENDİSİ HAPSE ATILDI

Tutuklanan sendika yöneticilerinden DİS/Dev Yapı-İş Genel Başkanı Özgür Karabulut, İnşaat İş Sendikası Basın Sözcüsü Uğur Karabulut ve İş yeri temsilcisi Özkan Özkanlı tek tek söz alarak yaşadıkları süreci paylaştı.

İnşaat İşçileri Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Özkan Özkanlı, tutuklanmalarına neden olan iddianamenin çelişkilerine dikkat çekti. İnşaat işçisi olduğunu belirten Özkanlı, “Benim babamda inşaat işçisi. 2016 yılında bir kaza geçirdi. TIR şoförüydü, işe üç gün önce başlamıştı. Orada arızalı, kaza yapmış kamyonları tamir ederek tekrar sahaya sürüyorlar. Çok tehlikeli bir şey. İşverenin yapmış olduğu eksiklikleri, canlarıyla, sakat kalarak bedelini ödüyor. Babam sakat kaldı. Daha önce kaza yapmış bir kamyon üstüne devrildi. Engelli durumuna düştü. Belki ucuz atlattı ama bunu canıyla ödeyen insanlar var” diye konuştu.

İş cinayetlerini protesto ettikleri için "terörist" olarak yaftalandıklarını söyleyen Özkanlı, “İşverenlerin gözünde sen bir makine parçasısın, rögarlardan çıkarsın, belki üstüne beton dökülebilir” dedi.

Özkanlı ayrıca iş cinayetlerine sessiz kalan İGA Yöneticisi Kadir Samsunlu'nun işçilerin en küçük taleplerine bile cevap vermediğini bildirdi.

Özkanlı, “Defalarca olsa çıkıp yine yaparım, biz burada utanılacak bir şey yapmadık. Sendikacılar olarak bizi işçi arkadaşlarla birlikte yargılamanız onurlandırdı. Baskılar bizi hiç bir şekilde yıldıramayacak” diyerek dayanışma gösterenlere teşekkür etti.

'DEVLETİN GÖREVİ PATRONLARIN YANINDA OLMAK'

Dev Yapı İş Sendikası Genel Başkanı Özgür Karabulut ise, “Herkes üzerine düşen görevi yaptı. Bizim görevimizdi o gün işçi arkadaşların yanında olmak. Mücadeleci sendikacıların göreviydi. Yarın olsa yine yapacağız. Çünkü ben de inşaat işçisiyim, aynı sorunları bende yaşıyorum. Devlet de görevini yaptı. Devletin görevi patronların yanında olmak, patronların çıkarı uğruna işçiye zulmetmekti, bunu da yaptılar. Emniyetinden adliyesine kadar bunları yaşadık” şeklinde konuştu.

'AÇIK HAK İHLALLERİ YAŞANDI'

Avukat Ekin Güneş Saygılı ise şunları söyledi:

"Sendikalı arkadaşlarımız kamp alanında gözaltına alınarak sendikal faaliyetleri engellenmiştir. Müvekkillerimizle görüştürülmedik. Biz de bu suçun mağduruyuz. Bu süreçte cezaevine verdiğimiz kitaplar alınmadı. Destek olmak istedik, buna engel oldular. Açık hak ihlalleri yaşandı. Onların iddianamesini çürüttük. Suçlamalarını yüzüne vurduk. Bir sonraki duruşma  20 Mart’ta. Tutuklanmayıp serbest bırakılan işçilere haftada 3 gün adli kontrol şartı getirdiler. Bu işçilerin memleketine gidip gelmesi gerekiyordu. Hüküm kurulmuş. Adamı çalıştırmıyorsun. Bu bir suçtur, başından beri suçtur. Bu suçlar gizlenmiştir. Bu arkadaşlarımızı yemekhanede yargıladılar. Koskoca İstanbul Başsavcılığı bir salonu işçiye çok gördü."

ÖNCEKİ HABER

Karar bekleyen binlerce güvenlik soruşturması mağduru var

SONRAKİ HABER

Figen Yüksekdağ'a verilen hapis cezası onandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa