Sarı Yeleklilerin kırmızı yeleklilerle imtihanı

Fotoğraf: Elyxandro Cegarra / AA

Sarı Yeleklilerin kırmızı yeleklilerle imtihanı

Ercüment Akdeniz yazdı. 'İhtiyaç olan şey; göçmen ve mülteci işçileri de içine alacak (sermayeden bağımsız) enternasyonalist bir mücadele programı.'

Ercüment AKDENİZ

Fransa’da akaryakıt zamlarını protesto eden ve zamların geri alınmasını sağlayan ‘Sarı Yelekliler’ acaba nasıl bir hareket? Siyasal yönelimi ve toplumsal sorunlara bakışı ne? Konu ulusal ve uluslararası basında etraflıca tartışılıyor.

Sarı Yelekliler, eylemler sürerken 42 maddelik bir talepler manzumesi yayımladı. Bunların içinde göç ve mültecilere ilişkin 6 talep vardı. Mülteciler özelinde sıralanan bu 6 madde, hareketin makro bakış açısını anlamak için de bazı ipuçları sunuyor.

İŞTE O TALEPLER:

1- Fransa topraklarında çalışan bir kişinin aynı maaş düzenine ve haklara sahip olmaması kabul edilemez. Fransa sınırları içinde çalışma hakkı olan herkes Fransız vatandaşlarıyla eşit olmalı ve o kişinin işvereni Fransız işverenlerle aynı vergileri ödemeli.

2- Zorunlu göç hareketlerinin sebeplerine çözüm üretilsin.

3- Sığınmacılara iyi davranılsın. Onlara barınak, güvenlik, temel gıda ve çocuklarına eğitim sağlamak bizim sorumluluğumuz.

4- Dünyanın birçok ülkesinde, sığınma talebine yanıt bekleyen kişiler için ağırlama kampları kurulması adına Birleşmiş Milletlerle iş birliği halinde çalışılsın.

5- Sığınma talebi reddedilenler ülkelerine gönderilsin.

6- Hakiki bir entegrasyon politikası uygulansın. Fransa’da yaşamak Fransız olmayı gerektirir (Tamamlayana sertifika verilmek üzere Fransızca dil, Fransa tarihi ve vatandaşlık bilgisi dersleri verilsin).

YENİ BİR YOL AÇILABİLİR

Sıralanan taleplere bakıldığında karşımıza şöyle bir fotoğraf çıkıyor:

Sokaklar, göç olgusunu ucuz ve güvencesiz bir emek sömürüsü olarak kullanan sisteme “Artık yeter” diyor. Sarı Yelekliler mültecilerin emek dünyasında bir rekabet gücü olarak görülmesine de karşılar. Bu yüzden de çalışma izni alan göçmen/mülteci işçilerin Fransız vatandaşı işçilerle eşit olmasını istiyorlar. Anladığımız kadarıyla bu talep hem ücret skalası hem de sosyal haklar bakımından böyle. Eylemler içinde farklı siyasi eğilimlerden emekçilerin olduğu gözetildiğinde; böylesi bir konsensüste uzlaşılmış olması iyi bir gelişme olarak okunmalı. Zira bu yaklaşım “Hoşgeldiniz mülteciler” ile “Yabancılar defolsun” diye bölünen Avrupa’da emek eksenli yeni bir yol açabilir.

Bu aşamada, aşırı sağcı partilerin ve faşist Le Pen’in bu eğilimi ne oranda istismar edip edemeyeceği ise ayrı bir soru işareti. Avrupa sosyalistlerinin ve politik sefalet derekesine düşmüş sosyal-demokrat partilerin bu gelişmeyi nasıl değerlendirecekleri ise ha keza başka bir sorun. Ama çok daha önemlisi; sınıf çelişki ve çatışmalarının siyasal yapıları neye, ne kadar zorlayacağı.

Fotoğraf: Metehan UD / EVRENSEL

TAVSİYELER ÇELİŞKİLİ OLURSA

Görüldüğü üzere; işin emek boyutu yeni dinamiklere işaret ediyor. Fotoğrafın diğer yarısında ise şöyle bir manzara var:

Sarı Yelekliler “zorunlu göç hareketlerinin sebeplerine çözüm üretilsin” derken bu sebeplerin neler olduğunu söylemiyor. Ya da söyleyemiyor. Yani göçe kaynaklık eden savaş olgusu, emperyalist müdahaleler ve bu müdahaleler içinde Fransa devletinin tutumu es geçiliyor. Dolayısıyla “göç hareketlerinin sebepleri” muğlak bir çözüme havale ediliyor. BM ile iş birliği halinde sunulan proje ise göçü sanki Avrupa dışında kurulacak “ağırlama kampları”nda frenlenmek istiyor. “Sığınma talebi reddedilenlerin geri gönderilmesi” önerisi de bu problemli düşünceyi pekiştiriyor.  

Öte yandan Sarı Yelekliler “Sığınmacılara iyi davranılsın”, “Onların temel ihtiyaçları bizim sorumluluğumuz” derken Avrupa sağının pek de tahammül edemeyeceği pozitif bir tutumla hareket ediyor. Ama bir yandan da çelişkili tutumunu sürdürerek tek taraflı ve yer yer asimilasyonu çağrıştıran bir “entegrasyon” biçimi öneriyor.

SONUÇ OLARAK:

Sarı Yeleklileri gaipten gelmiş ve sarı yelek giymiş insanların gizemli bir hareketi olarak görmek elbette yanlış olur. Çünkü o, sınıf çelişkilerinden, halkın ve sokağın içinden doğmuş bir hareket. Dolayısıyla henüz doğuşunda bünyesel çelişkiler taşıması doğal. Önemli olan bundan sonra onun nasıl bir yola gireceği.

Gelinen yerde Fransa’nın (aynı zamanda Avrupa’nın) Sarı Yeleklileri, Akdeniz ve Ege’yi ‘kırmızı can yelekleri’yle aşan mülteciler konusunda tutarlı bir çizgi geliştirmek zorunda.

Çünkü ne hayat ne de sınıf mücadelesi yalpalamaya izin vermiyor.

Avrupa solu ve demokrasi güçleri de Sarı Yelekliler eyleminden dersler çıkarmak zorunda.  Zira aşırı sağın, ırkçılığın yükselişine karşı sadece sokaklara çıkıp protestoculuk yapmak sonuç vermiyor. Yükselen milliyetçilik ve mülteci düşmanlığı kırılacaksa eğer; öncelikle işçi sınıfı ve yoksullaşan emekçiler içinde olmak gerekiyor. Bu nedenle, emekçi sınıfların ekonomik-sosyal talepleri ve Fransa’yı dalga dalga saran eylemler büyük önem taşıyor.

Son bir not....

Uluslararası tekellerin karşısına “ulusal kalkınma reformları” ile çıkmak ve bunu yaparken “milli tekelleri” es geçmek Sarı Yeleklileri nereye götürür, bu da koca bir soru. Zira bunu bizden ziyade 42 talepli mücadele programı söylüyor.

Oysa ihtiyaç olan şey; göçmen ve mülteci işçileri de içine alacak (sermayeden bağımsız) enternasyonalist bir mücadele programı. Fransa, buna hem sokakta hem de kendi devrimci tarihinden öğrenerek ulaşabilir mi? Bunu birlikte göreceğiz.

 

www.evrensel.net